Yükleniyor...

“O kahramanlik destanini gölgeleyemezler”

 

Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz’u anma etkinlikleri kapsamında hazırlanan afişlerle ilgili tartışmalara ilişkin, "Emekli olmuş eski Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, küçük bir grubun köpürtmeye çalıştığı bir konudur. Burada hiçbir zaman Türk Silahlı Kuvvetlerini kimsenin hedef alma düşüncesi yoktur." dedi.

Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde medya temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Başbakan Yıldırım, bir gazetecinin "15 Temmuz için hazırlanan bazı afişler nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıpratıldığı"na yönelik iddiaları hatırlatması üzerine, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) hain darbe girişiminin bertarafının birinci yılı dolayısıyla kapsamlı anma etkinlikleri düzenlendiğini anımsattı.

Etkinliklerin, tüm şehitlerin kabirlerinin ziyaret edilmesiyle başladığını ve yurt genelinde devam ettiğini belirten Yıldırım, etkinlik programına ilişkin bilgi verdi. Bu kapsamda 15 Temmuz’un anılmasına yönelik afişlerin de hazırlandığını dile getiren Yıldırım, şunları söyledi:

"Burada kimsenin rahatsız olacağı bir şey yok. Bizim ilk günden dediğimiz şey bellidir; ’Asker kılığına girmiş teröristler. Bunlar Türk Silahlı Kuvvetlerini temsil etmiyor, bunlar Türk Silahlı Kuvvetlerinin, askerin tankını, topunu, helikopterini, uçağını çalan ve bunlarla millet üzerine bombalar, mermiler yağdıran, akıllarını kiraya vermiş katillerdir.’ bu kadar basit. Onun için alınganlık gösterecek bir şey yok. Kaldı ki çok belirli, emekli olmuş eski Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, küçük bir grubun köpürtmeye çalıştığı bir konudur. Burada hiçbir zaman Türk Silahlı Kuvvetlerini kimsenin hedef alma düşüncesi yoktur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, askerimiz, milletimizin gözbebeğidir, Peygamber ocağıdır, yanlış yapanların bu yanlışlarını asırlık bu kuruluşa fatura etmeye kimsenin hakkı yoktur. Orada tutumumuz çok nettir." 

"O kahramanlık destanını gölgeleyemezler"

Yıldırım, 15 Temmuz gecesi milletin "yeni bir Çanakkale", "yeni bir istiklal destanı" yazdığını belirterek, "Ne yaparsa yapsınlar o kahramanlık destanını gölgeleyemezler." diye konuştu.

Bu destanın yediden yetmişe herkesin hafızasında sürekli canlı tutulmasının önemine işaret eden Yıldırım, yapmaya çalıştıklarının da bu olduğunu bildirdi. 

"O gece o anlar yaşanmadı mı? İlk defa mı o fotoğraflar görülüyor?" diye soran Başbakan Yıldırım, "Daha vahimlerini bu millet görmedi mi televizyonlarda, gazetelerde? Bunun çok dikkate alınacak tarafı yok, zorlama bir şeydir. Bunlarla hiç kimse askerimizin, vatansever polisimizin, jandarmamızın fedakarca, kahramanca yaptığı vatan savunmasına karşı bir zafiyet oluşturmaya çalışmasın." ifadelerini kullandı.

Aynı gazetecinin, 15 Temmuz ile ilgili hazırlanan afişlerin ABD’deki metrolara asılmasına yönelik talebin müttefik ABD’de olumsuz karşılandığını hatırlatması üzerine de Yıldırım, "ABD veya kimi Avrupa ülkelerinde 15 Temmuz’un anılmasına yönelik çeşitli etkinliklerde takınılan tavrı hiçbir şekilde kabul etmemiz mümkün değil. Bir yandan ’Özgürlükler ülkesi’ diyeceksiniz, bir yandan Türkiye’ye insan hakları, özgürlükler konusunda sürekli eleştirilerde bulunacaksınız, diğer taraftan da bir ülkenin geleceğini yok etmeye çalışan alçak bir kalkışmanın, darbenin arkasında olanları eleştiren, bunu uluslararası kamuoyunda bilinir hale getirmeyi hedefleyen bu çalışmaları engellemeye çalışacaksınız. Bu, tamamıyla bir samimiyetsizliktir. Kim yaptıysa, kim ettiyse hangi düzeyde yapılırsa yapılsın hiçbir şekilde kabul edeceğimiz bir şey değil." değerlendirmesinde bulundu.

