Cumhurbaskani Erdogan’in Tekirdag-Çorlu Mitinginde yaptigi konusmasinin tam metni
Çorlu’nun saygıdeğer güzel insanları, sevgili Tekirdağlılar, çok değerli kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Bu coşkulu meydandan tüm Trakya’yı, Çorlulu tüm kardeşlerimi, Tekirdağlı kardeşlerimi selamlıyorum.
Bugün bu meydan bir başka güzel. Heyecansa heyecan, coşkuyla coşku, birlikse birlik, beraberlikse beraberlik. Çok güzelsin Çorlu, çok güzelsin Tekirdağ. İnanıyorum ki 24 Haziran’da bir başka güzel olacaksınız.
Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetleri katında kabul eylesin diyorum.
Bugün bizi bir kez daha gönülden kucakladığınız için her birinize teşekkür ediyorum. Çorlu, sabırsızlıkla 24 Haziran’ın gelmesini bekliyor. Çorlu 24 Haziran’da bir milli irade destanı yazmaya hazırlanıyor. Kadını erkeği, genci yaşlısıyla bütün Çorlu vakit birlik vakti diyor. Vakit Tekirdağ vakti diyor. Tüm Trakya bu sefer vakit Türkiye vakti diyor.
Sizlerin bu heyecanı, Çorlu’nun önünde artık yeni bir dönemin kapılarını aralayacaktır. Türkiye’yle beraber Çorlu’nun da artık prangalarını kıracağına inanıyorum. Maalesef uzun süredir Çorlu’da arzu ettiğimiz sonuçları yakalayamadık. Çorlu’nun da içinde yer aldığı Trakya bölgesinde AK Parti olarak hedeflerimizin, beklentilerimizin gerisinde kaldık. Elbette biz burada sorunu vatandaşlarımızda aramıyoruz. Biz muhalefet gibi sandıkta istediği sonucu alamayınca milleti suçlayan, hatta hakaret eden bir siyasi parti değiliz, asla da olmadık. Biz her zaman iğneyi önce kendimize batırdık. Beklentimiz gerçekleşmemişse önce kendimizi hesaba çektik. Sıkıntıyı, problemi, varsa yanlış anlaşılmaları özellikle milletimizde değil daima partimizde aradık. Demek ki Çorlu’ya, Tekirdağ’a, Trakya’ya kendimizi daha iyi anlatmalıyız. Türkiye sevdamızı, bu ülkeye dair hayallerimizi ve hedeflerimizi sizlere olması gerektiği şekilde izah edememişiz. Bize göre Çorlu, AK Parti’nin kalesi olmalıdır. Bize göre Tekirdağ, AK Parti’nin kalesi olması gereken bir ilimizdir. Trakya’mızın, AK Parti’nin en güçlü olduğu bölgelerden biri olmaması için hiçbir sebep göremiyorum. Bu mitingimizin inşallah bir dönüm noktası olmasını temenni ediyorum. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Çorlu’da, Tekirdağ’da da hep birlikte yeni bir başlangıç yapacağımıza inanıyorum.
Şimdi buradan Çorlu’ya soruyorum… Baylar, hanımlara bak hanımlara, bak onların sedası nasıl gür çıkıyor, maşallah. Zaten bu işi hanımlar bitirecek. Çünkü kale içeriden fethedilir.
Şimdi soruyorum; 24 Haziran’da güçlü Meclis için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
24 Haziran’da güçlü Meclis için olmanın yanında güçlü hükümet için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
24 Haziran’da güçlü Türkiye için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
Maşallah, Rabbim nazarlardan, kem gözlerden korusun.
Yüce Mevla’m yol arkadaşlığımızı, muhabbetimizi daim eylesin.
Çok değerli kardeşlerim; erken seçim kararı aldığımızdan bu yana önce seçim manifestomuzu açıkladık, ardından da seçim beyannamemizi milletimizle paylaştık. Önümüzdeki beş yıl boyunca nasıl bir Türkiye tasavvur ettiğimiz her iki belgemizde de tüm detaylarıyla ortaya koyduk. Manifestomuzda erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi şaha kaldıracağımızın ahdini milletimize verdik. Beyannamemize ise demokrasiden özgürlüklere, tarımdan sanayiye kadar tüm alanlarda ülkemize neler vadettiğimizi, neleri hayata geçireceğimizi tek tek yazdık. Milletimize diğer hizmetler yanında 146 tane her biri ayrı öneme sahip projeyi gerçekleştirme sözü verdik. Beyanname ve manifesto yeni dönemde bize istikamet çizen, yol gösteren pusulamız olacak. İnşallah milletimizin teveccühüyle 24 Haziran’da ipi göğüslersek, gelecek 5 seneyi bu projelerimizi gerçeğe dönüştürmek için değerlendireceğiz.
