Yükleniyor...

Öncelikli konumuz yaralarin sarilmasi

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "İslam dünyası bugün büyük bir hüzün içerisindedir. Biraz önce Diyanet İşleri Başkanımızla tekrar konuştum. Daha önce zikredilen 18 ulaşılamayan hacımızdan 4’üne ulaşılmış. Şu anda ulaşılmak için çaba sarf edilen 14 hacımız var. İnşallah onlara da sağ salim ulaşmak imkanı hasıl olur" dedi.

Davutoğlu, ABD seyahati öncesi Esenboğa Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında, Mina’daki izdihama değinerek, bayram sevinci yaşanırken hacdan alınan haberin herkesi üzdüğünü söyledi. Hacda vefat eden herkese Allah’tan rahmet dileyen Davutoğlu, ailelerine ve ait oldukları ülkelere de bir kez daha başsağlığı ve taziye mesajlarını iletmek istediğini belirtti.

İslam dünyasının bugün büyük bir üzüntü içinde bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, "Biraz önce Diyanet İşleri Başkanımızla tekrar konuştum. Daha önce zikredilen 18 ulaşılamayan hacımızdan 4’üne ulaşılmış. Şu anda ulaşılmak için çaba sarf edilen 14 hacımız var. İnşallah onlara da sağ salim ulaşmak imkanı hasıl olur" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, birçok İslam ülkesinin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’den yardım talep ettiğini vurgulayarak, Görmez’in disiplinli şekilde yürüttüğü hac ve sağlık hizmetleriyle ilgili olarak bütün Müslümanların yardımına hazır olmaları için gerekli talimatları verdiğini aktardı.

Diyarbakır ve Yüksekova ziyareti

Ayrıca bugün bayram vesilesiyle Diyarbakır ve Yüksekova’ya birer ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Başbakan Davutoğlu, "Diyarbakır’dan sonra bu kez Dağlıca saldırısında şehit düşen askerlerimizin de ait olduğu birliğe yani Yüksekova’ya bir ziyaret gerçekleştirdim, Genelkurmay Başkanımız, Kara Kuvvetleri Komutanımız, Kolordu Komutanımız ve bütün ilgili komutanlarla birlikte. Orada da askerlerimizle ve korucularımızla bir arada öğlen birlikte olduk. Askerlerimizde gördüğümüz kararlılık, fedakarca çalışma dolayısıyla da bütün silahlı kuvvetlerimize, emniyet birimlerimize huzurunuzda teşekkürü bir borç biliyorum. Böyle dönemlerde zor şartlardan da geçiyor olsak millet ve vatan görevi yürüten emniyet birimlerimizin gösterdiği fedakarlıklarla bu zor dönemleri aşabiliyoruz" diye konuştu.

"2030 gündemini liderlerle ele alacağız"

Başbakan Davutoğlu, BM Genel Kurulu’nun 70. Dönem Genel Görüşmeleri’ne katılmak üzere New York’a gideceğini hatırlattı. Bu sene 2015 yılı hasebiyle çok yoğun bir gündemin olduğunu bildiren Davutoğlu, birçok zirveye katılacağı, çok sayıda ikili görüşme gerçekleştireceği bilgisini verdi.

Başbakan olarak katılacağı ilk BM Genel Kurulu’nun olacağına işaret eden Davutoğlu, her şeyden önce ilk zirve olarak 2015 sonrası küresel kalkınma gündeminin kabulüne yönelik 25-27 Eylül tarihlerinde düzenlenecek devlet ve hükümet başkanları zirvesine katılacağını söyledi.

Davutoğlu, 2000’de bin yıllık kalkınma hedefleri olarak belirlenen bir dizi evrensel hedefin kabul edildiğini anımsattı. Bu hedeflerin bir değerlendirmesinin bu zirvede yapılacağını belirten Davutoğlu, aşırı fakirliğin ortadan kaldırılması, temel eğitim ve erişimin artırılması, anne-çocuk sağlığının geliştirilmesi gibi alanlardaki hedeflerin ulaşımının önemli olduğunu, Türkiye’nin diğer ülkeler arasında da örnek bir performans sergilediğini anlattı.

