Cumhurbaskani Erdogan’in Yunanistan Cumhurbaskani Prokopis Pavlopulos ile basina yaptigi açiklama
YUNANİSTAN CUMHURBAŞKANI PROKOPİS PAVLOPULOS- … olacak ve olmalı, hem de geniş yörede barış ve güvenliği sağlayacak adımları beraber atabileceğimiz bir ziyaret mahiyetinde olmalı diye inanıyorum.
Biz Yunanistan olarak Türkiye’yi her zaman Avrupa sürecinde destekleyen bir Avrupa Birliği ülkesiyiz ve bu açıdan da bu ziyaretimizin Avrupa Birliği açısından da çok büyük bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Sanıyoruz Avrupa Birliği’ne Türkiye’nin tam katılımı hem Türkiye halkına, Türkiye’ye ülke olarak yararlı bir olgu olacaktır. Ve biz ikimiz Yunanistan ve Türkiye olarak bu dostluk ve işbirliği köprüsünü inşa etme aşamasındayız ve bu inşa, bu köprü daha da güçlendirilmeli. Bu köprü var olan bir köprüdür, fakat daha da güçlendirilecek bir köprü olacaktır bu ziyaret sayesinde.
Tabii ki bu hedefe ulaşabilmek için kendiliğinden anlaşıldığı gibi Yunanistan açısından ve Avrupa üyesi olan Yunanistan açısından tüm ulusal hukukla noktalarını, bütün ulusal hukuka tam yerinde bir saygı göstererek ulaşabileceğimize inanıyorum. Ve bu tabii ki Avrupa müktesebatını da içeren ulusal hukuku hem geleneksel, hem yazılı sözleşmelerle belirlenen ulusal hukuka saygı bu ilişkilerin çok önemli bir hususudur, inanıyorum.
Sayın Cumhurbaşkanı, uluslararası hukuktan bahsederken tarihi önemi olan başka bir ziyarete istinaden de şunları söylemeyi arzu ediyorum: Bildiğiniz gibi tarihi bir ziyaret mahiyeti taşıyan başka bir ziyaret Venizelos-Atatürk ve Sayın İnönü zamanında yapılmış, gerçekleşmiş bir anlaşmadan bahsetmek istiyorum ve bu da hepimizin bildiği gibi Lozan Anlaşmasıdır. Lozan Anlaşması ikili ilişkilerimizin mihenk taşını teşkil etmektedir ve aynı zamanda iki ulusun da ulusal topraklarının sınırlarını çizen bir anlaşma teşkil etmektedir Lozan Anlaşması. Kanımca bu ikili ilişkiler açısından hiçbir boşluk bırakmayan, tamamlanması gerekmeyen muğlak bölge sınırı veya kuramı taşımayan bir anlaşmadır Lozan Anlaşması. Bunun tartışılacak, gözden geçirilecek, reform edilecek bir sözleşme olduğuna inanmıyoruz. Ve bu anlaşma gereğince iki ülkede de yaşayan azınlıklar çok belirgin bir şekilde dile getirilmiştir ve azınlıklar Yunanistan açısından dini azınlık olarak tanınmıştır. Yunanistan’da Müslüman bir azınlık Lozan Anlaşması temelinde Yunanistan’da Müslüman bir azınlık yaşamaktadır. Ve Yunanistan bu azınlığı bir hukuk devleti olarak tüm haklarını öngörüldüğü şekilde korumaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanı, Avrupa Birliği’ne ve geniş Balkan yöresine duyduğunuz ilgiyi tanıdığım, bildiğim için Avrupa müktesebatı ve uluslararası hukuk ilkelerinin tabii ki geniş Balkan yöresinde bulunan tüm ülkeleri de yakından ilgilendirdiğini ve bütün bu ülkelerin de Avrupa müktesebatına ve uluslararası hukuk ilkelerine saygı göstererek ilerleyeceğini ve Avrupa Birliği’yle ilişkilerini geliştireceğini veya tam üye olma aşamasına varacağına inanıyoruz.