16 yıldır olduğu gibi, gecemizi gündüzümüze katarak Türkiye’yi hayalleriyle buluşturmanın mücadelesini vereceğiz. Geçtiğimiz 16 yılda ülkemizi dünyanın 17. ülkesi yaptık mı? G-20’nin 17. ülkesi olduk. Buralara öyle lafla gelmedik, işle geldik işle.
Göreve geldik, Türkiye’nin IMF’ye borcu neydi biliyor musunuz? 23,5 milyar dolar ve 2013 yılında biz bu borcu sıfırladık. Ve bizden IMF borç istedi, 5 milyar avro istedi. Arkadaşlar dediler ki, verelim mi? Verin dedim, borç alan emir alır dedim. Baktılar ki bu Türkler çılgın Türkler ya, şaşırdılar, vazgeçtiler. Biz buyuz.
Geldik, Merkez Bankasının döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, şu an 110 milyar dolar; nereden nereye. Durmadık be, çalıştık, koştuk. George rağmen, Soros’a rağmen, Hans’a rağmen çalıştık. Kiminle? Milletimizle. İnşallah 24 Haziran’dan sonra ilk 10 girmek için çalışacağız.
3 bin 500 dolardan alıp yaklaşık 10 bin doların üzerine hamdolsun kişi başına milli geliri çıkarttık, hedef 25 bin dolar.
36 milyar dolar ihracatımız vardı, şimdi 161 milyar dolar ihracatımız var; nerelerden nerelere geldik. Durmadık, koştuk, daha da koşacağız. Hele hele başkanlık sistemine geçtiğimiz andan itibaren bu süreç daha da hızlanacak. Hedefimiz ihracatta 500 milyar dolara ulaşmak.
Ve 13 milyondan 35 milyona çıkarttığımız turist sayısını, bakın bu yıl inşallah ülkemize 40 milyon turist gelecek, 40 milyon. Engelleyenler oldu, ama ne oldu? Hepsinin önünü açtık, şimdi gayet iyi gidiyoruz, daha da iyi olacak. 5 sene içerisinde hedef, 50 milyon turiste ulaşmak.
6 bin 100 kilometre bölünmüş yolumuz vardı hatırlayın, ah ah, İstanbul’dan buralara şu yolların halini düşünün. Size hemen şimdi burada bir şifre vereceğim, CHP’nin bir milletvekili bu yolların müteahhidiydi bilir misiniz? Parasını alamıyordu parasını, Başbakan oldum da parasını ödedim, ama bunlar kadr-ü kıymet bilmezler, parasını alamıyordu; biz buyuz.
Evelallah bizde eğilmek yok. Biz beşer gücünün önünde eğilmedik, sadece Rabbimizin huzurunda rükuda ve secdede eğildik.
Çorlu’yla İstanbul arasında fark var mı? Siz zaten İstanbul’u biliyorsunuz. Şimdi 29 Ekim’den sonra yeni bir İstanbul tanıyacaksınız. Ne o biliyor musunuz? Söyleyeyim, İstanbul’un dünyanın ilk 3’ü içinde olan havalimanının açılışını yapacağız 29 Ekim’de. Ve bu havalimanı yılda 90 milyon yolcu kapasiteli olacak, inşallah 2023’te bu kapasite 150 milyona çıkacak.
Şimdi başkan adaylarından bir tanesi ne diyor? Ya ben diyor böyle havalimanı filan-falan, bu işlerle uğraşmam. Kim diyor bunu? Sen ne işle uğraşırsın ki ya? Bütçede para yok diyor, bunlar diyor havalimanı yapıyorlar, bütçe para yok bunlar Kanal İstanbul’u yapıyorlar. Yahu para olduğu zaman iş kolay, para olmadan iş yapabiliyor musun? Ne demek bu? Ben ekonomistim, kaynakları çeşitlendireceksin. Dünyaya biz bunun dersini verdik.
