Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Istanbul’un Fethinin 565. Yili Özel Programinda yaptigi konusmasi

 

İstanbul Büyükşehir Belediyemizin kıymetli yöneticileri, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Bugün 14. gününü tamamladığımız Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum.

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerife Rabbim bizleri kavuşturduğu gibi, inşallah bayrama da kavuşturur.

Rabbimden tuttuğunuz oruçları, eda ettiğiniz ibadetleri, yaptığınız hayırları katında kabul ve makbul eylemesini diliyorum.

Bugün aynı zamanda İstanbul Fethinin 565. Yıldönümü. Şairin ifadesiyle: “Cihanın yarısı gök, önünde şehit şehit durmuşuz. Cihanın yarısı İstanbul, almışız.” İşte bu İstanbul’un fethini bugün bir kez daha coşkuyla kutluyoruz.

Bu vesileyle Rabbime şöyle niyaz etmek istiyorum: Rabbim, bu şehri fetheden komutan Fatih Sultan Mehmet Han’dan, kendisinin manevi rehberleri olan Akşemseddin’den Molla Gürani’ye kadar tüm alimlerden, bu şehri fetheden askerden, bu şehrin asırlardır bizim olarak kalması için mücadele eden herkesten razı olsun.

Ya Rab, Fatih’in İstanbul’u fethetmesini sağlayan inançla, azimle, kararlılıkla, bize de her gün yeni gönüller fethetmeyi nasip eyle.

Ya Rab, şahadetleri dinin temeli olan ezanların kıyamete kadar bu şehrin üzerinde yankılanmasını sağla.

Ya Rab, her köşesi bir başka evliyanın, gönül sultanının mekanı olan bu şehrin üzerindeki manevi zırhı kıyamete kadar muhafaza eyle.

Ya Rab, kimsesizlerin kimsesi, gariplerin son sığınağı olan bu şehri sen koru.

Ya Rab, bu şehrin ve vatanımızın fethi için, korunması için asırlardır bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen şehitlerimizin şahadetini sen kabul eyle.

Allah’ım, dualarımızı kabul eyle, amin.

Kardeşlerim; İstanbul’un fethi, bizim için ne kadar sevindirici, ne kadar iftihar verici bir hadiseyse, birileri için de o derece bir büyük felaket günüdür. Biz bu şehrin sokaklarına zulüm 1453’te başladı diye yazanları unutmadık. Bizans askerlerinin kostümleriyle polisimizin, jandarmamızın karşısına dikilenleri unutmadık. 15 Temmuz gecesi tankları alkışlayanları, kontrolü darbe diyerek milletin zaferine gölge düşürmeye çalışanları unutmadık. Bayrağımızı görmeye tahammülü bulunmayanları, ezandan rahatsız olanları, pasaportundan utananları unutmadık. Hiç uzağa gitmeye gerek yok, 24 Haziran seçimleri sürecinde yaşadıklarımız bile tek başına bu gerçekleri göstermeye yeterlidir. Bu seçimlerde dış politika vaatlerini Türkiye’nin ve Türk milletinin çıkarlarına göre değil, Bizans’ın günümüzdeki temsilcileri olarak gördüğü güçlerin taliplerine göre sıralayan partilerle yarıştığımız biliyoruz.

Türkiye’ye terörle mücadeleden ekonomik şantaja kadar her konuda saldıranların ağzıyla dış politika perspektifini kuranlar, İstanbul’un fethini hala hazmedenlerdir.

Tüm dünyanın Batı ülkelerinde yükselen İslam düşmanlığından endişe ettiği bir dönemde, seçim beyannamesinin tamamında İslam ifadesini sadece İslami radikalizm kavramıyla geçiren bir parti, elbette Fatih’in mirasına sahip çıkmayacaktır.

Cumhuriyeti kuran parti olduğunu iddia ettikleri halde, milletimizi bölmek, ülkemizi parçalamak, devletimizi yıkmak için çalışan bölücülerin payandası haline gelenler, Atatürk’ün mirasına da ihanet ediyorlar.

