Cumhurbaskani Erdogan’in muhtarlarla iftar programinda yaptigi konusmanin metni
… güzel bir eseri ülkemize, milletimize kazandırmaya bizleri vesile kıldığı için Allah’ımıza hamdolsun. Ve bu ilk iftar soframızda muhtar kardeşlerimle burada birarada olma fırsatını bizlere verdiği için Allah’ımıza hamdolsun.
Çünkü sizler ülke siyasetinde, devlet yönetiminde en üst noktada olanla halka irtibatta demokrasinin en alt basamakları olan muhtar kardeşlerimizsiniz. Siz olmazsanız demokrasi olmaz, siz varsanız demokrasi var, çünkü bana da vurmak istedikleri zaman öyle vurdular, muhtar bile olamaz dediler. Ama muhtar bile olamaz dedikleri Erdoğan, işte bugün Cumhurbaşkanı olarak karşınızda.
Değerli muhtarlarımız, kıymetli kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, milletin evine, bu gazi mekana, inşası yeni biten sergi salonumuza hoş geldiniz.
Muhtarlar toplantımızın 47’ncisiyle sizlerle biraradayız. Bugün de Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Bursa, Çankırı, Çorum, Düzce, Eskişehir, İstanbul, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Konya, Kütahya, Manisa, Samsun, Sivas, Tokat, Yozgat ve Zonguldak’la biraradayız.
Toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve elbette muhtarlarımız için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.
Bu toplantımızı gerçekleştirdiğimiz Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin en yeni birimi olan bu sergi salonumuzu ilk defa sizlerin teşrifiyle hizmete açmış bulunuyoruz. Salonumuzun hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum.
Bu güzel eserin ülkemize ve Külliyemize kazandırılmasında emeği geçen tüm arkadaşlarımı, mimarından mühendisine kadar, işçi kardeşlerime kadar herkesi tebrik ediyorum.
Biliyorsunuz daha önceki muhtarlar toplantımızı, toplantılarımızı ana binamızın altındaki 400 kişilik toplantı salonumuzda yapıyorduk, yemeğimizi de giriş kattaki kış bahçemizde yiyorduk. Bu şekilde tam 45 toplantı yaptık. Geçtiğimiz yılki toplantılarımızdan birini de kültür ve kongre merkezimizde gerçekleştirdik. Tabi ülkemizde 50 bini aşkı muhtar olduğunu düşündüğümüzde, 3,5 yıla yakın bir süredir oldukça da sık aralıklarla toplantılarımızı gerçekleştirmemize rağmen henüz yarıya ancak ulaşabildik. Neredeyse her toplantımızda idealimizin 2 bin muhtarımızla aynı anda biraraya gelip ardından yemeğimizi yiyebileceğimiz işte bu mekanda sizleri ağırlamak olduğunu ifade etmiştim. Nasip bugüneymiş ve bugün yaklaşık 2500 muhtarımızla biraradayız. Tıpkı camimiz, kongre ve kültür merkezimiz, hemen yan tarafta şu anda inşası yakında tamamlanacak olan Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi gibi, sergi salonumuzun da Ankara’nın ve ülkemizin önemli bir ihtiyacını karşılayacağına inanıyorum. İnşallah Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi de bittiği zaman, orada 5 milyon cilt kitap olacak, 24 saat halkımıza açık olacak, gençlerimiz 24 saat orada gelip dersini çalışabilecek, kitap okuyacak, orada kekini, çayını, kahvesini ücretsiz olarak almak suretiyle gençliğinin ve Cumhurbaşkanlığı makamıyla tadına ulaşmış olacak.
Şimdi bir şey daha yapıyoruz, bugün Hatay’da onu açıkladım, o da nedir? İnşallah tüm illerimizde millet kıraathaneleri kuracağız; iskambil, okey-mokey oynama yeri değil ha, millet kıraathanesi, yani içinde yoğun bir şekilde kitapların olduğu. Ve orada da yine şu anda projeleri arkadaşlarım hazırladılar, onların takdimini televizyon programında yapacağım, 100 metrekare, 200 metrekare, 400 metrekare ebadında bu tür ilçelerimizin büyüklüğüne göre millet kıraathaneleri ve bunun da yine içinde kitaplarımız olacak, aynı dediğim şekilde bir köşesinde kahvesi, çayı, keki vesaire olacak. Benim vatandaşlarım, hani eskiden gazeteler okunurdu sadece, ama şimdi gazeteleri olacağı gibi kitapları olacak, dergileri olacak ve orada gelip o mahallenin, o muhitin sakinleri orada dersini çalışabilecek ve böylece orası ailelerin, gençlerin bütünleşme, birleşme ve birbirlerine sinerji verme yeri olacak. İnşallah bunların da hemen süratle, onlar bizim için leblebi-çekirdek, hiç vakit almaz, anında onları bitireceğiz. Şu
anda, bu akşamki programda da açıklayacağım, inşallah projelerle birlikte zaten partimizin bir kısım belediyeleri benzer çalışmayı yapıyor, ama biz bunu şimdi inşallah Cumhurbaşkanlığı olarak çok daha farklı bir şekilde uygulamaya koyacağız.