Nedir Başkanım bu derseniz, söyleyeyim size, bakın biz ekonomiye şunu getirdik: BOT denilen bir sistem, kamu-özel ortaklığı denilen bir sistem PPP denilen. Ama şimdi anlaşılan o ki, İnce bu işleri bilmiyor, ona ince ince bu işleri de anlatacağız, öğrenmesi lazım. Sayın İnce, biz Yavuz Sultan Selim Köprüsünü neyle yaptık? İşte bu sistemle yaptık. Biz şu anda o dediğim üçüncü havalimanını hangi sistemle yapıyoruz, yine bu sistemle. Biz biliyorsunuz, Yalovalıdır ya…
Şimdi bu yeni yapmakta olduğumuz havalimanı, bir görün. Nasıl? Laf değil, icraat icraat. Buyurun, 29 Ekim’de inşallah buranın açılışını yapacağız. Ama ben bu arada bir de oradan inşallah televizyon programı yapacağım. Bambaşka bir güzel olacak, dünya buraya hayran kalacak ve turist sayısı ondan sonra patlayacak. Niye? Bu havalimanını gördükten sonra Türkiye’ye, İstanbul’a gidilmez de nereye gidilir ya diyecekler. İş bilenin kılıç kuşananın, inşallah böyle yürüyeceğiz.
Bakınız, biz kaç tane havalimanı teslim aldık geldiğimizde biliyor musunuz? 26. Sonra ne yaptık? Bu havalimanlarının sayısını 55’e çıkardık, ya bunları biz yaptık be, biz yaptık. Ne dedik? Hava yolu halkın yolu olacak dedik, bunu başardık. Lüks otomobil fiyatına artık uçaklarla gidiyor muyuz? Bunu biz sağladık. Şimdi bakın, İstanbul ile birlikte 9 yeni hava limanı daha yapıyoruz.
İstiyoruz ki, benim vatandaşım, benim Ahmet’im, benim Mehmet’im, benim Hasan’ım, benim Hüseyin’im, Ayşe’m, Fatma’m, Hatice’m ya evinden hemen arabasına atlasın, yarım saatte hava limanına gitsin, oradan da 1 saatte, 1,5 saatte herhangi bir şehre İstanbul’dan rahatlıkla gitsin; öyle mi? Biz hangi çağda yaşıyoruz ya? Ama beyefendi bunlara yok diyor, ben buna para ayıramam. Şimdi istesen de, istemesen de…
Bak, Cumhuriyet tarihi boyunca 79 sene de ne kadar bölünmüş yol yapıldı biliyor musunuz? 6 bin 100 kilometre. Peki, biz bunun üzerine ne ilave ettik? Biz bunun üzerine 16 senede değerli kardeşlerim, 20 bin kilometre bölünmüş yol ilave ettik; farkımız bu. Ama bu beylere sorsan, Bay Kemal zaten bu işten anlamaz. Bak şimdi size ben ekranda bir şey daha göstereceğim. Biliyorsunuz Bay Kemal bir zamanlar SSK’nın Genel Müdürüydü, onun Genel Müdürlüğü döneminde hastanelerimizin halini biliyorsunuz değil mi? Bay Kemal ne ki onun adayı ne olsun? Şimdi arkadaşlarım eğer şu açılışını yaptığımız 5 tane şehir hastanesinden örnekler verirlerse gerçeği görün, nereden nereye geldik. İnşallah Tekirdağ’ımızda da bu olacak.
Evet çocuklar, hazır mısınız?
Buyurun, şimdi bu şehir hastanesi, Isparta Şehir Hastanesi, yani Bay Kemal’in Genel Müdür olduğu hastanelerden değil, bizim yaptığımız hastaneler. Bakınız, şu yoğun bakımları görüyorsunuz değil mi? Böyle taşıyarak sedyeyle değil, bakıyorsunuz aküyle çalışan sedyelerle gidiyorlar. Niye? Ya bizim Ayşe’mize, Fatma’mıza, Hatice’mize, Ahmet’imize, Mehmet’imize bunlar yakışır ya. Benim ecdadım ne dedi, ne dedi Kanuni: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Çok önemli bu, çok önemli, onun için buraya ayrı bir önem veriyoruz.
