Cumhurbaskani Erdogan’in, Sanliurfa Harran’da “Kardeslik Sofrasi” iftarinda yaptigi konusma
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu edebi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifin artık son iftarına yürüyoruz, sondan bir önceki iftarı bu akşam yaptık, yarın akşam son iftarımız; bu sofralar çok güzel sofralar.
Pazar günü idrak edeceğimiz Ramazan Bayramının hepimiz için felaha, barışa, selamete vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum.
Suriye ve Irak başta olmak üzere İslam dünyasında yaşanan acıların, zulümlerin, sıkıntıların bir an önce sona ermesini kudret, kuvvet sahibi olan Allah’tan niyaz ediyorum. İnşallah bayramları bayram gibi kutlayacağımız aydınlık günlerin yakın olduğunu ümit ediyorum.
Sözlerimin hemen başında bir hakkı teslim etmek istiyorum. Harran başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Şanlıurfa’ya, tüm Şanlıurfalılara 6 yıldan fazladır süren Suriye krizinde sınırın hemen ötesindeki kardeşlerine gösterdikleri vefa sebebiyle en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Harran başta olmak üzere Şanlıurfalı kardeşlerim Suriye’den hicret eden kardeşlerine ensar oldular, gönüllerini açtılar, imkanlarını onlarla paylaştılar. Devlet olarak şu ana kadar bizler Suriye’den hicret eden kardeşlerimize 30 milyar dolar harcama yaptık. 2 milyon Suriyeli kardeşimizi burada ağırlıyoruz. Batı 100 kişinin, 500 kişinin, bin kişinin, 5 bin, 10 bin kişinin hesabını yaparken, biz 2 milyon insanı, muhaciri burada ağırladık.
Verdikleri sözleri de hiçbir zaman tutmadılar. Şunu diyebilirsiniz: Gerçekten bir şey vermediler mi? Bütün bu süre içerisinde 2016’nın Temmuz’una kadar 3 milyar dolar vereceklerdi, ondan sonra yılsonuna kadar bir 3 milyar dolar daha vereceklerdi, toplam verdikleri 725 milyon dolardır. Onlardan destek gelse de, gelmese de Türkiye kardeşlerine gereken ilgiyi, desteği vermeye devam edecektir. Çünkü biz şuna inanıyoruz: Veren al, alan elden hayırlıdır.
Bugün Şanlıurfa yaklaşık 103 bini barınma merkezlerinde, kalanı şehir merkezlerinde olmak üzere 430 bin Suriyeli misafire ev sahipliği yapıyor. Kardeşlerim, bu Şanlıurfa’nın nüfusunun 4’te 1’inden daha fazla Suriyeli kardeşimize kucak açtığı anlamına gelir. Diğer şehirlerimizle birlikte ülkemizde 3 milyonun üzerinde Suriyeli, Iraklı misafirimiz barınma merkezleri ve şehirlerimizde hayatlarını sürdürüyor. Hamdolsun, bugüne kadar ciddi hiçbir sorunla, sıkıntıyla karşılaşmadığımız gibi, tam tersine göz yaşartıcı dayanışma ve fedakarlık örnekleri yaşandı, yaşanıyor.
Değerli kardeşlerim, ben bu vesileyle teşekkürümü tekrar etmek istiyorum.
Sizler, duygularını yitirmiş, kalbi nasırlaşmış bir dünyanın vicdanı oldunuz. Sizler, mazlumlarla dayanışmanızda herkese, tüm dünyaya örnek oldunuz. Sizler, günümüzün ensarları olarak paylaşmak nedir, kardeşlik nedir, komşuluk hakkı neyi gerektirir, dünya alem herkese gösterdiniz. İnşallah bundan sonra da hiçbir ayrım gözetmeden mazlum ve mağdurlara sahip çıkmaya devam edeceğiz. Tabi böyle bir aziz milletin mensubu olmaktan, evladı olmaktan, böyle vefakar bir şehirle yol yürümekten şeref duyuyorum. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, uhuvvetimizi güçlendirsin diye dua ediyorum.