Darbelerin, cuntaların vesayetin ülkemize yaşattığı bunca acıya rağmen, hala 27 Mayıs darbesini savunabilenler, bu ülkenin geçmişini mahvettikleri yetmiyor gibi, geleceğine de göz dikmişler gibidir. Biz 16 yıldır işte bunlarla mücadele ederek ülkemizi demokraside ve ekonomide büyüttük, geliştirdik, ileriye taşıdık. Bugün de hala zihniyetle mücadele ediyoruz. Ecdadımız Fatih’in İstanbul’u fethederken sahip olduğu inanç, kararlılık, azim, vizyon neyse, bugün bizim Türkiye’yi 2023 hedeflerine, 205’e, 2071’e taşıma konusundaki duruşumuz da aynıdır. İşte bunun için erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi şahlandıracağız diyoruz. İşte bunun için vakit Türkiye vakti diyoruz.

Kardeşlerim; İstanbul bize ecdadın en kıymetli emanetidir. Bu şehirle bağımızı ne kadar muhkem tutarsak, ülkemize verdiğimiz hizmetleri de o denli büyütebiliriz. Kalp durursa, diğer organlar da görevlerini yerine getiremez. İstanbul Türkiye’nin kalbidir. Bunun için İstanbul’un üzerine adeta titrememiz gerekiyor. Sadece yaptığımız hizmetlerle değil, aynı zamanda İstanbullunun gönlünü de kazanarak bu şehre sahip çıkabiliriz.

Sabahleyin aday tanıtımında bir şey söyledim burada, biliyorsunuz bu gördüğünüz bölge eskiden Sütlüce Mezbahanesiydi. Benim de doğup büyüdüğüm yer bu bölgedir. Belediye Başkanlığımda bu mezbahaneyi biz bir kültür merkezi, bir kongre merkezine dönüştürelim dedim. Çünkü Haliç kokuyordu, leş ve Haliç adeta kara parçası haline gelmişti. Dedik bir karar verelim, ne yapacağız? Önce Haliç’i temizlememiz lazım, burayı da mezbahane olmaktan çıkartıp bir kongre merkezine dönüştürelim dedik. Bütün üniversitelerle görüşmelerimizi yaptık, yurt dışıyla görüşmelerimizi yaptık, Alibeyköy’de devasa bir o zaman taş ocağı vardı, dedik ki, buradan çıkan bütün o çamuru, batağı oraya taşımamız lazım. Farklı bir teknoloji uyguladık, 9,5 kilometre buradan Alibeyköy’deki o taş ocağı, 5 milyon metreküp buradan çamuru oraya pompaladık ve o taş ocağını doldurduk. Dolduruyoruz ama, oradaki balçık kalıyor, su tekrar kirli buraya dönüyor. Şu anda Viaport olan yer var ya, işte orası buradan oraya aktarılan çamurlarla dolan yerdir. Çevreci biziz, o bir çevre şaheseri olarak şu anda yapıldı, hem orada çocuklar için eğlence parkları, bir taraftan yeşil alanlar. Ve Haliç’i ne yaptık, kurtardık, artık burada balık avlanıyor.

Ve teknolojiyi tabi –şimdi Veysel Hoca da havaya girecek- bir taraftan Boğaz’dan buraya aynı zamanda bağlantıyı kurduk, çünkü sirkülasyon lazım, Boğaz’dan buraya da suyu aktardık, buradan sirküle etmek suretiyle Haliç’i de hamdolsun tertemiz hale getirdik.

Bitmedi, burayı da sağ olsun benden sonraki arkadaşlarım, işte en son Kadir Beyin döneminde de burası bitirilmiş oldu ve Haliç Kongre Merkezine, şu gördüğünüz esere böylece ulaşmış olduk. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Şimdi burada bu törenlerimizi yapıyoruz.

Ve 1994 yılında Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini devraldığımız İstanbul’la, bugünkü İstanbul arasında dağlar kadar fark var. Niye? Bu bir aşk; biz İstanbul sevdalısıyız dediğimizde bunu kastettik. Böyle laf ile aşk olmaz. Ama şunu söyleyeyim: Aşkınan koşan da yorulmaz.