Küresel düzeyde tüm ülkeler bakımından aynı başarının sağlandığını söylemenin çok güç olduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Onun için 15 yıllık değerlendirmeden sonra 2030 gündemini, liderlerle birlikte ele alacağız. Bu zirve çerçevesinde yapılan toplantıya da Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ile birlikte eş başkanlık yapacağım. Kalkınma gündemi bağlamında Türkiye’nin görüşlerini aktarma dışında eş başkan olarak da dünya gündeminde kalkınma bağlamında atılacak adımlara öncülük etme imkanı bulacağız. G20 Dönem Başkanlığı çerçevesinde de kalkınma konusundaki yaptığımız çalışmaları birlikte değerlendireceğiz."

"Terörizmin her türlüsüne karşı aynı kararlılıkla mücadele zarureti"

Davutoğlu, ikinci önemli zirvenin ise küresel alanda bütün insanlığı ilgilendiren iklim değişikliği konusu olduğunu kaydetti.

İklim değişikliğinin finansmanı konusunda kısıtlı sayıda devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla bir çalışma yemeğinin yapılacağını bildiren Davutoğlu, Aralık’ta, Paris’te "BM İklim Değişikliği Çerçevesi Sözleşmesi Taraf Devletler Konferansı"nın tertipleneceğini, bu toplantının Paris zirvesi öncesinde gerçekleştirilecek en geniş kapsamlı istişare olacağını belirtti.

Davutoğlu, katılacağı üçüncü önemli zirvenin, ABD Başkanı Barack Obama’nın ev sahipliğinde düzenlenecek "Terörizmle Mücadele Zirvesi" olduğunu anlattı.

Küresel barış ve güvenliğe özellikle de çatışma bölgelerinde emniyet ve askeri katkı sağladıkları alanlarda yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi aktaracağını vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye bu konudaki öncü ülkelerden biridir. Barışı koruma çalışmalarına yaptığımız katkıyı dünya liderleriyle paylaşma imkanına sahip olacağım. Dördüncü önemli zirve ise ABD Başkanı Sayın Obama’nın ev sahipliğinde düzenlenecek ’Terörle ve Şiddete Varan Aşırıcılıkla Mücadele Zirvesi". Özellikle Suriye’deki gelişmeler sonrasında DEAŞ’a karşı yürütülen mücadele, aşırılıklarla yapılan mücadeleyle ilgili olarak derinlemesine bir görüş alışverişinin yapılacağı bir çalışma olacak. Terörle mücadele konusunda en öncü ülkeler arasında yer alan ve terörden en fazla mağdur olan ülkeler arasında yer alan Türkiye Cumhuriyeti’nin görüşleri tarafımca bu zirvede gündeme getirilecek. Burada yapacağımız en temel vurgu da iyi terörist-kötü terörist. Terörizmin her türlüsüne aynı kararlılıkla mücadele etme zaruretini zirvede bir kez daha dile getireceğiz. Bu bizim için son derece önemli. Çünkü maalesef, uluslararası toplumda bazen DEAŞ’a karşı gösterilen tepki, Türkiye’de son iki ayda bir çok sivil ve emniyet görevlisi, askere yönelik saldırıları yürüten, alçakça saldırıları yürüten PKK’ya karşı gösterilmiyor olabiliyor. Bizim için terörün ne dini, ne de etnik kimliği olabilir. Teröre karşı bütün uluslararası toplumun aynı kararlılıkla mücadele etmesi ilkesini gündeme getireceğim."

Filistin bayrağı göndere çekilecek

BM 70. Genel Kurulu’nda, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’tan sonra yapacağı konuşmanın ardından, birlikte Filistin bayrağını Birleşmiş Milletler’de göndere çekeceklerini belirten Davutoğlu, bu törenin kendisi için son derece anlamlı olduğunu ve Türkiye’nin Filistin’e ne kadar değer verdiğini gösterdiğini ifade etti.