Üst taraftaki ana bina ve iki bloğumuz sadece Cumhurbaşkanlığının hizmetlerine mahsus iken, bu eserlerin tamamı da milletimizin kullanımına açık. Şimdi Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 24 saat, zaten şu an itibarıyla yaklaşık 1 milyon, 1,5 milyon cilde yakın kitap elimizde var, daha da geliyor. Ve bunu sadece ulusal değil, uluslararası bazda bu kütüphanemiz ses getirecek. Benzerini İstanbul’da da eski Rami Kışlası var, Rami Kışlası’nı da yine aynen burası gibi kütüphaneye dönüştürüyoruz, orası da 7 milyon cilt kitap alacak şekilde yapılıyor, onu da bitireceğiz inşallah.
Camimiz günde 5 vakit şehir içinden ve dışından gelen kardeşlerimizle maşallah hiç boş kalmıyor. Kültür ve kongre merkezimiz pek çok önemli toplantıya, etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Kütüphanemiz faaliyete geçtiğinde ülkemizin en büyük hacimli ve en modern altyapıya sahip kütüphanesi olacak, çünkü dijital yapıya da ne yapacağız, geçeceğiz. Sergi salonumuz pek çok önemli etkinliğe ev sahipliği yapabilecek kapasite ve donanıma sahiptir. Yine bu bina bünyesinde yer alan aşevimiz de tarihimizdeki önemli bir geleneğinin yaşatılmasına vesile olacak. Gerçekten muhteşem bir aşevimiz var, mutfak tek kelimeyle muhteşem, o hizmetleri burada göreceğiz.
Bizim işimiz, Türkiye’ye eser kazandırmaktır. Ülkemize kazandırdığımız eserler bizim milletimiz nezdindeki ibra belgelerimizdir, beraat belgelerimizdir. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni satmaktan, yıkmaktan, kapatmaktan bahsedenler, önce gelsinler, buradaki şu eserleri bir görünsünler, burada verilen hizmetleri de incelesinler. Kendilerinin ömrü hayatlarında geride bıraktıkları böyle bir eser var mı? Önce bunu söylesinler. Yıkmakla ülke kalkınmaz, kapatmakla milletimize hizmet verilmez, Türkiye’yi geri götürmekle muasır medeniyet seviyesine ulaşılmaz. Hele hele yalanla, iftirayla, çarpıtmayla, elde edilecek hiçbir başarı olmaz. Biz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla başladığımız, ardından Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığıyla sürdürdüğümüz şekilde milletimize eser kazandırmaya, hizmet vermeye devam edeceğiz. İnşallah 24 Haziran’dan sonra daha büyük ve daha iddialı hedeflerle milletimizin hizmetinde olacağız.
Kardeşlerim, Türkiye’nin yaşadığı değişimin, dönüşümün, kat ettiği mesafenin büyüklüğünün en yakın şahitlerinden biri de siz muhtarlarımızsınız. Muhtarlarımızın bilgileri, görgüleri, tecrübeleri ne kadar artarsa, hem kendi mahalle halkına o kadar güzel hizmet verebileceklerine inanıyoruz. Sizlere İçişleri Bakanlığımız bu akşam birer zarf ve birer form verdi ve orada tüm muhtarlarımız kendi mahalle veya köyleriyle ilgili sıkıntılarını ne yapacak, o forma kaydedecek ve İçişleri Bakanlığımız da bunu kendisi bizzat ekibiyle takip edecekler. Ve oralardan ilgili bakanlıklarımız vasıtasıyla da sorunların çözümüne ulaşacağız.
43. toplantımızda İçişleri Bakanlığımızdan muhtarlarımıza Endülüs ve Kudüs gibi medeniyetimizin sembol şehirlerini göre imkanı tanınması hususunda çalışma yapılmasını istemiştim. Şu ana kadar 3 ayır muhtar grubumuzun Endülüs’e gittiğini öğrendim. Maliyeti sponsorlar tarafından karşılanan bu proje bayramdan sonra da devam edecek. Mutlu oldum, sevindim.