Türkiye’nin yüz akıyla verdiği bu insanlık imtihanında maalesef birçok ülke sınıfta kaldı. Suriye krizi tarihe kara bir leke olarak kazandı. Onyıllardır diğer ülkelere hukuk ve demokrasi dersi veren Batılı devletler, Suriye halkının demokrasi, hak, özgürlük taleplerine sırtlarını döndüler. Kendi vatandaşları için en temel hak olan demokrasiyi Suriyeli kardeşlerimize lüks gördüler. Uluslararası toplum, Suriye’de 1 milyon insanın terör örgütleri ve kendi halkına zulüm uygulayan bir devletle onları destekleyenler tarafından katledilmesi seyirci kaldı. Bu süreçte Suriye’de yıkılan şehirlerin enkazı altında masum bedenlerle beraber insanlığın itibarı da kalmıştır.
Suriye’nin asıl kaybedeni, bunca Müslümanın alçakça katledilmesine yeterli tepkiyi vermeyen İslam dünyası olmuştur. Batının bir damla petrolü bir insanın canından daha değerli gören çarpık anlayışına alet olmak hiçbir Müslümana yakışmaz. Biz bu çarpıklığa karşı sesimizin çıktığı, gücümüzün yettiği, elişimizin ulaştığı kadar mücadele ettik, ediyoruz. Bölgemizdeki istikrarsızlıktan nemalananlar, bizim her platformda hakkı ve adaleti dillendirmemizden rahatsız oluyorlar. Ülkemize karşı yürütülen karalama ve iftira kampanyalarının sebebi işte budur.
DEAŞ terörüne karşı en büyük mücadeleyi veren, bu örgüte en büyük kaybı yaşatan Türkiye’yi teröre destek vermekle itham etmelerinin nedeni, Suriye’deki oyunu bozuyor olmamızdır. Sadece bu iftiralarla kalmadılar, Suriye’deki ateşi ülkemize taşımaya da kalktılar. Reyhanlı olayı, DEAŞ’ın intihar saldırıları, PKK’nın eylemleri, FETÖ ihanet şebekesinin darbe girişimi, Suriyeli misafirlerimizle vatandaşlarımızı karşı karşıya getirme teşebbüsleri hep bu planın parçalarıdır. Türkmenlere yardım götüren MİT tırlarımızın durdurulması da yine aynı kirli planın eseridir. Türkiye’ye yönelik bu aşağılık senaryoda figüranlık yapanlar şimdi hukuk önünde, evet, hesap veriyor. İnşallah Suriye’deki, Irak’taki oynanan oyunları da hep birlikte bunları tezgahların başına geçireceğiz.
Fırat Kalkanı Harekatıyla ilk adımı attık, bölgede 2 bin kilometrekarenin üzerinde bir alanı teröristlerden temizleyerek Suriyeli kardeşlerimize emniyet içinde yaşayabilecekleri güvenli bölgeler kurduk, Cerablus’ta, El-Rai’de, Dabık’ta, Bab’da bu imkanı hazırladık. Bu sayede 100 binden fazla Suriyeli muhacir kardeşimiz evlerine, yurtlarına, yıllardır hasretini çektikleri anavatanlarına döndüler, bu sayı her geçen gün daha da artıyor. İnşallah bundan sonra da Suriye’ye barış ve huzur gelmesi için, ülkenin toprak bütünlüğünün muhafazası için çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz.
Bu vesileyle, 16 Nisan’da Türkiye’de yapılan referandumda Akçakale Türkiye’nin 3’üncü ilçesi oldu, Harran birinci ilçe oldu. Şanlıurfa birinciliği ilçeler bazında yüzde 96,83’le aldı. Akçakale yüzde 95,23’le 3’üncü oldu, Şanlıurfa da yüzde 70,82’yle 13. sırada yer aldı; sizleri tebrik ediyorum. Ama işimiz bitmedi, daha yapacağımız çok şey var.