Bakınız, şimdi İstanbul’da da İkitelli’nin ortada dev bir şehir hastanesi yapıyoruz. Bak bu da Yozgat. Bu arada 5 tanesinin açılışı yaptık. Yozgat’a açtık, Isparta’ya açtık, Mersin’e açtık, açmaya devam ediyoruz. Kayseri’ye açtık, inşallah Tekirdağ’a da başlayıp açıklayacağız.
Bakınız kardeşlerim; hızlı tren, bunlara kalsa bunlar hızlı tren de yapmazlar. Ama biz hızlı tren de yapıyoruz. Şu anda sıfırdan alıp bin 123 kilometreye yükselttiğimiz hızlı tren hatlarımızı inşallah 13 bin kilometreye ulaştıracağız.
Karayolu tünel uzunluğumuz 700 kilometreye, 556 kilometre uzunluğundaki köprü ve viyadüklerimizi de 673 kilometreye taşıyacağız. Ama sizin çok daha iyi bildiğiniz, bak 18 Mart Köprüsünü yapıyor muyuz? İki tarafta da temeller atıldı, sondajlar tamam. Bundan sonra artık buradan da Avrupa-Asya’yı o köprüyle birbirine bağlayacağız. İş yapıyoruz iş.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım çıraklık dönemimdi, Başbakanlık dönemimiz kalfalık dönemimiz oldu, ustalık dönemimiz oldu. Cumhurbaşkanlığı dönemimiz de hamdolsun ustalık döneminin devamı oldu. Şimdi de baş ustalık dönemine hazırlanıyoruz. Sizler eğer bu noktada yürü Başkan dediğiniz takdirde, eyvallah yürürüz. Görüyorsunuz, Türkiye hızlı treni bizimle tanıdı bizimle.
Bütün bunlarla beraber değerli kardeşlerim; bizler tarımsal milli gelirimizi de 37 milyar liradan devralıp 188 milyar liraya yükselttiğimiz bu milli gelir şu anda 500 milyar liranın üzerine taşımanın mücadelesini vereceğiz.
İşadamlarımızı, sanayicimizi, esnafımızı, çiftçimizi, memurumuzu, emeklimizi, işçimizi son 16 yılda, önümüzdeki 5 yıl boyunca da desteklemeye devam edeceğiz.
Hiç kimseyi dışlamadan, hiç kimseyi ötekileştirmeden 81 milyonun tüm fertlerinin refahı, huzuru ve esenliği için çalışmayı sürdüreceğiz. İşte bunun için sizlerden 5 yıl daha görev istiyoruz. Sizlerden hizmetlerin, projelerin devamı için destek bekliyoruz.
Şimdi soruyorum; Çorlu, 24 Haziran’da tercihinizi bir kez daha hizmet siyasetinden yana kullanıyor muyuz?
24 Haziran’da mührü Türkiye’yi şaha kaldıracak projelere vuruyor muyuz?
24 Haziran’da AK Parti’yle yola devam diyor muyuz?
Çorlu’dan da, özellikle Tekirdağ’dan da artık bu beklenir. Sanayinin ve tarımın şehrine ancak böylesi bir duruş yakışır.
Değerli kardeşlerim; biz muhalefetin adayları gibi havanda su dövmüyoruz. Biz şu ana kadar hiçbir başarıları, hiçbir eserleri olmayan diğerleri gibi afaki şeylerden bahsetmiyoruz. Milletimizin karşısına çıktığımızda burada olduğu gibi önce yaptıklarımızı tek-tek sayıyor, hesabımızı veriyor, sonra da yeni dönem için oy istiyoruz. Son 16 yılda hayata geçirdiğimiz projeleri de önümüzdeki 5 yıl boyunca hayata geçireceğimiz 146 projeye referans kılıyoruz. Bugüne kadar yaptığımız hizmetler gelecek beş yılda yapacağımız hizmetlerin teminatıdır. AK Parti olarak şimdiye kadar yapamayacağımız hiçbir şeyin sözünü milletimize vermedik. Ne söz vermişsek, vatandaşımıza neyi taahhüt etmişsek Allah’ın izniyle onları hayata geçirdik. Biz laf üstüne laf koymanın değil taş üstüne taş koymanın çabasındayız.
