Cumhurbaskani Erdogan’in “Türkiye Kudüs’e Sahip Çikiyor” mitingine Istanbul’dan yaptigi hitap
Gazze’nin, Ramallah’ın, Kudüs’ün kahraman kadınlarına sizlerin vasıtasıyla en kalbi selamlarımı yolluyorum.
Onların da bugün gözlerini ve gönüllerini size çevirdiğini çok iyi biliyorum, çünkü siz bugün şu muhteşem meydanda sadece Kudüs’e sahip çıktığınızı göstermiyorsunuz, sizler aynı zamanda senelerdir İsrail terörüne direnen tüm Filistinli mazlumlara da umut veriyorsunuz. Siz bu mübarek Cuma günü Kudüs’ün kardeşi Konya’dan bir kez daha Filistin’in ve Filistinlilerin yalnız olmadığını haykırıyorsunuz. Rabbim sizlerden razı olsun.
Değerli kardeşlerim; bildiğiniz gibi Çarşamba günü Dönem Başkanlığını yürüttüğümüz İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İstanbul’da Olağanüstü Liderler Zirvesini yaptık. Türkiye’nin öncülüğünde gerçekleşen bu tarihi zirveye 30’un üzerinde devlet ve hükümet başkanı ile meclis başkanları iştirak etti, teşkilatın üye ülkelerinin hemen tamından farklı seviyelerde binin üzerinde temsilci zirveye katıldı. Amerikan yönetiminin provokatif açıklamasından sadece 7 gün sonra teşkilatın en geniş katılımlı toplantılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdik. Bu vahdet tablosu Kudüs’ün ve Filistinli kardeşlerimizin yalnız olmadığını dünya aleme gösterdi.
Zirvede Kudüs ve Filistin konusunda tarihi önemde kararlar aldık. Öncelikle Amerika’nın Kudüs’le ilgili açıklamasının hükümsüz, hukuksuz ve gayrimeşru olduğunu ifade ettik. Müslümanların Kudüs üzerindeki haklarından asla sarfınazar etmeyeceğini özellikle belirttik.
Bununla kalmadık, oybirliğiyle Kudüs’ü Filistin Devleti’nin işgal altındaki başkenti olarak tanıdık. Artık İslam İşbirliği üyesi tüm ülkeler nezdinde Kudüs Filistin’in başkentidir. Avrupa başta olmak üzere dünyadaki tüm ülkeleri de Filistin’in bağımsızlığını tanımaya ve Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak kabul etmeye davet ettik.
Şüphesiz sadece bununla yetinmeyeceğiz, Amerika’nın Kudüs’le ilgili kararının iptali için Birleşmiş Milletler nezdinde de girişimler başlatıyoruz. Zira 1980 tarihli 978 sayılı Güvenlik Konseyi kararına göre, hiçbir ülke Kudüs’te büyükelçilik bulunduramaz. Amerika altında imzası olan bu karara aykırı hareket etmiştir. Dünyada hiçbir ülke uluslararası hukukun üstünde değildir. Hem demokrasinin hamiliğini yapma iddiasında olacaksınız, hem de keyfiniz istediği zaman hukuk, demokrasi ve hak namına ne varsa üzerinde tepineceksiniz; bu rezillik asla kabul edilemez. Müslümanlar bu çifte standarda, bu adaletsizliğe, bu hak gaspına kesinlikle boyun eğmeyecektir. Türkiye olarak bu konuda üzerimize düşenleri sonuna kadar yapmakta kararlıyız. Tüm mekanizmaları kullanarak hukuku çiğneyenlerin ipliğini pazara çıkartacağız. Önceli Güvenlik Konseyinde, orada bir veto olursa Birleşmiş Milletler Genel Kurlunda bu haksız ve hukuksuz kararın iptali için çalışacağız.
