Yükleniyor...

Elestirileri dikkate alan bir paket için çalisiyoruz

 

TBMM Adalet Komisyonu’nda HSYK ile ilgili yasa teklifinin görüşmelerinde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Bozdağ,  uzun tutuklulukla ilgili eleştirilere kendisinin de katıldığını belirterek, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu kaydetti.  Bozdağ, "Bir hukuk devletinde 10 yıl gibi süren yargılama yapıp ’senin suçun, cezan şudur’ diye davaları sonuçlandırılamıyorsak burada sıkıntı var demektir" diye konuştu.

Türkiye’nin uzun tutukluluk meselesini mutlaka çözmesi gerektiğini daha önce de ifade ettiğini hatırlatan Bozdağ, 5 yıldan fazla tutuklu sayının 161 olduğunu bildirdi.

Bozdağ, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında bakanlık olarak bir çalışma yürütüldüğünü vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Pek çok kanunda yer alan, dinlemeler dahil pek çok konuda, TMK 10  dahil pek çok konuda yapılan eleştirileri dikkate alan, bu çerçevede önemli değişiklikler içeren paket üzerinde çalışıyoruz. Bu paket bittiğinde, pek çok siyasi parti tarafından eleştirilse bile, olumlu karşılanacak yönlerinin eleştiriden daha fazla olacağını düşünüyorum. Ama çalışmamız devam ediyor, önemli mesafe aldık. İnşallah en kısa zamanda bitirirsek açıklayacağız. Bunun içinde bir takım müeyyideler geliyor. Bunun birini paylaşayım; dinlemelerle ilgili, soruşturma sırasında dosya içinden bir sürü evrak çıkıyor. Orada şüpheli veya sanık olmayan kişilerle ilgili....Bunlar, pek çok başkaca mağduriyetlere ve haksızlıklara neden oluyor. Bunları yapanlarla ilgili önemli müeyyideler getiriliyor. Kişinin güvenliğini yargıya karşı en üst düzeyde koruyan ve bunu ihlal edenler karşısında caydırıcı müeyyideler getiren düzenlemeler bunun içinde yer alacaktır."

Bozdağ, "Bir hakim veya savcı, kişisel kusuru, haksız fiil ve kastı olsa da buna ilişkin açılacak tazminatların devlete karşı açılmasının doğru olmadığına inanıyorum. Bu konuda da bir çalışma yaptığımızı ifade etmek istiyorum" dedi.

Bakan Bozdağ, HSYK’nın dünkü toplantısına işaret ederek, yeni Adalet bakanı ve kurul başkanı olarak kendisinin ve müsteşarın da toplantıya katıldığını, toplantı gündemindeki konuların ele alındığını söyledi. "Bir noktadan sonra ben ayrıldım. Çünkü disiplin ile ilgili konular var; yasa gereği Kurul Başkanı disiplinle ilgili müzakerelere  ve oylamalara katılamıyor" diyen Bozdağ, toplantının daha sonra devam ettiğini kaydetti. 

Toplantıdan çıktıktan sonra Kurul’un aldığı kararlarla ilgili açıklama yapmadığını belirten Bozdağ, Kurul’un bir parti veya başka şekilde sürekli  basına açıklama yapmasını doğru bulmadığını, bunun hem kurul kararlarının sürekli tartışılmasına hem de siyasallaşmaya neden olacağını ve Kurul’a olan güveni zedeleyeceğini söyledi.

Bozdağ, "Kurul, kararları kendi içinde nasıl duyuruyorsa aynı şekilde duyurması, basının da bunları kamuoyuna aktarması doğru olandır. Kurul’un aldığı kararların önemli kısmı zaten yayınlanıyor, kendi sistemi içinde, kişilere yönelik olanlar da kendilerine bildiriliyor. Kurul kendi kararıyla bir değerlendirme yaptı ve bazı dairelerdeki üyeliklerde değişiklik oldu. Kurulun içindeki müzakereleri burada paylaşmam doğru olmaz" dedi.