İyi güzel, ama ben hanımlara bakıyorum maşallah, onlardaki coşku sizden daha ileri. Maşallah maşallah.
Biz Türkiye’yi büyütmenin, ekonomimizi kalkındırmanın, milletimize en üst düzeyde hayat standartları sağlamanın gayretindeyiz. Peki, muhalefetin adayları ne yapıyor? Biz daha müreffeh, daha güçlü bir gelecek vizyonu ortaya koyarken, muhalefetin adayları ne vadediyor? Söyleyeyim mi? Koskoca bir hiç. Ortada Türkiye’nin önünü açacak doğru düzgün hiçbir vaatleri yok. Milletin sıkıntını çözecek, ülkemize yeni ufuk kazandıracak tek projeleri dahi yok. Hepsinin de ortak vaadi, Tayyip Erdoğan’ı indirmek. Öyle, hepsinin ortak paydası Tayyip Erdoğan düşmanlığı. Bir de, sabah-akşam bizim hayata geçirdiğimiz projeleri yıkmaktan, kapatmaktan, engellemekten bahsediyorlar. Kafayı Kanal İstanbul’a, yeni havalimanına, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine, yerli marka otomobile… Ne diyorlar bunlar; 20 yıl bu Erdoğan geriden geliyor diyor. Yerli otomobil dedik ya, 5 tane babayiğit buldum ya, Türkiye’nin bu sektörlerde en başarılı olan 5 firmasını biraraya getirdim. Hah, şimdi de Kanal İstanbul.
İşte Kanal İstanbul. Bu şimdi ön animasyon çalışmaları. Bu proje çalışmaları tabii ki daha da iyi olacak. Siz buraları tabii çok kullanacaksınız, Kanal İstanbul’u çok kullanacaksınız, kanalı değil tabii. Oradaki bir şehirden bir diğer şehre geçişi. Şu güzelliği görüyor musunuz? Bakın Boğazda geçen günü yalıya bindirdi bir gemi, daha önce bir tanker kazası yaşadık değil mi? İşte onun alternatifi bu, Kanal İstanbul. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Karadeniz’den Marmara’ya geçişler böyle olacak, işte Kanal İstanbul. Ve buradan çok ciddi para kazanacağız ha. Ama anlamaz bunlar bu işten. Velhasıl bu ülkenin ve milletin hayrına ne varsa ona bunlar kafayı takmış, bununla uğraşıyorlar. Bazılarının ne dediği, neyi savunduğu, neyi hedeflediği zaten belli bile değil. Milletimizin bu savrukluğa, bu dağınıklığa, bu akıl tutulmasına prim vereceğini zannediyorlar. Aslında benim aziz milletim bu karikatür tiplere en güzel cevabı 1,5 asır önce: “Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın” diyerek Ziya Paşa vermiş. Evet, bunlar da milleti kendileri gibi vizyonsuz, basiretsiz, kifayetsiz sanıyorlar. Bu milletin aklını, vicdanını hafife alıyorlar. Ya bu millet çok zeki be. Bir zamanlar bu CHP’liler ne dediler benim milletime, hatırlayın; göbeğini kaşıyan adam dediler, bidon kafalı dediler, dediler mi? Ya siz böyle dediğiniz sürece zaten bu millet sizi oralara götürmez.
Değerli kardeşlerim; bunlar sizi tanımıyor, sizleri tanımadıkları gibi konuştukları şeyin ne olduğundan da haberleri yok. Şayet olsaydı, Türkiye’nin otomobilinin geleceğin teknolojisiyle üretileceğini bilirlerdi.