Ve ikili ilişkilerden söz ederken, ikimizin de ilgi ve odak noktası olan Kıbrıs meselesine de değinmeden edemeyeceğim, geçemeyeceğim. Bu konuda Yunanistan’ın bir çözüm aramasında olduğunu, adil ve sürdürülebilir bir çözümün en kısa zamanda hayata geçirebileceğini umuyor ve bu konuda elinden geldiğince çaba sarf etmektedir. Tabii ki Kıbrıs meselesine değinirken Cenevre anlaşmalarından, Avrupa müktesebatından, Avrupa Birliği Anayasasının dördüncü maddesinden de söz etmek gerekmektedir. Bütün bunlarda her bir Avrupa Birliği üyesinin bir Avrupa Birliği üyesi olan bir ülkenin egemenlik haklarını ihlal edemeyeceği sorunu açık bir şekilde dile getiriliyor.
Sayın Cumhurbaşkanı ikili ilişkilere değinirken ikili ilişkilerin temelini teşkil eden medeniyet ilkelerimize de değinmeden edemeyeceğim. Ve bu hususla ilgili olarak Avrupa Birliği ile Türkiye Anlaşmasını göç ve sığınmacı sorunuyla ilgili imzaladığı anlaşmanın her noktasının harfiyen yerine getirilme meselesini dile getirmek istiyorum. Bu konuda göç meselesinde iki halkımıza, iki ülkeye düşen maalesef zor, güç görev; bu zavallı insanları göçmen ve sığınmacı statüsüne düşen insanları gösterdiğiniz şekilde ve bizim Yunanistan halkı ve devleti olarak gösterdiğimiz üzere insani ve medeniyet ilkelerimize saygılı bir şekilde davranmaya devam etme hususunda iki tarafın da çok büyük önemle bu meseleye eğildiğini ve bu meseleyi elinden geldiğince mükemmel bir şekilde bu sorumluluğu yerine getirdiğine inanıyorum. Ve sizin şahsen de bu konuda olağanüstü olumlu ilginizi biliyorum efendim.
Son olarak hepimiz ve ben şahsen bu ziyaretinizin altın harflerle tarihe geçmesini umut ediyoruz ve bunun gerçekleşeceğine inanıyoruz. Aramızda farklılıklar, farklı görüşler, hemfikir olmadığımız hususlar olabilir. Fakat bu hususlara saygıyla ve ehemmiyetle eğilerek bir çözüm bulabileceğimize inanıyoruz. Fakat şunu da belirtmek isterim ki; iyi ilişkilerin, iyi, olumlu, ikili ilişkilerin esas koşulu samimiyettir, açık sözlü olmaktır. Ve sizin tanıdığım, bildiğim Sayın Cumhurbaşkanı bu niteliğe mutlaka sahiptir. Ve bu görüşmelerin, bu ziyaretin bu manevi değer nezdinde gerçekleştirildiğini çok iyi biliyorum efendim.
Ve sizler için de çok iyi bir ziyaret olmasını, sizin açınızdan da bu önemli ziyaretin tarihe geçmesini diliyorum. Bunun böyle olacağına inanıyorum ve size Atina’ya hoş geldiniz diyorum efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Teşekkür ediyorum.
Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanı, bugün ülkelerimiz adına gerçekten çok çok önemli bir gün. 65 yıl aradan sonra, rahmetli Celal Bayar’ın ziyareti ve ondan sonra ilk defa böyle bir resmi ziyareti gerçekleştiriyoruz. Bunun bana nasip olması sebebiyle de ayrıca mutluyum.
Bu anlamlı ziyaretin iki ülke arasında yeni bir dönemin başlangıcına vesile olmasını ayrıca diliyorum.
Tabii bazı gerçekleri açık, net sizler ortaya koydunuz, ben de açık ve net olarak ortaya koyacağım.