"Milletin tamamının öfkesini kabartan bir tutumdur"

Başbakan Yıldırım, "Darbe girişiminden sonra yargılamalarda dün, kendi giydikleri tişört üzerine İngilizce ’kahraman’ ifadeleri yazarak hala yapmış oldukları şeylerin arkasında duranları görüyoruz. Bu tarz suçluların şov yapmasının önüne geçmeyle ilgili bir adım atılması söz konusu mu?" şeklindeki soruya karşılık olarak da "Ben de sabah gördüm, bu bir anlamıyla suçun itirafıdır, bir anlamıyla meydan okumadır. Neresinden bakarsanız bakın, bu sadece müşteki olanların değil, milletin tamamının öfkesini kabartan bir tutumdur." dedi.

Bunun özellikle yapıldığı kanaatinde olduğunu belirten Yıldırım, "Maalesef yine o akıl, yeni bir arayış içinde. Bu davaları tartışılır hale getirmek ve bu şekilde bu canileri kurtarabilmeyi ümit etmektedir. Mutlaka bu bakımdan Adalet Bakanı’na gerekli talimatı verdim, bütün detaylarıyla konu araştırılacak ve bunun failleri ortaya çıkarılacaktır." diye konuştu.

"Tek tip kıyafet giydirme meselesine gelince, tabii gönlümüz arzu etmez, biz yargılamanın doğal bir şekilde cereyan etmesini bekleriz." ifadesini kullanan Yıldırım, savunma hakkının kutsal olduğunu, savunmaların hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan sonuna kadar, yapılmasını istediklerini söyledi. 

"Bu görüntülere meydan vermeyeceğiz"

Başbakan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu şu demek değildir, bu kadar şehit yakınının, gazi yakınının gözünün içine bakarak, onlara aklıyla alay ederek sonuç almaya çalışmak, onlara yapılabilecek en büyük hakaret, küstahlık olmanın yanı sıra hukuk sistemini de yok saymak demektir. Ne yaparsa yapsınlar, benim şehit yakınlarından, gazilerimizden, vatandaşlarımızdan özellikle talebim, sabırlı olacağız. Onların bu küstahlıklarına, bu şımarıklıklarına, bu aymazlıklarına karşı sabırlı davranacağız ki, yarın bir gün bunu bunlar zaten yerli değil, milli değil bütün ümitlerini uluslararası destekçilerine de bağlamış vaziyetteler. Oralara gidince hemen ’biz işte savunma hakkımızı kullanamadık, adil yargılanmadık, Türkiye’de hukuk yok’ gibi tırnak içinde birtakım itirazla sonuç almayı hedefliyorlar."

Buna fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Ama şunu da bundan sonra beklemesinler, Cumhurbaşkanı’nı kasten öldürmeye giden bir alçağın, göğsüne meydan okurcasına ’kahraman’ yazan bir kıyafetle çıkmasını da bundan sonra kimse beklemez. Cezaevleri idari yetkilerini kullanarak gerekli tedbirleri alacaktır. Milletin vicdanını, milletin hissiyatını infiale dönüştüren bu ve buna benzer davranışlara, görüntülere meydan vermeyeceğiz. Onun için de her türlü tedbiri alacağız. Bunu asla adil yargılamayla ilgili bir konu olarak da değerlendirmiyoruz."

