Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Türkiye-Sirbistan Is Forumu’nda yaptigi konusmasi

 

Sayın Cumhurbaşkanı, saygıdeğer bakanlar, değerli işadamları, kıymetli katılımcılar; öncelikle sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Başbakan olarak 7 yıl önce geldiğim Sırbistan’ı bu kez Cumhurbaşkanı olarak ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Samimi misafirperverliği için değerli dostum Vuçiç’e huzurlarınızda bir kez daha şahsım, heyetim ve Türk işadamları adına bir kez daha teşekkür ediyorum.

Burada sizlerle biraraya gelmemizi sağlayan Sırbistan Ticaret ve Sanayi Odası ile DEİK’in değerli mensuplarına, yöneticilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Balkanlar’da barış ve istikrarın kilit ülkesi, aynı zamanda dostumuz olarak gördüğümüz Sırbistan’la ikili ilişkilerimizi her alanda geliştirme konusunda gereken karşılıklı iradenin mevcut bulunduğunu biliyorum. Bakan arkadaşlarım ve Türk iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle gerçekleştirmekte olduğum bu ziyaret, Sırbistan’la ilişkilerimizi verdiğimiz önemin ispatıdır.

Türkiye’den yaklaşık 200 kadar işadamıyla bugün buradayız ve Sırbistan’dan katılan işadamlarıyla şu anda yaklaşık 700 kadar işadamı bu salonda hazır bulunuyor. Bu da bundan sonraki sürecin nedenli güçlü olarak yürüyebileceğinin bir ispatıdır, ifadesidir. Bu tabloyu ilişkilerimizi daha da ileriye taşıma arzumuzun ifadesi olarak görüyorum.

Sevgili dostlar, Türkiye, hem içinde bulunduğu coğrafyanın özelikleri, hem de kendi iç dinamikleri sebebiyle sık sık ciddi sınamalarla karşı karşıya gelen bir ülkedir. Bunun en çarpıcı örneklerinden birini geçtiğimiz yılın 15 Temmuz gecesi yaşadık. Özgürlüğümüze ve geleceğimize yönelik tarihimizin bu en sinsi, en kanlı saldırısını milletimizin gösterdiği büyük cesaret ve fedakârlıkla başarısızlığa uğratmayı başardık. Türkiye, darbe girişimi nedeniyle karşı karşıya kaldığı tehlikeyi geride bırakmış ve ekonomisinin güçlü temeller üzerine kurulu olduğunu bir kez daha dünyaya ispat etmiştir.

2011-2015 yılları arasında yüzde 7,1 büyüyen ekonomimiz, bu yılın ilk yarısında yüzde 5,1’lik bir büyüme oranına ulaşarak yeniden hedeflerimize uygun bir yere gelmiştir. İşte bugün IMF yaptığı açıklamayla, Türkiye’nin yine bu yıl içerisinde yüzde 5,1’lik bir büyüme oranını yakalayacağını açıklamıştı. Daha önceki açıklama 2,5 gibi bir orandı; bu ne demektir? Yüzde 100’lük bir büyüme oranına Türkiye ulaşıyor.

Esasen Türkiye’nin genel ekonomik görümünde geçtiğimiz 15 yılda yaşanan değişim tam bir başarı hikâyesidir. Gayrisafi yurt içi hasılamızı 2002 yılındaki 230 milyar dolar seviyesinden 860 milyar dolara, kişi başına milli gelirimizi 3500 dolardan 11 bin dolara çıkarttık.

Son 15 yıllık dönemde ihracatımız 5 kat artarak en son 153 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu rakamı 2023 hedeflerimiz bağlamında 500 milyar dolar seviyesine taşımak istiyoruz, kararlıyız. Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde gayrisafi yurt içi hasılamızı 2 trilyon dolara, kişi başına milli gelirimizi 25 bin dolara yükselterek dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedefliyoruz.