Akçakale’de söyledim, şimdi Harran’dan da sesleniyorum, Suriye’de şu anda devam eden bu olumsuz gelişmelerin yarın-bir gün eğer sınırlarımıza bir tehdit oluşturması, böyle bir vakayla karşı karşıya kalırsak bütün dünya şunu bilsin: Bizler Fırat Kalkanında ne yaptıysak aynını orada yapacağız, bunu herkes bilsin.
Ne yazık ki stratejik ortaklarımız terör örgütleriyle beraber hareket ediyorlar. Biz kendilerine dedik ki, gelin, DEAŞ terör örgütüne karşı bu işi beraber yapalım. 9 koalisyon ülkesiyle beraber biz DEAŞ denilen bu terör örgütün halledemez miyiz? Bu PYD, YPG, bunlar terör örgütüdür. Ne yazık ki burada ısrarcı oldular. Biz de kendilerine şunu söyledik: Yarın-bir gün ülkemiz için ufak bir tehdit oluşturmaları halinde biz kimseyle bunu danışmaz, gereğini yaparız.
Değerli kardeşlerim, biz bugüne kadar her şeyde uluslararası hukuka dikkat ettik. Gaziantep’te 53 kardeşimizi şehit ettiler, artık sabredemeyiz dedik ve Cerablus’a girdik, arkadan Rai’ye girdik, arkadan Dabık’a girdik, arkadan El-Bab’a girdik, şu anda 2 bin kilometre kareyi aşkın bir alan kontrolümüzde. Şimdi oraya da gerçek sahipleri döndüler, dönüyorlar. Gelin dedik Münbiç’te de bunu yapalım, oyalama yapıyorlar. Rakka’da beraber yapalım dedik, terör örgütü YPG’yle hareket etmeye karar verdiler, siz bilirsiniz dedik, şimdi yürüyorlar, bakalım ne yapacaklar.
Kardeşlerim, ben bu vesileyle mübarek Ramazan Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum.
Fakat bizim Rabia’mızı unutmuyorsunuz değil mi? Ne diyoruz? Tek millet, 80 milyon tek millet, Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü, Roman’ı, Boşnak’ı, Arnavut’u, 80 milyon tek millet.
İki, tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanının rengidir, hilal bağımsızlığımızın ifadesidir, yıldız şehidimizin ta kendisidir.
Üç, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Evet, biz bu toprakları uğrunda milyonlarca şehitler vererek vatan kıldık, dolayısıyla bu vatanı böldürmeyiz. İşte Tendürek’te, işte Cudi’de, Gabar’da, Beslerderesi, neresi olursa olsun, nerede çukurcular varsa çukura gömülürler, hendekçiler varsa hendeğe gömülürler. Harran böyle ayakta durdukça, Akçakale böyle ayakta durdukça, Ceylanpınar böyle ayakta durdukça, Türkiye böyle ayakta durdukça bizim önümüze kimse geçemeyecektir.
Ve dört, tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka asla bu devlet içinde devlet olamaz. Birileri ülkemizi bölmek isteyenlerle beraber yollarda yürüyebilirler, varsın yürüsünler, yollar yürümekle aşınmıyor. Biz de diyoruz ki, bu ülkenin birliğini, beraberliğini bozmayın, dayanışmamıza gölge düşürmeyin. Yürümekle bir yere varamayacaksınız, aslolan bu milletin gönüllerine yürümektir. Biz bu milleti seviyoruz ve yaratılanı Yaratandan ötürü sevme anlayışıyla seviyoruz.
Şimdi hazır mıyız? Şöyle gür bir sedayla.
Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
Bu düşüncelerle bir kez daha sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.
Dualarınızda bizleri unutmamanızı sizlerden özellikle rica ediyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum, kalın sağlıcakla.