"Adalet Bakanlığımıza gerekli talimatları verdik"

Yıldırım, "Tek tip kıyafetin yargılamanın adil olmadığı kanaatine mi yol açacağını düşünüyorsunuz" şeklindeki soruya, "Bu yönde tenkitler var. Geçmiş yargılamalardan uluslararası, evrensel hukuk düzeyinde bu yönde eleştiriler var ama bu şu demek değildir; ’Ben nasıl olsa mahkum olacağım her şeyi yaparım’ tarzında bir layüsellik anlamına gelmez. Mutlaka cezaevi yönetiminin idari anlamda alabilecekleri tedbirler var. Bundan sonra bu tedbirler daha fazla titizlikle uygulanacak. Bu konuda Adalet Bakanlığımıza gerekli talimatları verdik. Cumhurbaşkanının canına kastediyor onun aslında göğsünde ’kahraman’ değil alnında ’hain’ yazıyor. " yanıtını verdi.

Bunun herkesin bildiği bir mesele olduğunu kaydeden Yıldırım, o sanığın söz konusu davranışıyla "Ben bir katilim, alçağım." diye kendini ifade ettiğini, bunun başka türlü izahının olamayacağını söyledi.

"Örgütün saydam olmayan yapısı ve karmaşık ilişkilerini düşündüğümüzde hepimizi şaşırtan farklı gelişmeler yaşanabilir." sözleri hatırlatılarak, "Korkalım mı?" sorusuna Yıldırım şöyle cevap verdi:

"Yok, korkacak bir şey yok. İşte görüyorsunuz her gün yeni bir şey çıkıyor. Hem o geceye hem ondan sonra yaşanan yargılama süreçlerine ilişkin. Orada dikkat çekmek istediğim nokta çok açık ve net. Diyorum ki, ’Bu örgüt, ilişkileri, yapısı şeffaf olan bir örgüt değil. Karmaşık ilişkileri var, kapalı kutu. Dolayısıyla yarın bir gün yargılamalar, süreçler ilerledikçe hepimizi şaşırtan şeyler çıkabilir.’ Dediğim bu. Bu, o geceye ait de olabilir, o geceyle bağlantılı yargılama sürecinde sanıkların, suçluların, zanlıların ifadeleriyle de ortaya çıkan konular olabilir."

Yıldırım, yargılama sürecinde bir çözülme beklenip beklenmediğine ilişkin soru üzerine, o anlamda söylemediğini belirterek, "Yargılamanın gelişmesine göre, ister çözülsünler ister kördüğüm olsunlar bunları takip edeceğiz. Hukuk içinde alabilecekleri en ağır cezayı alacaklar. Kesin hüküm olarak söylemiyorum, yaşadıklarımızı dikkate alarak bunu söylüyorum." ifadesini kullandı.

"Hollanda ve Avusturya iç siyaset malzemesi olarak kullanıyor"

Başbakan Yıldırım, yurt dışında 15 Temmuz anma etkinliklerinin düzenlenmesine izin verilmediği şeklindeki haberlerin hatırlatılması üzerine de yurt dışında yerleşik sivil toplum kuruluşlarının buna benzer etkinlikler düşündüklerini ve yerel makamlara bu taleplerini ilettiklerini, buna karşılık Hollanda’da, Avusturya’da bunun iç siyaset malzemesi olarak, abartılarak kullanıldığını söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak resmi kanallardan etkinlik yapılacağı ve bir bakanın gönderileceği şeklinde bir talebin söz konusu olmadığını bildiren Yıldırım, "Esas itibariyle bu etkinlikleri ağırlıklı olarak Türkiye’de yapmayı kararlaştırdık. Yurt dışından gelmek isteyenlere de ’Sadece yurt içinde yapacağız, böyle bir programımız yok.’ diye cevap verdik. O bakımından gerek Hollanda gerek Avusturya konusu biraz iç siyaset amacıyla vaktinden önce söylenmiş sözler olarak görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.  

Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz’u anma etkinlikleri kapsamında hazırlanan afişlerle ilgili tartışmalara ilişkin, "Emekli olmuş eski Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, küçük bir grubun köpürtmeye çalıştığı bir konudur. Burada hiçbir zaman Türk Silahlı Kuvvetlerini kimsenin hedef alma düşüncesi yoktur." dedi.

Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde medya temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Başbakan Yıldırım, bir gazetecinin "15 Temmuz için hazırlanan bazı afişler nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıpratıldığı"na yönelik iddiaları hatırlatması üzerine, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) hain darbe girişiminin bertarafının birinci yılı dolayısıyla kapsamlı anma etkinlikleri düzenlendiğini anımsattı.

Etkinliklerin, tüm şehitlerin kabirlerinin ziyaret edilmesiyle başladığını ve yurt genelinde devam ettiğini belirten Yıldırım, etkinlik programına ilişkin bilgi verdi. Bu kapsamda 15 Temmuz’un anılmasına yönelik afişlerin de hazırlandığını dile getiren Yıldırım, şunları söyledi:

"Burada kimsenin rahatsız olacağı bir şey yok. Bizim ilk günden dediğimiz şey bellidir; ’Asker kılığına girmiş teröristler. Bunlar Türk Silahlı Kuvvetlerini temsil etmiyor, bunlar Türk Silahlı Kuvvetlerinin, askerin tankını, topunu, helikopterini, uçağını çalan ve bunlarla millet üzerine bombalar, mermiler yağdıran, akıllarını kiraya vermiş katillerdir.’ bu kadar basit. Onun için alınganlık gösterecek bir şey yok. Kaldı ki çok belirli, emekli olmuş eski Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, küçük bir grubun köpürtmeye çalıştığı bir konudur. Burada hiçbir zaman Türk Silahlı Kuvvetlerini kimsenin hedef alma düşüncesi yoktur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, askerimiz, milletimizin gözbebeğidir, Peygamber ocağıdır, yanlış yapanların bu yanlışlarını asırlık bu kuruluşa fatura etmeye kimsenin hakkı yoktur. Orada tutumumuz çok nettir." 

"O kahramanlık destanını gölgeleyemezler"

Yıldırım, 15 Temmuz gecesi milletin "yeni bir Çanakkale", "yeni bir istiklal destanı" yazdığını belirterek, "Ne yaparsa yapsınlar o kahramanlık destanını gölgeleyemezler." diye konuştu.

Bu destanın yediden yetmişe herkesin hafızasında sürekli canlı tutulmasının önemine işaret eden Yıldırım, yapmaya çalıştıklarının da bu olduğunu bildirdi. 

"O gece o anlar yaşanmadı mı? İlk defa mı o fotoğraflar görülüyor?" diye soran Başbakan Yıldırım, "Daha vahimlerini bu millet görmedi mi televizyonlarda, gazetelerde? Bunun çok dikkate alınacak tarafı yok, zorlama bir şeydir. Bunlarla hiç kimse askerimizin, vatansever polisimizin, jandarmamızın fedakarca, kahramanca yaptığı vatan savunmasına karşı bir zafiyet oluşturmaya çalışmasın." ifadelerini kullandı.

Aynı gazetecinin, 15 Temmuz ile ilgili hazırlanan afişlerin ABD’deki metrolara asılmasına yönelik talebin müttefik ABD’de olumsuz karşılandığını hatırlatması üzerine de Yıldırım, "ABD veya kimi Avrupa ülkelerinde 15 Temmuz’un anılmasına yönelik çeşitli etkinliklerde takınılan tavrı hiçbir şekilde kabul etmemiz mümkün değil. Bir yandan ’Özgürlükler ülkesi’ diyeceksiniz, bir yandan Türkiye’ye insan hakları, özgürlükler konusunda sürekli eleştirilerde bulunacaksınız, diğer taraftan da bir ülkenin geleceğini yok etmeye çalışan alçak bir kalkışmanın, darbenin arkasında olanları eleştiren, bunu uluslararası kamuoyunda bilinir hale getirmeyi hedefleyen bu çalışmaları engellemeye çalışacaksınız. Bu, tamamıyla bir samimiyetsizliktir. Kim yaptıysa, kim ettiyse hangi düzeyde yapılırsa yapılsın hiçbir şekilde kabul edeceğimiz bir şey değil." değerlendirmesinde bulundu.