Büyük çaplı proje ve yatırımlarımızın iç ve dış çalkantılardan etkilenmesine müsaade etmeden kararlılıkla sürdürüyoruz. Nitekim geçtiğimiz sene her biri kendi alanlarında dünya çapında yatırımlar olan Osman Gazi Köprüsünün, Yavuz Sultan Selim Köprüsünün ve Avrasya Tünelinin açılışlarını yaptık. Mart ayında dünyanın en uzun aralıklı köprüsü olacak Çanakkale 1915 Köprüsünün temelini attık. İstanbul’da dünyanın en büyük havalimanının ilk etabını önümüzdeki yılsonuna kadar hizmete alınması için çalışmalar devam ediyor. İlk etapta 90 milyon/yıl yolcu kapasitesine sahip olacak havalimanımız, 2023’te bittiğinde 150 milyon/yıl yolcu kapasitesine ulaşacak. Gerekirse 200 milyon/yıl yolcu kapasitesine ulaşma imkânı da var. Ve bu devletin bir havalimanı değil, özel teşebbüsün bir konsorsiyum olarak inşa ettiği bir havalimanı, bu da B2B, yap-işlet-devret. Yani yıllar yılı ülkemiz devletçilik mantığıyla maalesef tıkanmıştı. Biz devletçiliği bir kenara koyduk, özelleştirme dedik, bizden önce tıkanmıştı önünü açtık ve şu anda bu mesafeleri aldık,  alıyoruz. Diğer tüm alanlarda da benzer yatırımlar sürüyor.

Ayrıca, İstanbul Boğazı’na paralel yeni bir kanal açılması başta olmak üzere ki Kanal İstanbul dediğimiz, bu benim bir hayalim, hülyamdır, inşallah buna da büyük ihtimalle bu yılsonu veya 2018 başı gibi temelini atacağız. Bu tür projeler devam ediyor. Yani dünyada Süveyş var, Panama Kanalı var, işte şimdi bir de Kanal İstanbul olacak.

Sayın Cumhurbaşkanı, değerli arkadaşlar; Türkiye, Balkanlar’ın istikrarsızlıklarla değil, bütünleşmeyle, barışla ortak çıkarlar temelinde müreffeh bir gelecek hedefiyle alınmasını istiyor. Ve biz Balkanlar’da ayrılık istemiyoruz, parçalanma istemiyoruz, bölünme istemiyoruz. Birilerinin adeta bu ülkeleri kendi arka bahçesi olarak görmesine de karşı olduğumuzu ifade etmek isterim.

Sırbistan’la Türkiye’nin bu bütünleşme veya biraraya gelişini kıskananlar olabilir. Varsın olsun, biz kendi işimize bakacağız, kazan-kazan esasına göre de bu çalışmalarımızı sürdüreceğiz, birikimlerimizi paylaşacağız, dayanışmamızı artıracağız. Sırbistan’la bölgemizin geleceği için müşterek bir vizyona sahip olduğumuza inanıyoruz. Sayın Vuçiç liderliğindeki Sırbistan’ı bölgemizde önemli bir ortak, bu vizyon birliğimizi de bölge için büyük bir fırsat olarak görüyorum. Bölgesel barış ve istikrara katkıda bulunma kararlığını her vesileyle teyit eden Sırbistan, güvenilir ve istikrarlı bir ülke olarak bölgede öne çıkıyor.

Sırbistan ile ikili ilişkilerimizin son yıllarda gelişiyor olması memnuniyet vericidir. Bu noktaya gelinmesinde tarafların sorumlu, anlayışlı ve diyalogu ön planda tutan yaklaşımı şüphesiz çok etkili olmuştur. Son birkaç yılda ekonomisinde önemli reformlar gerçekleştiren Sırbistan, bunun meyvelerini görmeye başlamıştır. 2002 yılında benzer bir süreci başlatan bir ülke olarak, yapısal reformlar alanındaki bu adımlarınızı biz de destekliyoruz. Türk işadamlarının Sırbistan’a ilgilerinin arttığını görüyoruz ve bunun devamı temennimizdir. Kaliteli iş gücünüz ve sağladığınız kolaylıklar sayesinde yatırımcılarımızın Sırbistan’a ilgisinin süratle somut kazanımlara dönüşeceğine inanıyorum.

Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanına ülkemizden gelen yatırımcılarla ve onların sorunlarıyla bizzat ilgilendiği için teşekkürlerimi iki ülke işadamları önünde tekrarlamak istiyorum. Bu yaklaşımınız buradaki Türk işadamları kadar, ülkenize yatırım yapmayı düşünen diğer Türk işadamları için de önem taşıyor.

Değerli arkadaşlar, karşılıklı ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmek için gerekli hukuki altyapıyı beraberce kurmuştuk. Ülkelerimiz arasında serbest ticaret anlaşması, vize anlaşması, yatırımların teşviki ve çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmaları gibi temel ikili düzenlemeler mevcuttur. Serbest ticaret anlaşmasının günümüz şartlarına göre gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu konudaki çalışmaların süratle neticelendirilmesini temenni ediyorum.

Hukuki altyapıda yaşanan gelişmelere uygun şekilde ikili ticaret hacminin de istikrarlı biçimde arttığını görüyoruz. İkili ticaret hacmimiz 2016 itibariyle 870 milyon dolar oldu. Bu rakamı önemli görmekle birlikte potansiyelimizi yansıtmadığını da çok iyi biliyoruz. İnanıyorum ki yıl sonuna kadar 1.2 milyar dolara bu potansiyel ulaşabilir. Biz devlet adamlarının ortaya koyduğu siyasi iradenin de verdiği destekle en kısa zamanda biz bu ticaret hacmini diyorum ki 3 milyar dolara çıkaralım. Bunu yaparız. İşadamları burada, el-ele vereceğiz, biz üzerimize ne düşüyorsa onu yapacağız, sizler de işadamları olarak yatırımları yapacaksınız. Çünkü Sırbistan’ın kalkınması işadamları olarak sizlerin de kazanmanız demektir. Nitekim bu yıl Ağustos ayı itibariyle 726 milyon dolarlık ticaret hacmini yakaladık, artık daha büyük hedefleri yakalamak için çalışmalara başlamalıyız. Bu konuda Türk ve Sırp iş çevrelerine güvenimiz tamdır.

Mutlaka vurgulamak istediğim bir diğer husus da, Halkbank’ın 2015 yılında Sırbistan pazarına girmesidir. Halkbank, Türkiye ile Sırbistan arasındaki ikili ekonomik ilişkilere de son derece önemli katkıda bulunuyor. Bu gibi başarı hikâyelerini beraberce artırmalıyız. Şu anda 30 şubesiyle Sırbistan’da faaliyet gösteren Halk Bankasının sağladığı ve sağlayacağı imkânlar inanıyorum ki işadamlarımızın burada da işini kolaylaştıracaktır.

Hâlihazırda Türk yatırımcılar Sırbistan’da yaklaşık 8 bin kişiye istihdam imkânı sağlıyor. Bu rakamın önümüzdeki yıl iki katına çıkacağını ümit ediyorum. Türk firmalarına Sırp makamları tarafından verilen desteğin sürmesi halinde bu rakamların katlanarak artması pekâlâ mümkündür.

Ulaştırma alanında atabileceğimiz ilave adımlar şüphesiz ülkelerimiz arasında da birçok zenginliği getirecektir, çünkü bir altyapı o ülkenin medenileşmesinde, o ülkenin gelişmesinde en önemli adımlardan, adeta sıçrama tahtalarından biridir. Ve konuyla ilgili olarak ben medeniyet olarak yolu çok önemsiyorum. Onun için basın toplantısında da söyledim, yol medeniyettir. Ve bu yolculukta da özellikle altyapı noktasında duble yolların Sırbistan’a kazandırılması, Sırbistan’ın sınıf atlamasını sağlayacaktır.