Şimdi beni geçenlerde biliyorsunuz Elon Musk ziyaret etti, kim bu? Meşhur Tesla’nın sahibi. Seni mi ziyaret etti? Beni ziyaret etti. Ya ben bunlarla görüşmeye başladım, biz bunlarla şu anda geleceğin teknolojisini konuşuyoruz zaten ya, adımları atıyoruz. Ve şu anda en ileri teknolojiyi bizim bu 5 firmamız biraraya gelerek, şu anda CEO’larını da belirlediler, onlar üretecekler. Mesele, Tayyip Erdoğan gelip de onu üretmeyecek, ya? Tayyip Erdoğan onu üretecek insanları buldu-buluyor; bu sevki idaredir, mesele budur. Ve biz göreve geldiğimizde Türkiye’de devlet neydi? Devlet tüccardı. Biz geldikten sonra ne dedik? Devlet tüccarlığı bırakacak, öyle mi? Ve bunun adımlarını attık mı? Attık. Ve hamdolsun ondan sonra da sıçradık ve buralara öyle geldik. Ama bunlar bu işten anlamaz, çünkü bunlar devletçi, devletçi kafaları var bunların. O devletçi kafalarla da özel sektörün güçlenmesini istemezler. Ama biz bunların hepsini bir kenara koyduk. Şayet bunlar milleti tanısaydılar, her gidenin Allah razı olsun dediği beş yıldızlı otel konforunda hizmet sunan şehir hastanelerine düşmanlık etmezlerdi. Bu ülkeyle şöyle kıyısından köşesinden ufacık bağları olsa, büyümenin yıkmakla değil yapmakla, inşaat etmekle gerçekleşeceğini anlarlardı.
Bunların derdi Türkiye’yi yönetmek filan değil. Bunlarda kendi partilerini iç mücadelesinden, iç kavgalarından çıkamamışlar, Türkiye’nin yönetimine talip oluyorlar. Cumhurbaşkanı adayı kendi partisinde kongre kazanamamış bir isim. Arkadaşlar, o da var mı? Bak şimdi size inşallah arkadaşlar hazırladıysalar bir şeyi daha göstereceğim, bu da çok enteresan. Gösterelim, çok isabetli olacak, şimdi burayı dinleyelim.
Zihniyet aynı zihniyet, değişen bir şey yok.
Şimdi merak ediyorum, 24 Haziran’dan sonra kendisi ne yapacak değil mi? O da önemli. Çünkü Bay Kemal’in aday olamamasının sebebi şu: Kazanamayacağını biliyor, bunu topun ağzına sürdü işi bitirelim diye.
Değerli kardeşlerim; güya ülkeyi yönetmeye talip cumhurbaşkanı adayı aşağıda kös kös oturuyor, yüreği yetmediği için oraya aday olmayan, bu konuda hiçbir yetkisi, hiçbir hükmü bulunmayan bir başkası çıkmış program açıklıyor. Ya seçim beyannamesini Genel Başkan mı açıklar, yoksa aday mı açıklar? Aday açıklar ya, Genel Başkanla ne alakası var? Çünkü meydanlarda cumhurbaşkanı adayı olarak koşacak olan o. Ama o açıklamıyor, diyor ki, otur sen, onu da ben açıklayacağım. Ya siz milletle dalga mı geçiyorsunuz, siz bu milletle oyun mu oynuyorsunuz? Biz işte böyle çift başlılık olmasın diye cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini getirdik. Bunlar Türkiye’yi yeniden iki başlılığa döndürmeye çalışıyor.
Şimdi Çorlu öyle bir ses versin ki, bunları gaflet uykusundan uyandırsın. Öyle bir haykırın ki, bu iş bilmezler gerçeklerin farkına varsın, hazır mıyız? 24 Haziran’da tercihimizi Meclisten yana kullanıyor muyuz? 24 Haziran’da tercihimizi güçlü hükümetten yana kullanıyor muyuz? 24 Haziran’da tercihimizi güçlü Türkiye’den yana kullanıyor muyuz? Vakit birlik vakti diyor muyuz? Vakit Çorlu vakti diyor muyuz? Vakit Tekirdağ vakti diyor muyuz? Vakit Türkiye vakti diyor muyuz? Maşallah. Sizin bu sesiniz de onları uyandırmaya yetmezse, 24 Haziran akşamı nasıl olsa sandıklar açılınca uyanacaklar.
Sevgili kardeşlerim; artık yolun sonuna doğru geliyoruz, bunlar istedikleri gibi kurusıkı misali atıp tutabilirler. Nasıl olsa Türkiye’yi yönetmek, millete hizmet etmek gibi bir dertleri yok. Ancak biz ülkeye hizmet yolunda tek bir saniye dahi vakit kaybetmeyiz. Karşımızdaki beceriksizliklerin komiklikleriyle vaktimizi boşa geçirmeyiz, çünkü bizim hayallerimiz var, bizim ülkeyi idare etmek gibi bir derdimiz, sorumluluğumuz var. Bizim Çorlu için, Tekirdağ için hayata geçireceğimiz projelerimiz var. Biz birilerine laf yetiştirmenin değil, asıl ülkemize ve sizlere eser üretmenin gayretindeyiz.