Başbakan Davutoğlu, Dışişleri Bakanı olarak katıldığı BM Genel Kurulu’nda, 29 Kasım 2012’de, Filistin’in BM’deki "gözlemci kuruluş" statüsünün "üye olmayan gözlemci devlet" statüsüne yükseltildiğini, toplantıda Filistin adına konuşma yaptığını ve o günün hayatının en anlamlı günlerinden biri olduğunu anlattı.

Konuşmasının hala zihninde kaldığını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Aynen şu ifadeleri kullandım, ’Uluslararası düzenden bahsedeceksek ve Birleşmiş Milletler sistemine güveneceksek, o zaman Filistin bayrağı bu bina önünde dalgalanmalıdır. Bu bizim Filistin halkına karşı sorumluluğumuzdur. Filistin devletinin bayrağı Birleşmiş Milletler’in tam üyesi olarak bayraklarımızla yan yana dalgalandığı ana dek, adalet, uluslararası düzen ve insan haklarına yönelik hedeflerimize ulaşmış sayılmayacağız.’ Bu, 29 Kasım 2012’de yaptığım konuşmadan alıntıydı. Hamdolsun yoğun gayretlerimiz ve çabalarımızla bu zirvede Filistin bayrağı diğer bayraklarla birlikte eşit şekilde göndere çekilecek. Bir gün bütün Filistin topraklarının hür ve bağımsız bir Filistin devleti adı altında özgürlüğe kavuşacağına dair olan inancımı bir kez daha burada ve Birleşmiş Milletler toplantılarında dile getireceğim. İnşallah o güne de hep beraber şahit oluruz. Onurlu Filistin halkı kendi devletinde, bağımsız devletinde yaşama imkanına kavuşur."

Dünya insanlık tarihinde ilk kez ve Türkiye’de 23-24 Mayıs 2016’da "Dünya İnsani Zirvesi"nin toplanacağı bilgisini paylaşan Başbakan Davutoğlu, "İki sene önce yaptığımız yoğun çalışmalarla bu Dünya İnsani Zirvesi’ni Türkiye’ye almıştık. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler’de yapılacak bir toplantıya Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Ban Ki-mun ile birlikte katılacağız ve Dünya İnsani Zirvesi’nin hazırlıklarını diğer ülkelerle paylaşma imkanı bulacağız" diye konuştu.

İnsani yardımlar bakımından şu anda Türkiye’nin üçüncü büyük donör ülke durumunda olduğunu belirten Davutoğlu, bu alandaki birikimiyle de insanlığın sorunlarının İstanbul’da, Türkiye’de tartışılacağını ve Türkiye’nin bir kez daha uluslararası gündeme damgasını vuracağını kaydetti.

Göç ve mülteci konuları

Başbakan Ahmet Davutoğlu, BM 70. Genel Kurulu’nda yapılan bu zirveden sonra Göç ve Kalkınma Küresel Forumu Dönem Başkanı sıfatıyla ayrı bir konuşma daha yapacağını vurgulayarak,  göç ve mülteci konularının ele alındığı özel bir toplantı yapılacağını aktardı.

Edirne’ye doğru yürüyen mülteciler ile yaptığı görüşmeler konusunda da bilgi veren Davutoğlu, şunları söyledi: 

"Onların sorunlarını bütün liderlerle paylaşacağımın sözünü vermiştim. Şu ana kadar dünya liderlerine, Avrupa Birliği hükümet başkanlarına, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’na, Avrupa Konseyi Başkanı’na, Avrupa Komisyonu Başkanı’na, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne, ilgili bütün devletlerin liderlerine ve uluslararası kuruluşların temsilcilerine bu mektup gönderildi. Burada da 14-15 Ekim’de Türkiye’de gerçekleştirilecek olan Göç Zirvesi öncesinde birçok ülkeyle istişare yapma imkanı bulacağız ve tabii burada mülteciler sorununu söz verdiğim şekilde Birleşmiş Milletler gündemine getireceğim. Ayrıca bütün bu zirveler yanında birçok dünya lideriyle çok sayıda ikili görüşme gerçekleştireceğiz."