Özellikle Lozan konusunda zannediyorum hala anlaşılmayan bazı incelikler var. 94 yıl önce yapılmış bir anlaşma ve bu anlaşma sadece Türkiye ile Yunanistan arasında yapılmış bir anlaşma değildir. Bu anlaşmanın 11 taraf ülkesi vardır. Düşünün ki Lozan Anlaşmasında Japonya bile var, İngiltere var, Portekiz var vesaire. Bütün ülkelerle beraber hepsini kapsayan bir anlaşma, bunu konuşuyoruz. 94 yıl içerisinde dünya adeta yeniden inşa ediliyor, yeniden kuruluyor. Türkiye ile Yunanistan arasında da birçok şeyler bu arada gelişti, değişiyor, değişti. Mesela Lozan’da buradaki Türklerle ilgili Müslüman azınlık ifadesinin geçtiğinden bahsediyorsunuz, doğrudur, ama aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türk ifadesi orada geçmektedir. Bu kararlarıyla da orada vardır.
Mesela bir başka özelliğe geleceğim; oradaki insanların yaşam koşullarının ne durumda olduğunu değerlendirme noktasında buraya da şöyle iyice bir göz atmak lazım. Batı Trakya’da yaşayan Müslümanlar inandıklarını Lozan’a göre yaşayabiliyorlar mı? Batı Trakya’da yaşayan Müslümanlar bugün ne yazık ki başmüftülerini kendi seçtikleri başmüftü değil atanan bir başmüftüyle yönetilme gayretleri var. Türkiye’de mesela Patrik, atanan bir patrik değildir. Patrik, San Sinod Meclisinin seçmiş olduğu bir patriktir. Lozan’a göre de malum belli bir sayıda San Sinod Meclisi oluşur ve bunların da Türk vatandaşı olması lazım. Ve San Sinod Meclisindeki bu sayı azaldığı için ben mesela Patrik’e demişimdir ki; siz bize isimler verin, biz bunları Türk vatandaşlığına alalım ve San Sinod Meclisinde bu sayıyı dolduralım. Ve bize verilen bu isimleri biz vatandaş yaptık, San Sinod Meclisinin bunlar üyeleri oldular. Şu anda yanılmıyorsam 17 kadar San Sinod Meclisinde üye var. Patrik’i kim seçiyor? Bundan sonra seçecekse bu 17 kişi seçecek. Ama Yunanistan’da gerek Başbakanlığım döneminde, gerek Cumhurbaşkanlığım döneminde hala biz Batı Trakya’da maalesef oradaki Müslümanların Başmüftüsünü oradaki imamlar, din adamları seçememiştir. Bu nasıl oluyor da Lozan Anlaşmasının uygulamada olduğunu söylüyoruz. Demek ki Lozan uygulamada değil. Lozan’ın uygulanabilirliğini bu şekilde ortaya koymamız lazım. Ve bunu bugüne kadar tanıştığım, dost olduğum birçok başbakan arkadaşımızla Yunanistan’da hep görüşmüşümdür. Sayın Simitis’le görüşmüşüzdür, Kamanlis’le görüşmüşüzdür, Papandreu’yla görüşmüşüzdür ve şu anda da yine Sayın Çipras’la aynı şekilde görüşmüşüzdür, görüşüyoruz, ama netice alamadık.
İşin ekonomik boyutuna baktığınız zaman, bugün Avrupa Birliği veyahut da Yunanistan’ın açıklanan kişi başına milli gelirine baktığınız zaman 18 bin dolar civarındadır. Batı Trakya halkının ortalama kişi başına milli geliri 2200 dolar civarındadır. Yatırım noktasında, atılması gereken adımlar noktasında gerekli olan destekler onlara verilmemektedir, bir ayrımcılık orada söz konusudur. Türkiye’de benim Rum vatandaşlarıma yönelik böyle bir uygulama göremezsiniz. İbadethaneleri noktasında en ufak bir ayrımcılık göremezsiniz. Ama Batı Trakya’da bırakın bunları, Türk kelimesinin yazılmasını dahi hazmetmek mümkün değil. Bir okulun kapısında veya dernekte eğer Türk yazıyorsa, onu bile hazmedemiyorlar. Bence bizim bunları bir defa aşmamız lazım. Benim güncellenmesi gerekir dediğim konu işte bunlardır. Ve tabii birçok özellikle askeri konularda sıkıntılar yaşanıyor. Biz, NATO’dan siz çıktınız, tekrar NATO’ya girişinizi biz sağladık. Eğer biz engel olsaydık siz NATO’ya giremezdiniz. Çünkü bir ülkenin muhalefeti NATO’ya girmenizi engelleyebilirdi. Ama biz öyle bakmadık, biz komşu diye baktık, bugün de öyle bakıyoruz.