Bakınız, bugüne kadar Tekirdağ’a ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 2002 yılından bugüne Tekirdağ’a 17 katrilyon liralık yatırım yaptık.
Eğitimde 3 bin 41 adet derslik yaptık. Tekirdağ’a Namık Kemal Üniversitesini kazandırdı, kim kazandırdı? 3 bin 240 yatak kapasiteli yükseköğretim yurtları açtık. Önümüzdeki 3 yıl içinde 3 bin 800 kişilik yeni yurtlar açacağız.
Sağlıkta 11’i hastane olmak üzere 27 sağlık tesisi kazandırdık. 480 yataklı şehir hastanemizle birlikte 4 sağlık tesisimizin yapım çalışmaları sürüyor. Şehir hastanemizi inşallah önümüzdeki yıl tamamlayıp hizmetinize sunuyoruz.
TOKİ kanalıyla 5376 konut yaptık, hepsini de sahiplerine teslim ettik.
Tekirdağ’ın bölünmüş yol uzunluğunu 87 kilometreden 327 kilometreye çıkarttık. İstanbul’u Çanakkale’ye ve sonrasında Kuzey Ege’ye bağlayacak olan, az önce de ifade ettim, 1915 Çanakkale Köprüsünü de içeren Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe otoyolu gurur projelerimizden biridir.
1915 Çanakkale Köprüsünün ve 101 kilometrelik Malkara-Çanakkale arasının yapımı devam ediyor.
Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Bölünmüş yollardaki 16 yıllık başarımızı demir yollarında da sağladık. Tekirdağ-Muratlı hattını biliyorsunuz tamamladık, bizzat geldim ben işletmeye açtım. 150 yıldır yenilenmeyen Rumeli demir yolunun Tekirdağ kısmının tamamını yeniledik. 230 kilometre güzergahta çift hatlı hem yük, hem de yolcu taşımacılığı yapılacak Halkalı-Kapıkule hızlı tren projemizle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.
Trakya’da Trakya gelişim projesini uygulamaya koyduk, bu proje ile bölgemize önümüzdeki yılsonuna kadar 10 milyar liralık yatırım gerçekleştirmiş olacağız.
Tekirdağ’a, değerli kardeşlerim, 3 baraj, 4 gölet inşa ettik, bir baraj ve 7 göledin daha inşası sürüyor.
Ergene’yi kurtarmak için yürüttüğümüz çalışmalarla Ergene Nehri’nin su kalitesinde ciddi seviyelerde iyileşme sağlandı, kirlilik azılmaya başladı. Ergene Havzası’nda son teknolojiye sahip 13 ileri biyolojik atık su arıtma tesisi inşa ettik ve hepsini hizmete aldık. Bu 13 tesisten 6’sını Tekirdağ’da yaptık. Çerkezköy, Çorlu, Hayrabolu, Malkara, Muratlı ve Saray ilçelerin ileri biyolojik atık su arıtma tesisini biz kazandırdık. Aslında belediyelerin görevi olan bu tesisleri onlar yapmadığı için biz DSİ’yle yaptık. Belediyeler Trakya’da sadece atık su tesisinde değil, hemen her konuda sınıfta kalıyorlar.
Biz 2 yılda koskoca Yavuz Sultan Selim Köprüsünü tamamladık. Tekirdağ’da, Edirne’de, Çanakkale’de Ana Muhalefetin belediyeleri aynı uzunluktaki yol inşaatlarını 3-4 yıldır bitiremiyorlar. Biz Boğazın altını delerek tamamladığımız Avrasya Tünelinin uzunluğundaki yolları aynı sürede yapamayan bu belediyelere ilk seçimlerde derslerini vereceğinize inanıyorum.
Ergene Nehrini kirlilikten tamamen kurtarmak için sanayi bölgelerinde de müşterek atık su arıtma tesisleri kurulması gerekiyor. Bu şekilde temizlenen atık sular 42 kilometre kara hattı, 19 kilometre tünel ve 4,5 kilometre derin deniz deşarjı ile Marmara Denizine verilecek.