Davutoğlu, Türkiye’yi yakından ilgilendiren iki toplantıya daha katılacağını, bunlardan birinin DEİK tarafından düzenlenecek 7. Türkiye Yatırım Konferansı,  diğerinin ise TOBB ve ABD Ticaret Odası’nın organizasyonuyla düzenlenecek bir kahvaltı olduğunu bildirdi.

Başbakan Davutoğlu, ayrıca vatandaşlar ile bir araya geleceğini sözlerine ekledi. 

Öncelikli konumuz yaraların sarılması

"Mina’daki izdihamla ilgili Suudi yönetiminin sorumluluğu, ihmali olduğunu düşünüyor musunuz, yönetimle iletişime geçtiniz mi, uyarınız oldu mu?" sorusu üzerine Davutoğlu, şu anda bütün İslam dünyasının olayın acısını yaşadığını söyledi. 

Suudi Arabistan Kralı ve Veliaht Prensine taziyelerini içeren mesaj gönderdiğini belirten Davutoğlu, "Şu anda öncelikli konumuz bir an önce bu yaraların sarılması, vefat edenlerin kimliklerinin tespiti de başta olmak üzere bu acı olayın sonuçlarının mümkün olduğunca telafi edici adımlarla minimum acıya, hüzne indirgenmesi" diye konuştu. Başbakan Davutoğlu, bu konuların basiretle dirayetle ve soğukkanlılıkla ele alınması gerektiğini ifade etti. 

Akademik hayatında, 1999-2000 yılında hac organizasyonlarının daha iyi hale getirilmesi için toplantı ve hac ziyareti gerçekleştirdiklerini anlatan Davutoğlu, bazı teklifleri o zaman da gündeme getirdiklerini, heyetin raporunu kendisinin kaleme aldığını kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, "O zamandan beri hep şahsen de yakından takip ettiğim ve hüzün duyduğum gelişmelerdir ancak şu anda önemli olan bu acının telafi edilmesi yönünde, Hac’daki bütün sağlık tesislerimiz yaralılar ve diğer ihtiyaç sahipleri için açılmış durumda. Öncelikle bu hizmeti sağlamalıyız. Acıları dindirecek çalışmalar yürütmeliyiz. Sonra eminim bu konular daha soğukkanlı ele alınmak durumundadır. Çünkü bu kazalar tekrar tekrar tekerrür ediyor. Ümit ediyorum ki Suudi Arabistan da bütün bunlardan yeterli tecrübeleri çıkarıp, gerekli adımları atacaktır" şeklinde konuştu. 

AB, ABD ve BM temsilcilerine gönderdiği mektup

Başbakan Ahmet Davutoğlu, göç veya sığınmacı krizi bağlamında farkındalığı artırmak amacıyla AB, ABD ve BM temsilcilerine gönderdiği mektuplarla ilgili ayrıntıların sorulması üzerine ABD Başkanı Barack Obama, 27 Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin hükümet başkanları, AB Konseyi ve Komisyonu başkanları, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri İyad bin Emin Madani ve BM Genel Kurul Başkanı Mogens Lykketoft’a mektup gönderdiğini hatırlattı.

BM Genel Kurulunda yapacağı konuşmada, orada bulunan bütün dünya devlet ve hükümet başkanlarına hitaben bu konuyu gündeme getireceğini söyleyen Davutoğlu, "AB ve ABD’ye yazdığım mektup daha farklı, bazı teklifler de içeren hususlar barındırıyor. Bu da özellikle minik Aylan’ın ölümü sonrasında dünyanın dikkatinin çekildiği bir husus, mültecilerin Avrupa’ya bir an önce ulaşma çabası içinde katlandıkları çileleri de gözden geçirerek birlikte bir çalışma ekibi kurmak. Türkiye-ABD ve AB arasında üçlü bir mekanizma oluşturulması teklifinde bulunduk" ifadelerini kullandı. 

Davutoğlu, bu konuda, Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Angela Merkel ve Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ile görüşmeler yaptıklarını hatırlatarak, "Böyle bir ortak mekanizma için Türkiye olarak çalışma yaptık. Bir tasarı, mekanizma teklifi anlamında bir kağıt hazırlandı. Bunlar hükümet başkanlarına iletildi, iletilecek" dedi.