Aynı şekilde yine Kıbrıs’la ilgili yaklaşımınız, tabii o görüşmelerin içerisinde siz olmadınız, ben o görüşmelerin de bizzat içindeydim. Yunanistan garantör ülke olduğu gibi, Türkiye de garantör ülke. Ve bu Burgenstock’ta bizzat o final görüşmelerinin içerisinde oldum. Ve Kofi Annan’la beraber o süreci birlikte yürüttük. Oradaki görüşmeler neticesinde aslında işin çözüme kavuşması gerekirken, ne yazık ki orada alınan kararlar uygulamaya girmedi. Kıbrıs’taki Türkler yapılacak olan referandumda yüzde 60’ın üzerinde evet oyu verdiler, ama güneyde Rumlar ne yazık ki tam tersine hayır oyu verdiler. Ve Avrupa Birliği’nin verdiği sözler de yerine gelmedi. Mali noktada vereceği desteklerin hiçbirini uygulamaya sokmadılar. Bugün bile hala bunlar yerine gelmiş değil. Ve bizler bu noktadaki sadakatimizi aynen sürdürüyoruz.
Bizim hedefimiz şu: Kıbrıs’ta kalıcı-adil bir çözüm bulalım, aynı şeyi Ege’de bulalım. Ve bunlar Lozan’da şöyle olmuş-böyle olmuş, tamam eyvallah, ama biz o zaman olması gerekenleri şöyle bir an önce yapalım. Kolay değil, 94 yıl geçti bu arada. 94 yılda birçok şey değişti. Ve eğer bunlar gözden geçirilirse, birçok şeyin olması gerektiğini inanıyorum ki taraflar da kabul edecektir.
Ve yine bizim özellikle arzu ettiğimiz şeylerin başında, Batı Trakya’daki soydaşlarımızın oradaki haklarının korunması meselesidir.
Bakın 65 yıl aradan sonra biz bugün buraya çok farklı bir heyecanla geldik. Tabii Batı Trakya’da soydaşlarımıza bundan önce yaptığım ziyaret gibi bir ziyaret yapmayı da arzu ettim. Ama birileri de maalesef bu ziyareti provoke ediyor. Dağıtılan broşürlerden tutunuz, oradaki binaların kapılarına çizilen çeşitli işaretlere varıncaya kadar. Her toplumun içerisinde tabii artılar-eksiler vardır, o ayrı bir konu. Ama bunların 65 yıl aradan sonra böyle bir cesareti ortaya koyarak buraya eğer bir Cumhurbaşkanı geliyorsa, bunun çok kontrol altında tutulması gerekir diye düşünüyorum ve tabii bunları ayrıca aramızda belki çok daha detay görüşme şansımız, imkânımız da olabilir.
Ve bu ziyaretimizin ben istiyorum ki çok çok farklı, çok daha zengin, çok da barışa yönelik bir şekilde yürümesi tarafların özel gayretleriyle önem arz ediyor. Aramızdaki gerek siyasi, gerek askeri, gerek ekonomik, ticari, kültürel, bütün bu ilişkileri bizim süratle yoğunlaştırmamız lazım, güçlendirmemiz lazım.
Turizm’deki gelişmelere baktığımız zaman ülkemizden buraya gelenler, sizden bize gelenler hatırı sayılır oranda yükseliyor. Çünkü bizde bir kara parçasından bir tarafa bağırıldığı zaman duyulur. Öyleyse bunu zenginleştirmemiz lazım. Aramızdaki özellikle Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi güçlendirerek devam ettirmemiz lazım.
Benim Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak arzum şudur: Biz bardağın boş tarafıyla uğraşmayalım, bardağın dolu tarafına bakalım ve münasebetlerimizi güçlendirelim. Bu ziyaretimizin de inanıyorum ki 65 yılı bir kenara koyup artık ileriye bakacak bir ziyaret olması temennisindeyim.
