Cumhurbaskani Erdogan’in Tunus Cumhurbaskani Sibsi ile ortak basin toplantisinin tam metni
… basın mensupları; sizleri öncelikle şahsım ve heyetim adına en kalbi duygularla selamlıyorum, esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü.
Öncelikle Tunus Cumhurbaşkanı Sayın es-Sibsi’nin nazik davetine icabetle Tunus’ta bulunmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek isterim.
Tunus’un tüm alanlarda kaydettiği gelişmelerden memnuniyet duyduğumuzu da bu vesileyle ifade etmekte fayda görüyorum.
2018 Dünya Futbol Şampiyonasına Tunus’un katılacak olmasından özellikle memnuniyet duyduğumuzu da ifade etmek isterim ve şimdiden kendilerine ayrıca başarılar dilerim.
2013 yılında Başbakan olarak gerçekleştirdiğim bir önceki ziyaretimden bu yana, Tunus geçiş sürecinde gerçekten tarihi nitelikte birçok adımlar atmış vaziyette. Tunuslu kardeşlerimiz her ne kadar modellerinin ihraç edilmesine yönelik olmadığını söyleseler de, uzlaşı ve kapsayıcılığa dayalı siyasi süreçlerinin tüm bölge için bir ilham kaynağı olduğunu özellikle düşünüyorum.
Bu başarı hikayesinin altında imzası olan tüm Tunuslu siyasileri kutluyorum, tebrik ediyorum.
Tunus’un kara gün dostu olan Türkiye’nin daima yanınızda olduğunu da özellikle ifade etmekte fayda görüyorum.
Sayın Sibsi’yle gerek baş başa, gerekse heyetlerarası yaptığımız görüşmelerde ikili ve bunun yanında özellikle de bölge sorunlarını ele alma fırsatını bulduk. Son dönemde gerek Türkiye’de, gerek Tunus’taki yoğun gündem sebebiyle gerçekleştiremediğimiz üst düzey ziyaretlere ivme kazandırmayı da kararlaştırdık. Yani bu konuda aramızda Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey anlaşması da olduğuna göre bakanlarımızın çok daha sık biraraya gelmeleri gerekiliyor ki Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyde başbakanlar da karşılıklı olarak biraraya gelme fırsatını bulsunlar.
Tabi ekonomik ilişkilerimizde ticaret, yatırım, enerji, turizm ve tarım alanlarında işbirliğimizi daha da geliştirmek istiyoruz. Şu anda 1 milyar 125 milyon dolar olan ticaret hacmimizi çok daha yükseklere çıkarmamızda fayda mülahaza ediyorum. Bugün Tunus’un yaşamış olduğu ekonomik sıkıntılar ve dış ticaret açığının nedenlerini aramızda görüşme fırsatını bulduk. Türkiye olarak neler yapabileceğimiz konusunda fikirlerimizi karşılıklı olarak paylaştık ve Sayın Başbakanla da bu konuları görüşeceğiz ve bakanlarımız aynı şekilde muhataplarıyla bu konuları görüştüler ve görüşmeye de devam edecekler.
Ülkelerimiz arasındaki ticaretin dengeli bir şekilde artırılması noktasında mutabık kaldık. Ekonomi bakanlarımız, ilgili yetkililerimiz eşgüdüm halinde çalışmaya devam edecekler.
Saygıdeğer basın mensupları, şunu burada açık ve net ifade etmek isterim: Tunus’un huzurunu, istikrarını, ekonomik büyümesini kendimizinkinden ayrı görmüyoruz. Tunus’un kalkınması, Türkiye’nin kalkınması demektir. Bu amaçla uygun koşullarla açtığımız 300 milyon dolarlık kredi Tunus tarafınca kullanılmış olup, 300 milyon dolarlık kredi de kullanılmayı bekliyor.
Öte yandan, TİKA’nın faaliyetleri de Tunus’un kalkınma çabalarına katma değer sağlamayı sürüyor.
Tunus’a ekonomik alandaki desteğimiz de artarak devam edecektir, bu ziyaretimizin şüphesiz ki ardından gelen de o olacaktır.
Gerçekleştireceğimiz Ekonomi ve Yatırım Forumu Toplantısında da özel sektörümüzü Tunus’a daha fazla yatırım yapmaya teşvik edeceğiz. Buraya 150 kadar işadamıyla beraber geldik ve Tunuslu işadamlarıyla işadamlarımız bugün ekonomi bakanlarımızın katılımıyla bir toplantıyı da topluca gerçekleştirecekler ve ben bu toplantının da gelecek için önemli bir adeta şöyle bir fitili ateşleme imkanı sağlayacağına önem veriyorum, böyle bunu anlıyorum.