Ayrıca, Filistin Devleti’nin daha fazla ülke tarafından tanınması için girişimlere başlıyoruz. Şu an dünyanın 137 ülkesi Filistin Devleti’ni tanıyor, inşallah bu sayı gayretlerimizle daha da artacak.
Bunların yanında, İslam ülkeleri olarak Kudüs’ün tarihi kimliğini, Müslüman karakterini korumak, orada yaşayan Filistinli ailelere sahip çıkmak için yeni fonlar kuruyoruz. Bu fonlarla oradaki kardeşlerimizi her alanda destekleyerek Müslümanlara ait mahallelerin, iş yerlerinin, evlerin İsrail tarafından gasp edilmesinin önüne geçeceğiz.
Değerli kardeşlerim; Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, sizin şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinde şer olabilir buyuruyor. Tarihimizde bu mukaddes müjdenin sayısız örneği vardır. Fetret dönemlerinin çoğu zaman yeni inkişaflara, yeni şahlanışlara vesile olduğunu görüyoruz. Mevla’mızın inayeti ve Müslümanların dayanışmasıyla şu an aleyhimize gözüken bu dönemi de inşallah hayra tebdil edeceğimize inanıyorum. Nitekim şimdiden bunun emarelerine şahit olmaya başladık.
Amerika’nın attığı bu adımla Filistin’deki işgal, zulüm ve devlet terörü dünyanın gündemine gelmiştir. Adeta unutulan Filistin meselesi Müslümanlar başta olmak üzere milyarlarca insan tarafından yeniden sahiplenildi. İşlediği vahşi cinayetlere, yaptığı insan hakları ihlallerine ilişkin görüntüler İsrail’i maskesini düşürerek zulümden ve acıdan beslenen gerçek yüzünü ifşa etti. Hatta hatta 1937’den bugüne dek Filistin topraklarının nasıl parça parça İsrail’e verildiğini çok açık, net de ben de yaptığım bütün sunumlarda ifşa ettim.
Bunun yanında, yine 14 yaşındaki Cuneydi’nin 20 kadar İsrailli terörist tarafından, asker tarafından nasıl taciz edilerek, dövülerek, sünerek götürüldüğünü gördünüz. Kucağındaki yavrusuyla bir annenin nasıl yerde dipçiklerle taciz edildiğini gördünüz. Down sendromlu bir yavrunun nasıl bunların zulmüne uğradığını ekranlarda izledik, gördük. İşte İsrail budur, işte Siyonizm budur, evanjelist mantık budur, bunu yaptılar, bunu ortaya koydular. İşte bütün bunlarla beraber inanıyorum ki bu olanlar tüm insanlığın adalete, hukuka saygılı, başta Müslümanlar olmak üzere Hıristiyan dünya hep birlikte dayanışma içerisinde ben bu adaletsizliği ortadan kaldıracağımıza inanıyorum.
Bu süreçte şu hususların hiçbir zaman gözden kaçırılmaması gerekiyor: Bizler Müslümanız, bizler ırkçı, ayrımcı, antisemitist olamayız, bizler hak, hukuk ve meşruiyet çizgisinden asla sapamayız, çünkü biz intikam değil adalet için mücadele ediyoruz. Biz sadece Müslümanları için değil, tüm inanç sahipleri için barış, huzur ve güvenlik istiyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı anlayışla mücadelemizi yürüteceğiz, tahriklere kapılarak işgalcilerin ekmeğine yağ sürmeyeceğiz.
Ülkemizdeki 80 milyon vatandaşımızın tamamının Kudüs meselesinde sergilediği kenetlenmeyi gördükçe her gün Rabbime hamd ediyorum. Böyle asil, böyle vefakar, böyle Kudüs aşığı bir milletin mensubu olduğu için iftihar ediyorum.
Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, tüm Konyalı kardeşlerimizi, şahsınızda tüm milletimi bir kez daha gönülden selamlıyorum.
Bu tarihi mitingi düzenleyenlere teşekkür ediyorum.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin. Kalın sağlıcakla.