Teşekkür ediyorum.
YUNANİSTAN CUMHURBAŞKANI PROKOPİS PAVLOPULOS- Sayın Cumhurbaşkanı bana Kıbrıs özellikle konusunda Cumhurbaşkanı mahiyetiyle bir karşılaştırma yaptınız, bana şeref verdiniz tabii ki. Ancak Yunanistan’da Anayasa gereğince Cumhurbaşkanı statüsü Türkiye’de sizin sahip olduğunuz yetkilere sahip değildir. O yüzden ben de bu sözünü ettiğiniz görüşmelere vesaire katılma şerefine sahip değildim. Bu karşılaştırmayı yaptığınız için şeref duydum tabii ki, sağ olun. Ancak sizi ilk kez İstanbul’da tanıdığımdan beri sizinle açıkça konuşabilecek biri olduğunuza kanaat getirdim, buna hala inanıyorum ve bu kanaatim güçlenerek derinleşiyor diyebilirim. Bu anlamda değindiğiniz konuları tabii ki Yunanistan Hükümetinin üyeleriyle görüşme fırsatınız olacak, bundan çok büyük memnuniyet duyuyorum. Ve ilişkilerimizin de bu samimiyet ilkesi üzerinde ilerleyeceğine de mutlaka inanıyorum. Ben üniversiteden, üniversite hocası olan ve meslektaş saydığım Sayın Dışişleri Bakanı Kotzias’ın da söyleyeceği gibi ben kendim de bildiğiniz gibi hukuk fakültesi hocasıydım ve o açıdan kendisiyle de şu konuda hemfikiriz: Hem üniversite profesörü olarak, hem de devlet adamı olarak bir anlaşmanın veya hukukun, hukuk ilkelerinin güncelleşmesi, reformu mümkün değildir. Biz hukukta bir ilkenin, hukuk ilkesinin anlamını tekrar yeni bir şekilde yeni bir anlam kazandırmak anlamında var olan bir sözleşmeye yeni bir metin ekleyebiliriz, yeni anlam ekleyen bir metin ekleyebiliriz. Fakat izin verirseniz, anlaşmayı güncelleştirme veya bir anlaşmayı gözden geçirme veya reform etme gibi bir kavramı kullanmıyoruz genellikle. Ve bu konuda da sizin samimiyetinize inanarak ben de büyük bir samimiyetle bunun altını çizmeyi arzu ediyorum efendim.
Aynı zamanda tabii ki bu ziyaretinizin tarihi öneminin tekrar altını çizmeden de edemeyeceğim. Çok uzun süren bir görüşme oldu bu aşama, bunda da bana şeref verdiniz. Bu kadar zaman ayırdığınız için size tekrar teşekkür ederim ve Yunanistan’a hoş geldiniz diyorum.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii iyi-güzel de bunu cevapsız bırakmak da kendime saygısızlık olur, bunun cevabını vermem lazım.
Ben tabii hukuk profesörü değilim, ama siyaset hukukunu iyi bilirim. Siyaset hukukunda da, bu belki hukukta yoktur, siyaset hukukunda da özellikle anlaşmaların güncelleşmesi diye bir şart vardır ve bunu da biz yaparız. Yeter ki ülkeler bu konuda mutabık kalsınlar ve bunun dünyada çok örnekleri var.
Ben tabii bugün sizler bu konuyu açtığınız için bunlara girdim. Sizler bu konuları açmamış olsaydınız Sayın Çipras’ı kabulümde bu konulara girerdim. Ama öyle de olsa sizler Yunanistan adına, ben de Türkiye adına bu konuları görüşmüş olduk.
Sizlerin de bu denli zaman ayırmanızdan dolayı ben de sizlere özellikle teşekkür ediyorum.
Biz de çok sıkıntılar yaşadık, onun için sistem değişikliğine Türkiye’de gidiyoruz. 2019’da nasip olursa biliyorsunuz yapılacak cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle bir sistem değişikliğine gideceğiz. Bu da işte seçim hukukuyla ilgili yanlışlar sebebiyle yeni bir sürece girmenin adımıdır.
Çok teşekkür ediyorum.