Sokaklar çöp dağlarıydı, hava kirliliği almış başını gidiyordu, musluklardan su akmıyordu, ta Istranca Dağları’ndan İstanbul’a dağları delerek su getirdik; olmaz diyorlardı, oldu. O gün-bugün artık İstanbul’un su sıkıntısı yok. Benzin istasyonları gibi su istasyonları vardı, artık bunlar kalmadı; bu iş aşk işi. Birilerinin şimdi dediği gibi, çıkıp şuna karşıyım, buna karşıyım. Ya siz hayat boyu neye karşı olmadınız ki?

İşte başındaki zat Ana Muhalefetin başında, yanılmıyorsam 91 yılı, bir söyleşisi var, Sabiha Gökçen’e karşı. Niye Sabiha Gökçen’e karşı biliyor musunuz? Diyor ki, bak buraya uçak iniyor mu? Ya uçak inmeyebilir, sen buraya uçak indireceksin. Bak bizim iktidarımız döneminde Sabiha Gökçen yapılmadı, bizden önce yapıldı. Biz iktidara geldiğimizde, doğru, Sabiha Gökçen’e hakikaten uçak filan inmiyordu, aklımda kaldığı kadarıyla da 750 milyon dolara filan mal oldu orası. Ama uçak inmeyen Sabiha Gökçen’e, biz geldikten sonra uçak inmeye başladığı gibi, yetmez hale geldi, yetmez hale geldiği için de yeni pistler, yeni terminal binaları yapmaya başladık. Ey Kılıçdaroğlu, bu iş öyle durup dururken olmuyor, iş bilenin kılıç kuşananın.

Ve şu anda bak Sabiha Gökçen de yetmedi, öyle mi, Atatürk Havalimanı da yetmedi. Ne oldu? İstanbul’da şimdi dünyanın ilk 3 içerisindeki havalimanını hamdolsun yapıyoruz ve 29 Ekim’de de inşallah onun ilk etabını açacağız. İlk etapta ne var? 90 milyon/yıl yolcu kapasitesi var ve bu 2023’te 150 milyon.

Ve şimdi buradan vaadimizi söylüyoruz, şu andaki Atatürk Havalimanının olduğu yeri de inşallah Osmanlı’da olduğu gibi millet bahçesi haline getiriyoruz. Şimdi o dev araziyi, Amerika’daki Central Park’ın 3 katıdır, fazlası var azı yok, Hyde Park’ın zaten 8-9 katı, öyle bir millet bahçesine inşallah İstanbul’umuz sahip olacak.

Ve diyor ki, ben dokundurtmam. Şimdi buna sorarsan, bunlar aynı şekilde üçüncü havalimanını zaten yaptırtmazdı. Ya diyor par yok diyor, neyle yapacaksın diyor. Anlamazsın ki, kaynak çeşitlendirmesi nedir, kaynak çoğaltmak nedir anlamazsın. Bunlar ne BOT’tan anlar, ne PPP’den anlar, ne bunlar kamu-özel ortaklığından anlar. Ya bizim yaptığımız yatırımların şu anda büyük dev yatırımların çoğu böyle.

Bak ben buradan şimdi bir tavsiyede bulanayım, BOT’i öğrenmek isteyebilirsin, PPP’yi öğrenmek isteyebilirsin, kamu-özel ortaklığını öğrenmek isteyebilirsin, seçimden sonra sana özel ücretsiz bunun dersini verebiliriz, fırsatımız olacak ondan sonra. Ama 24 Haziran’ı bir aşalım, çünkü şimdi işimiz çok.

Bak, arada sırada herhalde Yalova’ya gidiyorsundur, Yalova’ya giderken Osman Gazi Köprüsünü kullanıyorsundur. Osman Gazi Köprüsü işte çok daha rahat seyahat edebilmen için. Yalova’dan da İstanbul’a gelirken herhalde orayı yine kullanıyorsundur. Ya bizim paramızla yapılmadı bunlar, bunlar işte oradaki müteşebbisler, ortaklaşa burayı yaptılar ve belli bir kullanacaklar, kullandıktan sonra da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bırakacaklar. Yavuz Sultan Selim Köprüsü öyle, Marmara öyle, Avrasya tüneli öyle, bunların hepsi böyle yapıldı, ama bunlar anlamaz. Bizim icraatımızın ulaştığı yere bunların hayalleri bile ulaşamaz.