Bildiğiniz gibi, Tunus’un terörle mücadelesine tam destek veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Türkiye polis eğitim terörle mücadele konusunda tecrübe aktarımı ve savunma sanayi ürünleri alanında Tunus’la devam eden işbirliğini geliştirmeye hazırdır.
15 Temmuz darbe girişimi karşısında sergilediğimiz dayanışma ve FETÖ terör örgütüyle mücadelemizde verdikleri destek için Tunus makamlarına, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere müteşekkir olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim.
Bölgesel gelişmeler kapsamında başta Kudüs olmak üzere uluslararası gündemdeki birçok meselede aramızda benzer görüşler var. Bu benzer görüşler de bizim aynen bayrağımızdaki birlik gibi burada da birliğimizi ortaya çok açık, net koyuyor. Demek ki, tek bayrak, böyle bir durum söz konusu. Temennim odur ki, bu ruhlarımızın da dışa yansıması olsun.
15 Temmuz darbe girişiminden sonra bölgesel gelişmeler kapsamında başta Kudüs olmak üzere uluslararası gündemdeki birçok meselede de özellikle bu dayanışmayı sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz. Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak ve büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma konusunda attığı yanlış adımın işte Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda nasıl geri döndüğünü, nasıl tüm dünya tarafından püskürtüldüğünü gördük. 129 ülke bir tarafa, 9 tane, ki bunun bir tanesi Amerika Birleşik Devletleri, diğer 8 tanesi herhalde Tunus’un ilçeleri gibidir, bunlar da o şekilde. Ve bundan sonra ne gibi adımlar atacağız, bunları da yine beraberce konuşarak, görüşerek inşallah bu adımları da atacağız.
Türkiye ve Tunus hep birlikte güçlü şekilde şunu söylemektedir: Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir. Kudüs’ün tarihi statüsüne ve kutsiyetine yönelik hiçbir adım kabul edilemez. İslam aleminin ortak sesi olarak İstanbul’da olağanüstü toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesinde de aynı hususa vurgu yapmış ve sonuç bildirgemizi de bu şekilde açıklamıştık.
Biliyorsunuz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden sonra atılan adım gerçekten önemliydi. Küresel vicdan, hukuk dışı ve adaletsiz bu karara müsamaha göstermedi. Filistin’e ve barış sürecine yönelik desteğimizi sürdüreceğiz.
Libya’nın bir an önce istikrara kavuşması noktasında Türkiye ve Tunus arasında tam mutabakat bulunuyor. Burada da aynı istikamete yönelik davranışlarımız, açıklamalarımız var. Tunus Cumhurbaşkanı Sayın es-Sibsi’nin inisiyatifiyle başlatılan çabaları bu konuda destekliyoruz. Libyalı kardeşlerimizin siyasi çözüme yönelik diyalog ve uzlaşıyla bugüne kadar sürdürdükleri çabalarda başarı elde edebileceklerini düşünüyoruz ve şu anda biz Libya’da büyükelçiliğimizi açma çalışmalarımızı da devam ettiriyoruz. Tunus’un istikrarı ve güvenliği Libya’nınkiyle bağlantılı olduğundan, Türkiye’nin Libya’daki sürece yönelik aktif çabası devam edecektir.
Ve ben de bu düşüncelerle Tunus Cumhurbaşkanı Sayın es-Sibsi’ye şahsıma ve heyetime gösterdiği konukseverlikten dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum ve kendilerini en kısa zamanda resmi ziyaret için ülkemde ağırlamaktan duyacağım memnuniyeti kendilerine de ifade ettim ve şükran kefiren cezire.
SORU- Hasan Ay, Sabah Gazetesinden, Türkiye’den.
Sayın Cumhurbaşkanına sormak istiyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi, Amerika’nın Kudüs’le ilgili kararından sonra 128 ülke ortak bir tavır gösterdi ve bu karara itiraz etti. Bundan sonraki süreçte hem İslam ülkelerinin, hem dünyanın diğer ülkelerinin nasıl hareket etmesi gerektiğini düşünüyorsunuz ve Türkiye olarak nasıl yol haritası izlenecek?