Şimdi buradan sizlerle birlikte, tüm muhtarlarımıza, tüm milletime sesleniyorum, lütfen Türkiye’nin bundan 16 yıl önceki haliyle bugünkü halini şöyle zihninizde bir karşılaştırın. Yaşı buna müsait olmayan gençlerimiz eski Türkiye’nin halini babalarından, annelerinden, diğer büyüklerinden sorarak bu mukayeseyi yapsın.
Eğitimde Cumhuriyet tarihinin ilk 79 yılında ne kadar derslik yapıldı biliyor musunuz? 343 bin 79 yılda, biz ise 16 yılda 284 bin dersliği ülkemize kazandırdık. Hükümete geldiğimizde, bakın bu da çok önemli, ülkemizde ne kadar öğretmen vardı biliyor musunuz? 526 bin. Biz 16 yılda buna 585 bin öğretmen daha ilave ettik, 526, biz ona 585 bin öğretmen ilave ettik. Bu yıl atanacak 20 bin öğretmenle sayı 605 bine çıkacak. Şu anda okullarımızda 905 bin öğretmen görev yapıyor. Ama çıkıyor Ana Muhalefetin başındaki zat diyor ki, ne kadar diyor atanma bekleyen öğretmen varsa hepsini atayacağım diyor. Ya dürüst ol be, yalan konuşma, doğru konuş. Sen bütçe nedir bilir misin? Eğer senin bütçen buna müsaade ediyorsa bunları atarsın, yoksa önüne geleni ben atayacağım dersen zaten bunu başarman hiç mümkün değil. Kaldı ki, bütçenin müsaade ettiği kadarıyla bile bu süreci çalıştırsan, bu çok büyük bir başarıdır.
Ben 75 öğrencili sınıflarda okuduğum zaman, o zaman tek partili dönemdi, yani CHP’nin iktidarda olduğu dönemlerdi. Ama sınıflarımızda bizim 75 öğrenci vardı, Anadolu’daki sınıflarda 100 öğrencinin üzerinde öğrencilerin olduğu, muhtarlarımın çoğu da onları bilir, öyle sınıflarda okuduk. Ve o sınıflarda biliyorsunuz doğalgaz yoktu, o sınıflarda hatırlayın sobalar vardı. Şimdi zaten Ana Muhalefetin başındaki zat tekrar sobalara döneceğiz diyor, çünkü bunların başka derdi yok. Böylece hem 60-70 kişilik sınıfları ortadan kaldırdık, hem de hiçbir sınıfı öğretmensiz bırakmamış olduk.
Şu anda üniversite sayımızı biz 76’dan 131 ilaveyle 207’ye çıkardık. Şu anda üniversite olmayan ilimiz var mı? Yok, hepsini hallettik. Üniversitelerimizde öğretim sayısını da 34 binden 76 bine çıkardık. Bay Kemal, bak bunları yaptık.
Yoktu tabi, ne maaş vardı, ne bir şey vardı.
Geleceğim onlara geleceğim.
Yükseköğrenim yurtlarımızın kapasitesini 182 binden 634 bine yükselttik. Üniversite öğrencilerimiz ne veriliyordu biliyor musunuz burs olarak? 45 lira kredi bursu. Peki biz bunu nereye çıkarttık? Bugün bu rakam 470 lira oldu, yani 1’e 10 arttı. Muhalefetin adaylarına sorun bakalım, işbaşına geldiklerinde Türkiye’nin otomobili projesini durduracakları, burayı yıkacakları gibi ülkemizin bu kazanımlarını da kaldırıp atacaklar mı?
Lisanslı sporcu sayımız neydi biliyor musunuz? 278 bin. Bugün 8 milyon 368 bin lisanslı sporcumuz var.
Biz geldiğimizde bu ülkede doğru dürüst internet kullanımı yoktu, geniş bant internet abonesi sayısı sadece 3 bindi. Bugün bu sayı ne oldu biliyor musunuz? 3 binden 69 milyona çıktı.
TOKİ kanalıyla yapılan toplam konut sayısı 43 bindi, biz buna 817 bin daha ilave ettik. Muhalefetin adayları belki interneti kesmeyi, yaptığımız konutları da yıkmayı da düşünüyor olabilirler. Karşınıza çıktıklarında kendilerine bunları bir sorun.
Kardeşlerim; en büyük devrimlerden birini sağlıkta gerçekleştirdik. Hastanelerimizde toplam 164 yatak vardı ve bunların çoğu koğuş sistemi sebebiyle adeta insanların üst üste istif edildiği yerlerden oluşuyordu, sağlam girsen hasta çıkıyordun. Doğru dürüst öyle tuvalet filan yok, koridorda bir tuvalet, aman ya Rabbi. Hani merhum Savaş Ay’ın programında gösteriyorlar ya, rezillik. Biz sadece bunları dönüştürmekle kalmadık, aynı zamanda çoğu nitelikli sınıfta 130 bin modern yatak ilave ettik buna.