"Milletin tamamının öfkesini kabartan bir tutumdur"

Başbakan Yıldırım, "Darbe girişiminden sonra yargılamalarda dün, kendi giydikleri tişört üzerine İngilizce ’kahraman’ ifadeleri yazarak hala yapmış oldukları şeylerin arkasında duranları görüyoruz. Bu tarz suçluların şov yapmasının önüne geçmeyle ilgili bir adım atılması söz konusu mu?" şeklindeki soruya karşılık olarak da "Ben de sabah gördüm, bu bir anlamıyla suçun itirafıdır, bir anlamıyla meydan okumadır. Neresinden bakarsanız bakın, bu sadece müşteki olanların değil, milletin tamamının öfkesini kabartan bir tutumdur." dedi.

Bunun özellikle yapıldığı kanaatinde olduğunu belirten Yıldırım, "Maalesef yine o akıl, yeni bir arayış içinde. Bu davaları tartışılır hale getirmek ve bu şekilde bu canileri kurtarabilmeyi ümit etmektedir. Mutlaka bu bakımdan Adalet Bakanı’na gerekli talimatı verdim, bütün detaylarıyla konu araştırılacak ve bunun failleri ortaya çıkarılacaktır." diye konuştu.

"Tek tip kıyafet giydirme meselesine gelince, tabii gönlümüz arzu etmez, biz yargılamanın doğal bir şekilde cereyan etmesini bekleriz." ifadesini kullanan Yıldırım, savunma hakkının kutsal olduğunu, savunmaların hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan sonuna kadar, yapılmasını istediklerini söyledi. 

"Bu görüntülere meydan vermeyeceğiz"

Başbakan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu şu demek değildir, bu kadar şehit yakınının, gazi yakınının gözünün içine bakarak, onlara aklıyla alay ederek sonuç almaya çalışmak, onlara yapılabilecek en büyük hakaret, küstahlık olmanın yanı sıra hukuk sistemini de yok saymak demektir. Ne yaparsa yapsınlar, benim şehit yakınlarından, gazilerimizden, vatandaşlarımızdan özellikle talebim, sabırlı olacağız. Onların bu küstahlıklarına, bu şımarıklıklarına, bu aymazlıklarına karşı sabırlı davranacağız ki, yarın bir gün bunu bunlar zaten yerli değil, milli değil bütün ümitlerini uluslararası destekçilerine de bağlamış vaziyetteler. Oralara gidince hemen ’biz işte savunma hakkımızı kullanamadık, adil yargılanmadık, Türkiye’de hukuk yok’ gibi tırnak içinde birtakım itirazla sonuç almayı hedefliyorlar."

Buna fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Ama şunu da bundan sonra beklemesinler, Cumhurbaşkanı’nı kasten öldürmeye giden bir alçağın, göğsüne meydan okurcasına ’kahraman’ yazan bir kıyafetle çıkmasını da bundan sonra kimse beklemez. Cezaevleri idari yetkilerini kullanarak gerekli tedbirleri alacaktır. Milletin vicdanını, milletin hissiyatını infiale dönüştüren bu ve buna benzer davranışlara, görüntülere meydan vermeyeceğiz. Onun için de her türlü tedbiri alacağız. Bunu asla adil yargılamayla ilgili bir konu olarak da değerlendirmiyoruz."

"Adalet Bakanlığımıza gerekli talimatları verdik"

Yıldırım, "Tek tip kıyafetin yargılamanın adil olmadığı kanaatine mi yol açacağını düşünüyorsunuz" şeklindeki soruya, "Bu yönde tenkitler var. Geçmiş yargılamalardan uluslararası, evrensel hukuk düzeyinde bu yönde eleştiriler var ama bu şu demek değildir; ’Ben nasıl olsa mahkum olacağım her şeyi yaparım’ tarzında bir layüsellik anlamına gelmez. Mutlaka cezaevi yönetiminin idari anlamda alabilecekleri tedbirler var. Bundan sonra bu tedbirler daha fazla titizlikle uygulanacak. Bu konuda Adalet Bakanlığımıza gerekli talimatları verdik. Cumhurbaşkanının canına kastediyor onun aslında göğsünde ’kahraman’ değil alnında ’hain’ yazıyor. " yanıtını verdi.