Teşekkürler.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, tabii bu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki bir A planıydı. Ama orada malum Güvenlik Konseyinde Amerika Birleşik Devletleri’nin ters tutumu tek başına A planının hani dünya 5’ten büyüktür diyorum ya, bunu tabii boşuna söylemiyoruz, yani bir ülke Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini kilitleyebiliyor. Tamam da, acaba bu 5 tane daimi üye içerisinde bir Müslüman ülke var mı? Yok. Öyleyse diyoruz, İkinci Dünya Savaşı’nın şartları içerisinde hazırlanmış olan bu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi lazım. Niye orada Tunus olmasın, niye biz olmayalım? Dönüşümlü olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde daimi üyelik hakkının dünyadaki, Birleşmiş Milletler’de malum şu anda 196 ülke var, hepsinin burada 2 yılda bir yer alması lazım; bu teklifimdir ve bunu nereye gidersem gideyim söylüyorum ve bununla ilgili de bir kitabım var ve bunu devam ettireceğiz. Ama istiyoruz ki burada Tunus da yer alsın, biz de yer alalım, Libya da alsın, diğerleri de alsın, hepsi burada yerini alsın. Ve ikili yaptığımız görüşmelerde herkes haklısınız diyor, ama ses çıkarmaya gelince kimse sesini çıkaramıyor. Niye? Acaba Amerika ne der, Çin ne der, Fransa ne der, Rusya ne der, İngiltere ne der, böyle bakıyorlar. Öyleyse gelin sesimizi hep birlikte çıkartalım ve bu bizim hakkımız ya, hakkımızı alalım. Tabii bütünüyle şu anda attığımız bu adımda bir A planı, B planı, C planı. B planı neydi? Birleşmiş Milletler Genel Kuruluydu. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda da ne yaptık? Hedefe ulaştık. Zira Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Amerika Birleşik Devletleri’nin olumsuz tutumuna karşı onurlu duruşu bir defa yani dolarla bu işin olmayacağı veyahut da tehditle bu işin olmayacağı ortaya çıktı.
Şimdi Filistin’in devlet olarak tüm dünyada tanınmasını sağlama çalışmalarını hep birlikte yürüteceğiz. Ve burada Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tutumu çok çok önemli. Gerek Sayın Mahmud Abbas olsun, gerek Arap Ligi Dönem Başkanı olsun II. Abdullah, Kral Abdullah olsun, hepsinin de bu konuda gayretleri var. Ve biz, Sibsi kardeşim hep beraber buradaki gayretlerimizi artırarak inşallah bunu da böylece sağlamış oluruz diye düşünüyorum.
Sabırla, men sabera zafera diyeceğiz, yolumuza devam edeceğiz.
SORU- Benim sorum iki Cumhurbaşkanına. Emira Muhammed, Mozaik Radyosundan soruyorum.
Sayın Cumhurbaşkanı, özellikle ekonomiyle ilgili ve ticari açıkla ilgili bir anlaşmaya vardığınızdan bahsettiniz, acaba bu Türkiye’nin bu anlaşmayı tekrardan gözden geçireceği ve Tunus’un da bu ticari anlaşmadan da payının artırılması konusunda bir anlaşma mı anlamına geliyor?
Bir de, özellikle güvenlik konusunda Tunus’la bir işbirliği var mı? Teröristlerin gerçekten de gelip yapması, yani şu an çünkü özellikle de ülkemizden giden Türkiye üzerinden Irak’a ve Suriye’ye gitmiş olan turistler vardı ve bu teröristlerin tekrar geri dönmemesi ve Tunus’a zarar vermemesiyle ilgili bir önlem var mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben de çok teşekkür ediyorum.
Sayın Cumhurbaşkanının da ifade ettiği gibi, burada aramızda bugün şöyle bir şey oluşturduk: Gerek Türkiye Ekonomi Bakanı, gerek Tunus Ekonomi Bakanı, gerek milli savunma bakanlarımız şöyle dar kapsamlı bugün bir çalışma yapacaklar ve bu dar kapsamlı çalışmayla nerede bazı sıkıntılar var, bu sıkıntıları süratle aşalım istiyorum. Gerek savunma sanayine yönelik neler yapabiliriz, gerekse ekonomik alanda ne gibi bazı ithalatlar Türkiye olarak yaparız ki buradaki cari açığı daha da düşürtelim, bunun gayretiyle biraraya gelme noktası olacak. Örneğin, bu bir zeytinyağı ithalatı olabilir, bu konuyla ilgili çalışma arkadaşlarımız yapacaklar. Ve bu çalışmalar çerçevesinde de bazı adımları atacağız. Turizmde yapabileceğimiz çok çok önemli işler var, bu konuda paket turizmin içerisine girmek mümkündür, bunun adımlarını atabiliriz. Ve bütün bunların yanında, işte bugün gelen 150 kadar yatırımcımız Tunus yatırımcılarıyla ayrıca görüşmeler yapacaklar ve bu görüşmeler çerçevesinde de burada ne gibi yatırımlar içerisine girilebilir ve 1 milyar 125 milyon dolar civarındaki ticaret hacmini hep birlikte, yani bir kaldıraç görevini görmek suretiyle bizim daha da yükselme gayretimiz yok, acaba biz burada Tunus’u nasıl daha da yükseltiriz, bunun gayreti içerisindeyiz. Böylece ticaret hacmi zaten ortaklaşa yükselmiş olur.