Disiplinle ilgili konunun önemli olduğuna işaret eden Bozdağ, şunları söyledi:

"Esasında Kurul’a intikal eden ihbar ve şikayetler bir daire tarafından inceleniyor, ön inceleme yapılıyor, buna göre disiplin soruşturması başlatılmasına ilgili daire karar verirse, bu Kurul Başkanı’na geliyor. Kurul Başkanı’nın olur vermesi halinde devamı işlemler yapılıyor. Kamuoyunda bilinen Ergenekon, Balyoz gibi davalarda pek çok ihbar ve şikayetler olmuş. Bunların önemli kısmı daireden Kurul Başkanı’nın önüne gelmeden işlem yapılmasına gerek olmadığına karar veriliyor. Bunları Kurul Başkanı görmüyor. Sadece önüne gelenlerine olur veriyor veya ret veriyor. Dün bir değişiklik önerdik, kabul edildi. Eğer kurul işleme konulmasına disiplin veya başka yönden müfettiş gönderilmesine, incelenmesine karar vermemiş konular da Kurul Başkanı’nın önüne gelecek, denetleme yetkisi olacak. Bu değişiklikten sonra belki bu tür şikayetlerle ilgili daha titiz yol izlenir. Kurul’un ihbar ve şikayetlerle ilgili konuyu gündeme alması,  daha çok 3. daire çalışması çerçevesinde oluyor. Sayın Başbakan veya başka siyasi kişilerin suç duyuruları konusunda, ilgili dairenin resen harekete geçme yetkisi var. Kurul, herhangi bir savcı veya hakim hakkında bir suç veya isnatta bulunulduğunda bunu gündemine alır, dana sonra ilgili mekanizması çerçevesinde bunları işletmesi lazım. Bu noktada sizinle paylaşacağım başka bilgi yok."

Yeniden yargılama konusunun önemli olduğunu belirten Bozdağ, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun önerilerini kendilerine yazılı metin olarak sunduğunu söyledi. Konunun Anayasa ve hukuk düzeni açısından ne kadar mümkün olduğu, dosyalara ne tür yansımaları olacağı, ortaya çıkaracağı sonuçları artıları ve eksileriyle gördükten sonra herkesin üzerinde mutabık kalacağı formülasyona nasıl ulaşabileceklerine dair kapsamlı bir çalışma yürütüldüğünü kaydeden Bozdağ,  konu olgunlaştığında kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi.

Bozdağ, TBB Başkanı Feyzioğlu’na bu hafta randevu vereceğini söylediğini, ameliyat olduğu için görüşemediklerini belirterek, en kısa zamanda kendisiyle görüşeceğini söyledi. 

CHP’li bazı milletvekillerinin Bilal Erdoğan hakkında gözaltı, yakalama kararının kaldırıldığını söylemesi üzerine Bozdağ, "Sayın Bilal Erdoğan hakkında gözaltı, yakalama kararı olmadığını ifade etmek isterim. Olmayan kararın kalkması da söz konusu değildir. Türkiye’den ayrılması, başka bir ülkeye gitmesi, gizlenmesi, saklanması gibi şeylerin tamamı gerçek dışıdır. Bunların hepsi Hükümetimizi ve Sayın Başbakanımızı yıpratmaya dönük haberlerin basında, medyada yer almasından ibarettir" dedi. 

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün cezaevinde bulunan Fatih Hilmioğlu’nun akıl sağlığını yitirdiği, kendisiyle ilgili rapor veren doktor hakkında iddia olduğunu söylemesi üzerine Bozdağ, kendilerine bu ismin verilmesi halinde  işlem yapabileceklerini ve yaptırabileceklerini ifade etti. Hukukun dışına çıkan kim olursa olsun himaye etmelerinin söz konusu olmadığını kaydeden Bozdağ, Hilmioğlu ile ilgili raporun 12 Haziran 2013 tarihini taşıdığını kaydetti. Bozdağ, iddia edilen hastalıklarla ilgili raporların temin edilememesinden kaynaklı bir eksiklik olduğuna işaret ederek,  akıl sağlığı konusunda bugüne kadar herhangi bir talebin gündeme getirilmediğini söyledi.