Atatürk Havalimanı sahası yanında Başakşehir, Maslak, Pendik ve Bakırköy’de de 4 tane büyük millet bahçesi kuruyoruz, bunu da bilesiniz. Bunlar muhteşem şeyler olacak, İstanbul’u kuşatacağız. Ayrıca şehrin çeşitli yerlerinde de 30 yeşil alan oluşturuyoruz.

Başakşehir ve İkitelli’de iki ayrı şehir hastanesi yapıyoruz. Biliyorsunuz İkitelli’deki hızla devam ediyor, inşallah karşı taraftaki de hızla başlayacak.

Ama Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezini biliyorsunuz yıktık, muhteşem bir proje, şimdi o projeyi de hayata geçireceğiz ve Türkiye’nin en büyük opera binasını inşallah orada kuruyoruz, her şey bitti ve iş artık başladı. İstanbul’un şanına yakışır bir eser.

Rami Kışlasını ülkemizin en büyük kütüphanesine dönüştürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki kütüphanenin kitap hacmi 5 milyon, ama Ram Kışlasındaki kütüphanemizin kitap hacmi 7 milyon olacak, bu da başladı. Ve bunlar inşallah 24 saat sürekli açık, vatandaş 24 saat genci-yaşlısı buralardan istifade edecek.

Kuleli Askeri Lisesini de müze olarak şehrimize kazandırıyoruz. Haliç tersanesini bilim ve teknoloji merkezi haline getiriyoruz. Marmara Deniz’inin çevresini otoyolla kuşatıyoruz. Bunların böyle bir derdi var mı, duydunuz mu böyle bir şey? Böylece İstanbul’dan hangi istikamete giderseniz gidin, hızlı ve konforlu seyahat imkanına kavuşulacak.

3 katlı büyük İstanbul tüneli de yeni dönem projelerimiz arasında yer alıyor Boğaz’da.

İstanbul’un şehir içi metro hatlarının uzunluğunu bin kilometreye çıkartacağız. Bunun yanında, önümüzdeki dönemde daha pek çok yatırımla İstanbul’a hizmet etmeyi de sürdüreceğiz. İstanbul’a ne yapsan az, burası muhteşem mübarek bir şehir. “…” Sevgili Peygamberimizin methine mazhar olmuş böyle bir şehir, buraya hizmet yakışır.

İstanbul’a kazandırdığımız yeni bir manevi zırh olarak gördüğüm Çamlıca Camii’ni de inşallah 10 Haziran’da Kadir Gecesinde ibadete yetiştirmek istiyoruz. Fakat arkadaşlara söyledim, bak öyle yarım yamalak yok, yetiştirecekseniz yetiştirin, yetiştirmeyeceksiniz o zaman yetişeceği zaman yetiştirelim, illa seçim filan diye böyle bir şeyin içerisine girmeye gerek yok; ama muhteşem bir eser.

Sözlerimi Aşık Veysel gibi; “seversen olayım yârin İstanbul” diyerek tamamlamak istiyorum.

Bir kez daha Fethin 565. Yıldönümünde İstanbul’un askeri ve manevi fatihlerini rahmetle, hürmetle, kemali edeple yad ediyorum.

Yarın Fatih Camii’nde biliyorsunuz Fatih Sultan Mehmet Han’ın Türbesinin restorasyonu da bitti, onun da açılışını yapacağız. Ve aynı zamanda Rahmeti Rahmana kavuşan Profesör Doktor Semavi Eyice Hocamızın da öğle namazında cenazesi oradan kalkacak, Osman Çataklı Hocamızın yine Profesör Doktor cenazesi oradan kalkacak, Allah rahmetiyle inşallah onlara da tecelli eylesin diyorum.

İstanbul’a hizmet teme şerifine nail olan, bu büyük sorumluluğu üstlenen sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla diyorum. Allah yar, yardımcımız olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.