Bunun herkesin bildiği bir mesele olduğunu kaydeden Yıldırım, o sanığın söz konusu davranışıyla "Ben bir katilim, alçağım." diye kendini ifade ettiğini, bunun başka türlü izahının olamayacağını söyledi.

"Örgütün saydam olmayan yapısı ve karmaşık ilişkilerini düşündüğümüzde hepimizi şaşırtan farklı gelişmeler yaşanabilir." sözleri hatırlatılarak, "Korkalım mı?" sorusuna Yıldırım şöyle cevap verdi:

"Yok, korkacak bir şey yok. İşte görüyorsunuz her gün yeni bir şey çıkıyor. Hem o geceye hem ondan sonra yaşanan yargılama süreçlerine ilişkin. Orada dikkat çekmek istediğim nokta çok açık ve net. Diyorum ki, ’Bu örgüt, ilişkileri, yapısı şeffaf olan bir örgüt değil. Karmaşık ilişkileri var, kapalı kutu. Dolayısıyla yarın bir gün yargılamalar, süreçler ilerledikçe hepimizi şaşırtan şeyler çıkabilir.’ Dediğim bu. Bu, o geceye ait de olabilir, o geceyle bağlantılı yargılama sürecinde sanıkların, suçluların, zanlıların ifadeleriyle de ortaya çıkan konular olabilir."

Yıldırım, yargılama sürecinde bir çözülme beklenip beklenmediğine ilişkin soru üzerine, o anlamda söylemediğini belirterek, "Yargılamanın gelişmesine göre, ister çözülsünler ister kördüğüm olsunlar bunları takip edeceğiz. Hukuk içinde alabilecekleri en ağır cezayı alacaklar. Kesin hüküm olarak söylemiyorum, yaşadıklarımızı dikkate alarak bunu söylüyorum." ifadesini kullandı.

"Hollanda ve Avusturya iç siyaset malzemesi olarak kullanıyor"

Başbakan Yıldırım, yurt dışında 15 Temmuz anma etkinliklerinin düzenlenmesine izin verilmediği şeklindeki haberlerin hatırlatılması üzerine de yurt dışında yerleşik sivil toplum kuruluşlarının buna benzer etkinlikler düşündüklerini ve yerel makamlara bu taleplerini ilettiklerini, buna karşılık Hollanda’da, Avusturya’da bunun iç siyaset malzemesi olarak, abartılarak kullanıldığını söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak resmi kanallardan etkinlik yapılacağı ve bir bakanın gönderileceği şeklinde bir talebin söz konusu olmadığını bildiren Yıldırım, "Esas itibariyle bu etkinlikleri ağırlıklı olarak Türkiye’de yapmayı kararlaştırdık. Yurt dışından gelmek isteyenlere de ’Sadece yurt içinde yapacağız, böyle bir programımız yok.’ diye cevap verdik. O bakımından gerek Hollanda gerek Avusturya konusu biraz iç siyaset amacıyla vaktinden önce söylenmiş sözler olarak görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.  

Başbakan Binali Yıldırım, Afrin’e yönelik operasyon ihtimaline ilişkin, "Güney sınırlarımıza, topraklarımıza, vatandaşlarımıza yönelik hangi tehdit olursa olsun, buna karşı anında karşılık veririz. Bunu Fırat Kalkanı ile gösterdik, Sincar operasyonuyla gösterdik. Bundan sonra da ne gerekiyorsa bunu yaparız." dedi.

Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde bir araya geldiği medya temsilcilerine gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

"Yarın TBMM’de yapılacak törene, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun sizin nezdinizde daveti söz konusu olacak mı?" sorusu üzerine Yıldırım, "CHP’nin her şeye alındığını, her şeyden etkilendiğini" belirtti. "Orası milletin Meclisi, milletin Meclisine davet olmaz" ifadelerini kullanan Yıldırım, şunları kaydetti: 

"Zaten 15 gündür Mecliste yoklar, herhalde tekrar gelmek için davet bekliyorlar. Meclis onların evi, milletvekillerinin, partilerin, hepimizin evi. Meclise gitmek için davete ne lüzum var. O gece Meclise davetle mi gittik? CHP de MHP de AK Parti de vardı. ’Gece bombaların atıldığı saatte Meclisin önünde olalım’ diye bir çağrı var. Bu, umuma, 80 milyona yapılmış bir çağrıdır. Biz de onun bir parçasıyız. İş bu kadar açık ve net. Gelmemek, orada gözükmemek için yani böyle dolambaçlı yollara girmeye lüzum yok. Açıkça deyin ki ’Biz gelmeyeceğiz, alternatif program yapacağız.’ İşte ’Bizi çağırmadılar, etmediler.’ diye bu yollara başvurmaya lüzum yok. Biz de herhangi bir davet almadık, bir davet de beklemiyoruz. Oraya koşa koşa gideceğiz, o anı orada vatandaşlarımızla ölümsüzleştireceğiz." 

"Buna karşı çıkıyoruz ve kabul etmiyoruz"

Katar ile bazı Arap ülkeleri arasındaki kriz hatırlatılarak, "Yakın zamanda siz veya Sayın Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmiş bir takvim içinde Katar’a ziyaret olacak mı?" sorusu üzerine Yıldırım, bölgedeki sorunun çözümü için her an ziyaretlerin, görüşmelerin olabileceğini bildirdi.

Körfez’de yeni bir kaosun, krizin çıkmaması ve bölge ülkeleri arasındaki bu gerginliğin suhuletle sona erdirilmesini amaçladıklarını vurgulayan Yıldırım, "ABD Dışişleri Bakanı da bu mealde önemli bir gayret gösteriyor. Biz Katar’a dayatılan bu yaptırımların, adil, doğru olmadığını düşünüyoruz. Katar, hükümranlık haklarına sahip bir ülkedir, dolayısıyla hiçbir ülkeye yapılmaması gereken birtakım dayatmalar söz konusudur. Biz buna karşı çıkıyoruz ve kabul etmiyoruz." şeklinde konuştu.

Türkiye ile Katar arasında güvenlik ve savunma iş birliği anlaşması bulunduğunu hatırlatan Yıldırım, "Bu, bugün kararlaştırılmış bir şey değil. 2002’de görüşmeleri başlamış ve 2014’ten beri gündemde olan bir konudur. Bu bağlamda sadece Katar’ın değil, bölge güvenliği için bizim orada bir askeri varlığımız söz konusudur." açıklamasında bulundu.

İsrail polisinin üç Filistinli’yi öldürmesinin ardından Mescid-i Aksa’nın cuma namazına kapatıldığının hatırlatılması üzerine Yıldırım, "Çok tehlikeli bir adım. Umarım bunda ısrarcı olmazlar." dedi.

"Tedbiri, sınırlarımızın ötesinde alma hakkına sahibiz"

Afrin’e yönelik operasyon olup olmayacağı sorusu üzerine Yıldırım, şunları söyledi:

"Güney sınırlarımıza, topraklarımıza, vatandaşlarımıza yönelik hangi tehdit olursa olsun, buna karşı anında karşılık veririz. Bunu Fırat Kalkanı ile gösterdik, Sincar operasyonuyla gösterdik. Bundan sonra da ne gerekiyorsa bunu yaparız. Esasen bizim güvenliğimiz, güney sınırlarımızın güvenliğiyle doğru orantılı. Terörle mücadelemiz de doğrudan buna bağlı. İçeride terörle mücadele oldukça başarılı bir şekilde devam ediyor, ancak dışarıdan girişleri tam olarak kontrol alamadığımız zaman bu mücadele istediğimiz bir noktaya, istediğimiz zamanda gelmemiş olacak. O yüzden tedbiri, sınırlarımızın ötesinde alma hakkına da sahibiz."