Teşekkür ediyorum.
Terörist noktasında ise, DEAŞ’a yönelik mücadelede olsun, diğerlerinde olsun tabii ki güvenlik güçlerimiz bu noktada ciddi manada istihbarat ayağıyla bilgi paylaşımını yapmalı ve bu bilgi paylaşımı sayesinde biz bugüne kadar binlerce teröristi bir defa ya ülkelerine gönderdik veyahut da bizde kendilerini cezaevlerine attık, yeri geldiği zaman geldikleri ülkeye gönderdik.
Şükran.
SORU- İsrail Dışişleri Bakanlığına göre 10 ülke şu an Kudüs’e büyükelçiliğini taşıyacak. Acaba siz bunu Kudüs’ün İsrail’in başkenti yapılmasına karşı, İslam dünyasının almış olduğu karara karşı bir rest olarak değerlendirmek mümkün mü? Ve İstanbul kararından sonra böyle bir durumda devam ederse nasıl olabilecek?
Bir de, Suriye’yle ilgili acaba Suriye’de çözüm Esed’le mi olacak, Esed’siz mi olacak?
Birinci bölüm sorum özellikle de Arap ve İslam dünyasıyla ilgili, özellikle İsrail’le ilgili iki tarafla ilgili.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi bu konuyla ilgili olarak öncelikle Doğu Kudüs’ün bildiğiniz Filistin’in başkenti olması konusu zaten bizim ortak irademizdir ve İslam dünyası bu konuda hemfikirdir. Tabi burada fiili bir işgal var, böyle bir işgalin olması hasebiyle de ne yapamıyoruz? Tabelalarımızı asamıyoruz. Ama şu anda mesela Türkiye olarak bizim Filistin’de büyükelçi olarak görevlendirdiğimiz Başkonsoloslukta büyükelçi var, yani filli olarak biz bunu zaten ilan etmişiz. Yani Kudüs bizim için bir başkenttir Doğu Kudüs ve bunu ilan etmiş vaziyetteyiz ve bunun arkasındayız, İslam dünyası da bunun arkasında.
Ama şunu unutmayalım ki: İşgal altındaki Kudüs’te bunu uygulamaya şu anda sokabilmek mümkün mü, değil mi? İsrail şu anda kendisi çalıp kendisi oynuyor ve 10 tane ülke ile siz dünyayı kalkıp da yanınıza alamazsınız, alamadınız zaten, gerçek ortada. Ve biz bu noktadaki kararlığımızı sürdüreceğiz.
İkinci soru…
SORU- Suriye’yle…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Suriye’yle ilgili olan konu ise, Suriye’de bir defa Esed’le yürümek kesinlikle mümkün değildir. Niçin? 1 milyona yakın vatandaşını öldürmüş olan bir Suriye’nin Başkanıyla nasıl olacak da geleceği kucaklayacağız? Suriye’nin halkı böyle birisini başında görmek ister mi? Çünkü bir defa Beşar Esed, kesinlikle açık ve net söylüyorum, devlet terörü estirmiş aslında bir teröristtir. Böyle birisine biz kalkıp da bu işi o götürebilir diyemeyiz, dersek o 1 milyona yakın öldürülmüş olan Suriyeliye haksızlık yapmış oluruz, o insanlara haksız yapmış oluruz; böyle bir şeyi Türkiye olarak tanıyamayız. Nitekim şu anda da işte Suriye’de bakın hala kan gövdeyi götürüyor, İdlib ortada, Afrin ortada, bütün geliyorsunuz her tarafta, Deyrizor ortada, kuzey Suriye tamamen bir terör koridoru olarak adeta teslim edilmiş vaziyette, böyle bir durum söz konusu.
Peki, niçin orada şu anda koalisyon güçleri var? Niçin orada Rusya var, niçin orada biz varız? Bütün sebebi, Suriye’de huzur yok ve Esed’le de bu huzur oraya gelmez; huzurun … lazım. Ve Astana’da başlattığımız bizim bir sürecimiz var, aynı şey Cenevre’yle de adeta bir mütemmim cüz durumundadır ve buradan çıkacak olan kararla Suriye halkı kendi geleceğine yönelik kararını vermelidir diyoruz, bakışımız bu.
Teşekkür ediyoruz.