Tekirdağlı çiftçilerimize şu ana kadar ne verdik biliyor musunuz? 3 milyar lira tarım desteği verdik. Çıkmış bu Bay Kemal diyor ki, çiftçi ağlıyor. Ya parayı veren biziz ya, 3 milyar lira sadece Tekirdağlı çiftçilere verdik. Küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık yapan çiftçilerimize hayvan ve alet-ekipmanda yüzde 50 hibe veriyoruz. Şimdi birileri çıkmış çiftçiye mazotu indirimli vereceğiz diyor. Ya niye yalan söylüyorsun, biz zaten o işi yaptık, yapıyoruz. Biz kayıt sistemi içinde olan çiftçimizin kullandığı mazotun yarısını takip eden dönemde kendisine destek olarak zaten geri veriyoruz, haberleri yok. Ne diyor cumhurbaşkanı adayı? Diyor ki; eğitimi bedava yapacağız diyor. Kardeşlerim, soruyorum gençler; şu anda eğitim paralı mı? Harç ödemesi var mı? Burs alıyor musunuz? Lisansta, lisansüstünde, doktorada burslar veriyor muyuz? Çıkıyor yalan söylüyorlar ya, ücretsiz yapacağız diyor. Ya zaten ücretsiz. Yavrularımızın sıralarının üstüne okullar açılırken kitapları koyan biz değil miyiz ya? Ücretsiz olarak kitaplarını vermiyor muyuz? Böyle de yalan olur mu? Ama bunlarda yalan aramadığın kadar.
Kardeşlerim, şimdi işte bir çıkardılar kurdaki dalgalanma.
ÖTV oranlarını kullanarak akaryakıt fiyatlarını da sabitledik. Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla çiftçilerimizin ürünlerini hakkı olan değerden ve ihtiyaçları olduğu zaman da satabilmelerini temin ediyoruz.
Tekirdağ’ın verimli ovalarını SİT alanı olarak koruma altına aldık. Türkiye’yi ve Tekirdağ’ı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkartana kadar durmadan çalışacağız.
Kardeşlerim; Tekirdağ için çalışırken elbette Çorlu’yu da ihmal etmedik. Çorlu’ya eğitimde iki anaokulu, üç ilkokul ve bir ortaokuldan oluşan altı okul yaptık.
Sağlıkta 300 yataklı Çorlu Devlet Hastanesini, 60 ünitelik ağız ve diş sağlığı merkezini, üç adet sağlık ocağını ilçemize kazandırdık. Kınalı Ayrımı, Çorlu Yolunu ve Lüleburgaz-Çorlu Yolunu bölünmüş yol olarak tamamlayıp trafiğe açtık. Yapımı devam eden Çorlu Havalimanı Kavşağı, Şerefli Limanı bağlantı yolunu bu yıl bitiriyoruz. Yaptığımız yatırımlarla Çorlu Havalimanımızı modernize ediyoruz.
2003 yılında 14 bin olan havalimanımızın yolcu trafiği şu anda ne biliyor musunuz? 107 bin. Nereden nereye.
İnşallah önümüzdeki dönemde bu projelerimize yenilerini ekleyeceğiz.
Şimdi şöyle gür sedayla Türkiye’yi erdem, irade ve cesaretle şaha kaldıracağız. 2023 hedeflerimize ulaşana kadar evlatlarımıza çok daha güçlü, çok daha müreffeh bir ülke bırakana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bunun için sizlerin desteğini bekliyoruz.
Sizlerden Türkiye’nin aydınlık yarınları için tarihi bir oy oranı bekliyorum. Çorlu’nun, Tekirdağ’ın bizi mahcup etmeyeceğine yürekten inanıyorum.
Şimdi hanım kardeşlerime sesleniyorum; kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?
Gençler, bütün genç arkadaşlarınızı kucaklamaya var mıyız?
Ana Kademe, sizler de kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?
Öyleyse Rabia’mızı şöyle bir görelim. Biliyoruz değil mi? Bununla beraber inşallah muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız.
Hazır mıyız?
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Bunu gerçekleştirmek için hep beraber; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
Bu düşüncelerle sözlerime son verirken ahde vefanız, muhabbetiniz, sabrınız için her birinize teşekkür ediyorum.
Ramazan-ı Şerifinizi tekrar tebrik ediyorum. Şimdiden Ramazan Bayramınızı ayrıca kutluyorum.
Kalın sağlıcakla.