Sağlık çalışanlarının sayısı neydi biliyor musunuz? 378 bin, biz 530 bin yeni sağlık çalışanını daha göreve başlatarak bu sayıyı 917 bine çıkarttık. Hastanelerde MR mı vardı ya? MR’ından tomografisine, ambulansına kadar her türlü aracı-gereci 5 kat, 10 kat artırdık.
Şimdi şehir hastanelerimizi birer birer açıyoruz. Şu ana kadar Yozgat… Yozgat, şehir hastanesini beğendiniz mi? Nasıl, güzel mi? Beş yıldızlı mı? Isparta; nerede Isparta? Isparta’dan var mı burada kimse? Mersin, Adana ve Kayseri’yi hizmete açtık. Kayseri, yarın sizinle beraberim ha, iftarda sizdeyim inşallah. Yakında inşallah Manisa, Elazığ ve Eskişehir’i de hizmete açacağız. Önümüzdeki yıl sırada Ankara Etlik, Konya Karatay, Bursa, Kütahya, Tekirdağ, Gaziantep var. Bu şekilde inşallah 30 büyükşehrimizin tamamına da şehir hastanelerini açacağız.
Biliyorsunuz diğer adaylar şehir hastanelerine de karşılar. Neymiş, çok büyük yatırımlarmış. Kendileri hep küçük düşündükleri ve öyle davrandıkları için, herhalde yatırımların da öyle olmasını istiyorlar.
Ulaşımdaki devrimi buraya gelirken bizzat yaşayarak gördünüz. Bölünmüş yol uzunluğu neydi biliyor musunuz? 79 senede 6100 kilometre, biz ise 16 senede buna 19900 kilometre ilaveyle 26 bin kilometreye bölünmüş yolları çıkarttık. Otoyollarımıza 943 kilometre ilave yaptık.
Ülkemizde daha önce hiç olmayan hızlı tren hatlarında şimdilik 1213 kilometredeyiz, devam eden projelerle bu rakamı 10 bin kilometreye kadar çıkartacağız.
Hava yolunu halkın yolu haline getirdik. Bizim çocukluğumuzda, gençliğimizde uçakla yolculuk hayal bile edemiyorduk, nerede? Şimdi 26 havalimanına 29 tane daha ilave ettik, yolcu sayısını 34 milyondan 160 milyona çıkartarak hava yolunu günlük hayatımızın içine sokmayı başardık.
Ülkemizin sularını musluklarımıza ve tarlalarımıza akıtmak için 276 mevcut barajımıza 525 tane daha ilave ettik.
Ey Ana Muhalefetin başı, İstanbul’a Belediye Başkanı olduğum zaman, İstanbul’u Cumhuriyet Halk Partisinden aldım, İstanbul’un suyu yoktu, İstanbul’da çöp dağları vardı, İstanbul’da hava kirliliği almış başını gidiyordu. İstanbul’un Ümraniye’si yine CHP’nin bir belediyesiydi, çöplük patladı ve 39 vatandaşımız orada öldü; bundan haberin var mı senin? Ama biz geldik, o çöp dağlarını yok ettik, hava kirliliğini yok ettik. 180 kilometreden, Istranca Dağları’ndan su getirdik İstanbul’a, o gün bugündür artık İstanbul’un su sıkıntısı hamdolsun yok.
Elektrik üretimi yapan 105 barajın üzerine 528 baraj daha yaptık.
Bizden önceki 79 yılda toplam yaklaşık 4 milyon hektar alan ağaçlandırılmıştı, biz buna 5 milyon hektar daha ilave ettik.
Tarımda bizim dönemimizde verilen destekler geçmişle mukayese bile edilmez. Arazi toplulaştırma çalışması bizden önce 450 bin hektar alanda uygulanmıştı, biz 6 milyon hektar alanda daha bu projeyi gerçekleştirdik.
Yıkım ekibinden biriyle karşılaşırsanız bunları sormayı ihmal etmeyin, belki barajları yıkmayı, ağaçları sökmeyi, destekleri geri almayı düşünüyorlardır.
Sosyal yardımlara baktığımızda, 2002’de toplam değerli kardeşlerim, 2 katrilyon lira kaynak kullanılmıştı, biz geçen yıl 38 katrilyon lira kaynağı bu amaçla milletimizin emrine sunduk.