"CHP’nin FETÖ karşısındaki duruşu sır değil"

FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunun hazırladığı raporda, CHP’ye yönelik "FETÖ ile amaç birliği içinde olduğu ve cesaret verdiği" yönünde ifadelerin yer aldığı belirtilerek, "CHP-FETÖ ilişkisi konusunda bu zamana kadar sizin kafanızda net bir fotoğraf oluştu mu?" sorusuna Yıldırım, şu yanıtı verdi:

"Darbe Komisyonu Raporu çok geniş bir rapor. Orada bir mutabakat yok. CHP’nin, zannediyorum MHP’nin de muhalefet şerhleri var. Kapsamını görmek, bakmak lazım ama CHP’nin FETÖ karşısındaki duruşu bir sır değil, yani herhangi bir duruş göstermemiştir. Bugün bile gösterdiğini düşünmüyorum. 15 Temmuz’a ’kontrollü darbe’ diyebiliyorsa CHP, bu FETÖ’ye karşı bir duruş değildir, bir anlamda FETÖ’nün zımnen, dolaylı olarak yanında olmak anlamına gelir. Her ne kadar şimdi bir tornistan yaptılar, 15 Temmuz çok ağır oldu, çok büyük infial oldu, 20 Temmuz’u ’kontrollü darbe’ye çevirdiler. Ne yaparlarsa yapsınlar CHP’nin, FETÖ konusunda kafası sürekli karışık vaziyette."

CHP’nin, "17-25 Aralık’ta bile FETÖ’ye amansız destek verdiğini" söyleyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milletvekillerinin biri açıkça çıktı, bu konuda eleştirdi ve daha sonra da ayrıldı bildiğim kadarıyla. Bir başka şey, o yerel seçimlerde ben İzmir’den belediye başkanı adayıydım, korkunç bir iş birliği içinde oldular. Çok açık ve seçik. CHP’lilerden fazla CHP kampanyası yaptıklarını gördük. Yani bu halk oylaması kampanyasında da örtülü destek verdiklerini biliyoruz, bazı organizasyonlara. Geçen de söyledim yine tekrar edeyim, siyasi irade olarak FETÖ ile amansız mücadeleyi yapan AK Parti’dir, Recep Tayyip Erdoğan’dır, 28 Şubat sürecinde de rahmetli Erbakan çok net bir duruş sergilemiştir. MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’nin de özellikle son zamanlarda FETÖ konusunda çok net bir duruşu vardır ve FETÖ’nün alçak terör örgütü olduğunu, bu ülkenin demokrasisini, geleceğini yok etmeye çalıştığını her platformda ifade etmiştir."

"Hedefimiz, gayri memnunların oranını azaltmak"

15 Temmuz gecesi, FETÖ’nün darbe girişimine karşı neredeyse toplumun tüm kesiminden insanların darbeye karşı mücadele sergilediğini ancak gelinen noktada "AK Parti ile MHP’nin aynı potada buluştuğu, diğerlerinin ayrı kaldığı" iddiasının hatırlatılması üzerine Yıldırım, "Böyle bir hedefimiz yok, böyle olmasını da asla arzu etmeyiz. Biz iktidar partisiyiz, seçmenin yarısının doğrudan desteğini alan bir partiyiz ama bizim hedefimiz ve başarımızı perçinleyecek olan gayri memnunların oranını azaltmaktır. Bundan sonraki hedefimiz gayri memnunların oranını olabildiğince aşağıya çekmektir." dedi.

Böyle bir tasnifi doğru bulmadığını belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bize göre bu ülkenin bayrağı altında yaşayan, bu ülkenin kimliğini taşıyan herkes ortak değerlerde birleşebilmelidir. Tıpkı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi. Bunu önemsiyoruz, bunun gerçekleşmesi için de AK Parti olarak var gücümüzle çalışacağız. Bütün toplum kesimlerinin, bize destek versin, vermesin. Seçimler ayrı bir şeydir, seçimden sonra artık siz 80 milyonun iktidarısınız. Herkese kucak açmak, herkesin sesine kulak vermek mecburiyetindesiniz, yani herkesin dediğini yapamayız ama çoğunluğun taleplerini gözardı edemeyiz."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.