Türkiye-Sırbistan-Bosna Hersek Üçlü Ticaret Komitesinin gerçekleştirdiği çalışmalar inanıyorum ki bu yöndeki çabaların önemini de ayrıca ortaya koyuyor.

Turizm, iki ülke arasında ilişkilerin daha da geliştirilebileceği bir diğer alandır. Bu sektörün içerisinde olanların özellikle Sırbistan’daki muhataplarıyla işbirliği yaparak yatırıma girmesi, sağlık turizminde kaplıcalarıyla meşhur olan Sırbistan’da bu tür adımların atılması mümkün. Özellikle otelcilik sektöründe Türkiye’nin gücü inkâr edilmez, tartışılmaz. Dolayısıyla birlikte yapılacak yatırımlarla ben inanıyorum ki turizm sektörü hem istihdamda önemli bir imkân sağlamaktadır, hizmet sektörünün en önemli alanlarından bir tanesi olan turizm sektöründe atılacak adım ciddi manada istihdam açığını Sırbistan’ın kapamaya yarayacaktır. Sayın Vuçiç ile en son 20 Eylül’de New York’ta yaptığımız görüşmede bu konuda daha fazla çaba gösterme irademizi teyit etmiştik. Sırbistan’ı ziyaret eden Türk turist sayısı yılda ortalama yüzde 35 artıyor. Türkiye, Sırp turistlerin de en çok tercih ettiği ülkelerin başında geliyor. Bu güzel gelişmelerin artarak sürmesi için çabalarımızı yoğunlaştıracağız. Kültür, sanat, edebiyat gibi insani ilişkilerimizin temelini oluşturan konularda karşılıklı olarak çok daha fazla gayret göstermeliyiz.

Sayın Cumhurbaşkanı, değerli arkadaşlar; Türkiye ve Sırbistan Balkanlar’ın iki kilit ülkesidir. Bu konumlarımızın gereği olan sorumluluklarımızı hassasiyetle yerine getirmek durumdayız. Ülkelerimizin devlet adamlarıyla, işadamlarıyla bu yönde kararlı bir iradeye sahip olduğunu görmek, daha güzel bir gelecek için bize umut veriyor.

Güzel ülkenizi her ziyaretimde daha da yakından şahit olduğum ortak tarihi ve kültürel bağlarımız ilişkilerimizin en büyük teminatıdır.

Biz farklılıklarımız yerine müştereklerimizi ön plana çıkartarak ilişkilerimizi geliştirdikçe diğer alanlardaki münasebetlerin katlanarak artacağı açıktır. Bu çerçevede önemli bir dönüm noktası olacağına inandığım bu ziyaretin ve düzenlenen İş Formunun bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sporda Sırbistan’ın basketçileri bizde, futbolcuları bizde, aynı zamanda bu alanda da müştereklerimiz var. Ve bu vesileyle tabii Basketbol Şampiyonasında her ne kadar Sırbistan ikinci olduysa da, hanımlarda birinciliği kaptırmadı, orada birinci oldu, bu da güzel bir gelişme.  Bir diğer taraftan Dünya Futbol Şampiyonasında Rusya’ya gidiyor, bunun için de kutluyorum, tebrik ediyorum. Fakat sporda nüfusuyla mukayese edilemeyecek bir altyapıya sahip. Ve basket şampiyonasında zaten Sırbistanlılardan başka oynayan yoktu, Sayın Cumhurbaşkanımız öyle söyledi, neredeyse her takımda Sırbistanlı var. Şimdi tabii bizde bu konuda çok daha ciddi bir dayanışmanın içerisine gireceğiz. Demek ki Sırbistanlının genlerinde herhalde basketbolculuk var, futbolculuk var. Öyleyse bunları biraz öğrenmekte de fayda var.

Sırbistan Ticaret ve Sanayi Odası’yla DEİK başta olmak üzere İş Forumunda emeği geçenlere teşekkür ediyor, sizlere de sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.