Çalışanlarımızın yanı sıra, emeklilerimizin ücretlerini de insanca yaşayabilecekleri seviyelere çıkarttık. Şimdi bayramlarda vereceğimiz ikramiyelerle emeklilerimize çiftçe bayram yaşatacağız.
Muhtarlarımıza da çok önemli hizmetlerimiz oldu, maaşlarından sosyal güvenlik primlerine, muhtarlık binalarından silah ruhsatlarına kadar her konuda muhtarlarımızın taleplerin karşıladık; karşıladık mı? Silahları aldınız mı? En önemlisi, doğrudan Cumhurbaşkanlığı nezdinde muhatap alarak muhtarlarımızın birileri tarafından kasıtlı olarak örselenen itibarını yükselttik.
Süleyman Bey, bak sicil sıkıntısı olanlar var galiba, sicil affı istiyorlar. Süleyman Bey şu anda Soylu soyadıyla böyle bir adım atabilir.
Şimdi diğer cumhurbaşkanı adaylarının muhtarların adını dahi ağızlarına almadıklarını biliyorsunuz değil mi? Biz sizinle bu yolda sonuna kadar yürümeye devam edeceğiz.
Kardeşlerim; daha Marmaray’ı, Yavuz Sultan Selim Köprüsünü, Avrasya Tünelini, Osman Gazi Köprüsünü, Nissibi Köprüsünü, Ilgaz’dan Ovit’e kadar her biri birer efsane olan tünellerimizi saymadım. Daha 29 Ekim’de hizmete açacağımız İstanbul’daki yeni havalimanımızı saymadım. Daha seçim beyannamemizde taahhüt ettiğimiz millet bahçeleri başta olmak üzere 146 projemizi saymadım. Sizlerden eski Türkiye manzaralarıyla işte bu hizmetleri karşılaştırmanızı ve ortaya çıkan tabloyu herkese anlatmanızı rica ediyorum.
Çünkü biz yükselen bir Türkiye istiyorsak, benim sizin desteğinize ihtiyacım var ve muhtarlarımızla bunu başaracağımıza inanıyorum.
Özellikle gençlerimizin bu gerçekleri çok iyi bilmesini sağlamalıyız. Bu işlerin öyle esip gürlemekle, aklına geleni kürsüden söylemekle olmadığını anlatmalısınız. Bu işlerin proje işi olduğunu, ekip işi olduğunu, azim işi olduğunu, hepsinden önemlisi inanç işi olduğunu anlatmalısınız. Biz boşuna iman varsa imkan vardır demiyoruz. Türkiye’yi 16 yılda nasıl 3,5 kat büyütmüşsek, önümüzdeki dönemde 2 kat daha büyütmekte kararlıyız, yeter ki milletimizin desteği bizimle olsun, yeter ki muhtarlarımız yanımızda olsun.
Değerli kardeşlerim; bu duygularla…
Çankırı Çankırı olalı böyle yiğit görmedi ha.
Bu duygularla bir kez daha…
Ya Ilgaz’ı söyledik ya mübarek. Ilgaz’ı söylediğin zaman ne demektir? Hem Kastamonu demektir, hem Çankırı demektir.
Cumhurbaşkanı Külliyesi’ni, bu gazi mekanı, yeni hizmete giren sergi salonumuzu teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Özellikle sanatçı ekibimize bu akşam bizleri yalnız bırakmadıkları için… Yalnız yanlış mı düşünüyorum, şunu biraz daha yükseltmek gerekecek mi sahne gibi olan yeri? Yani onu ona göre…
Rönesans burada mı? Erman Bey burada? Erman Bey, burayı herhalde biraz daha yükseltmek gerekecek, sizin oradan baktığınız zaman sahneyi tam göremiyorum, biraz daha yükselirse, bir yüzde 50 artış olursa o zaman çok daha güzel olacak, çok daha sanatçı salona da hakim olmuş olacak.
Ama ben tabi gerçekten müteahhit firmamıza özellikle çok teşekkür ediyorum. Hemen hemen şuradaki kullanılan malzemenin tamamına yakını yerli, yerli malzemeyle böyle güzel bir eseri inşa ettiler, bunu meydana getirdiler. Tabi burada estetik zevk olmasa, aşkınan yapılmamış olsa bu eser meydana gelmez, ama aşkınan yapılınca oluyor işte.
Mahallelerinizdeki, köylerinizdeki kardeşlerime en kalbi muhabbetlerimi, selamlarımı iletmenizi rica ediyorum.
Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, Leyle-i Kadri’nizi tebrik ediyorum, şimdiden bayramınızı da ayrıca tebrik ediyorum.