"El Kaide terör örgütüdür"

El Kaide terör örgütü ve diğer terör örgütleri ile her türlü mücadeleyi sürdürdüklerini belirten Bakan Bekir Bozdağ, şöyle konuştu:

“El Kaide, bir terör örgütüdür. Terörle hem ülkemizde hem de uluslararası işbirliği yaparak mücadele ediyoruz. Türkiye El Kaide terör örgütüne hiçbir destek vermemiştir. Nerede eli kanlı bir terör örgütü varsa, Türkiye bunların karşısında duran bir ülkedir. El Kaide de buna dahildir. Türkiye hangi ülkede olursa olsun, dini, dili, milleti ne olursa olsun her terör örgütünün karşısında durmaya ve mücadele etmeye devam edecektir. El Kaide ile ilgili 64 tane soruşturma, 16 kovuşturma yargıda devam etmektedir. Herhangi bir yerde istihbarat alındığında devletin bütün kurumları gereğini yapıyor.  Türkiye’yi teröre destek veren bir ülke gibi gösterme gayretleri var. Bunlar boş gayretlerdir.”

"Lekelenmeme hakkı..."

Bozdağ, hem hukukun üstünlüğüne hem de insanların haysiyetini ve onurunu koruyacak şekilde soruşturma ve kovuşturmaların yürütülmesine herkesin hassasiyet  göstermesi gerektiğini belirterek, "Buna en önce bizim riayet etmemiz lazım. İnsanlar yargılanmadan damgalanırsa, mahkemeler beraat kararı verse de bu damgayı kaldırmak imkanı olmuyor. Lekelenmeme hakkı, soruşturma süresince herkesten önce yargı görevini yapanlar tarafından dikkate alınmalı, soruşturmanın gizliliğine büyük hassasiyet gösterilerek yerine getirilmeli. Buna herkes uymalı. Ev araması olsun, başka tür işlerde olsun dikkat edilmesi gereken ana hususlardır. Ancak Türkiye, epeyce bir zamandır medya ve televizyonlarla beraber soruşturmaların yapıldığı, insanların hak ve hukukunun gözetilmediği  bir manzarayla karşı karşıya... Bu manzaradan Adalet Bakanı, siyasetçi ve kişi olarak ben de rahatsızım. Eminim tüm partiler ve siyasiler de bundan rahatsız. Türkiye’nin bu tür manzaralarla karşılaşmaması için elbirliğiyle çalışmamız gerekir" diye konuştu.

"Türkiye bu maddeyi değiştirmek zorunda"

HSYK ile ilgili teklife işaret eden Bozdağ, "Bu teklifin HSYK üzerindeki tartışmaları dindirmeyeceğini de biliyorum. Bu konuda siyasi partilerin bir araya gelerek Anayasa’nın 159. maddesinde uzlaşmayla değişiklik yapma ihtiyacı ortadan kalkmamıştır. Yaşananlar bu ihtiyacı çok açık şekilde herkese göstermektedir. Bu girişim şimdilik olumlu neticelenmedi. Umarım bundan sonraki süreçte siyasi partiler bir araya gelip uzlaşma için olumlu adım atarlar. Bu adıma katkı vermeye hazırız. 159. madde değişikliğinin Türkiye’ye çok büyük yararlar sağlayacağına yürekten inanıyorum. Bu konudaki her çalışmaya destek olacağız" dedi. 

Bozdağ, teklifin kabul edilmesinin ardından Komisyon’dan ayrılırken gazetecilerin "Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuyla ilgili açıklaması var. Yeni bir gelişme mi var?" sorusuna, Anayasa’nın HSYK ile ilgili 159. maddesine uzlaşmayla değişiklik yapılmasının şart olduğunu belirterek, "Siyasi partiler bir araya gelerek değişiklik yaparsa, biz buna varız. Zaten partilere önerdik. CHP katkı vermeyeceğini söyledi. Türkiye bu maddeyi değiştirmek zorunda. Bugün değişmez, yarın değişir. Ama burada bir adım atılma ihtiyacı çok açık... Uzlaşarak bir adım atabiliriz. Bundan sonra bir çalışma yapabiliriz" karşılığını verdi. 

Teklifin TBMM Genel Kurul gündemine geleceğini ifade eden Bozdağ, yargıda görev yeri değişiklikleriyle ilgili soruya, "O benim işim değil" dedi.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.