"Üç ayaklı yeni bir stratejiye ihtiyaç var"

Başbakan Davutoğlu, bu çerçevede dün Syriza lideri Aleksis Çipras ile de görüştüğünü hatırlatarak, Türkiye ve Yunanistan’ın bu konuda neler yapabileceği konusunu ele aldıklarını hatırlattı. Bütün çalışmalara olumlu baktıklarını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Mültecilerin yaralarını, acılarını dindirecek ne tür çalışma yapılırsa bunları ele almaya hazırız. Temel itibarıyla mektuplarda vurguladığım husus şu; üç ayaklı yeni bir stratejiye ihtiyaç var. Birinci ayak, daha fazla mültecinin gelmesini engelleyecek şekilde atılacak adımlar. Suriye sorununun çözülmesi, Irak’ta DEAŞ’a karşı yürütülen mücadele ve Irak içindeki ihtilafların giderilmesi ve konunun kaynağında yok edilmesi için atılacak diplomatik, siyasi adımlar. Üç yıldır uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz. Suriye halkının Suriye içinde güvenli olarak kalacağı bir bölge ihdas edilmeden mülteciler sorununa çözüm bulunamaz. Suriye halkı tatil için ya da bir sabah kalktığında akın akın Türkiye’ye oradan da Avrupa’ya gidelim diye bir kararla yola çıkmadı. Eğer evlerinde huzur içinde olsalardı, şehirleri havadan bombalanmasaydı, top atışına tutulmasaydı hiçbir Suriyeli kardeşimiz yollara revan olmayacaktı. Şimdi yapılması gereken, Suriye sınırları içinde güvenli bir alan ihdas ederek, Suriye’den hareket eden mültecilerin bu güvenli alan içinde tutulması. Bu, öyle veya böyle atılması gereken bir adım. Maalesef muhataplarımız üç yıldır bu konuda Türkiye’nin düşüncelerini, kaygılarını göz ardı ettiler ve bugün kontrol edilemez bir noktaya geldi bu sorun. Suriye sorunun çözümü konusunda Birleşmiş Milletler’de hiçbir adım atılmadı, hiçbir daimi 5 ülke ortak bir tavırda bir araya gelemedi. Şimdi çok zor bir tabloyla karşı karşıyayız."

"Biz bir an önce sınırlarımızda güvenli alanların oluşmasına önem veriyoruz"

Başbakan Davutoğlu, en önemli konunun şu anda daha fazla mülteci gelmesini engellemek olduğunu belirterek, Halep’te veya Şam’da yine yoğun çatışmalar başladığında çok daha fazla Suriyeli’nin Türkiye sınırına dayanabileceğini vurguladı. Davutoğlu, "Biz bir an önce sınırlarımızda güvenli alanların oluşmasına önem veriyoruz" diye konuştu. 

Konunun çözümünde ikinci adımın, şu anda mülteci durumunda bulunanların yönetimi olduğunu ifade eden Davutoğlu, bu konuda da şimdiye kadar Avrupa ve uluslararası toplumun temsilcilerinin sorunu Türkiye’nin omuzlarına terk ettiklerini söyledi. 

Türkiye’nin şu ana kadar kendi imkanlarıyla bu kardeşlerini barındırmaya çalıştığını dile getiren Davutoğlu, ilk defa dünyada Türkiye’nin yaptığı bu fedakarlıkların görünür hale geldiğini belirtti. 

"Bunun böyle görünür hale gelmesini istemezdik, keşke daha önce bunlar fark edilseydi" diyen Davutoğlu, şimdi bütün Avrupa, dünya ülkelerinin Türkiye ile çalışma arzusu içinde olduklarını aktardı. 

"Üçüncü adım geriye dönüş"

Başbakan Davutoğlu, konunun çözümünde üçüncü adımın da Suriye’ye barış geldiğinde bu insanların ülkelerine geri dönmesinin sağlanması için hazırlık yapılması olduğunu vurguladı. 

Bu insanların kendi ata topraklarına dönmeleri gerektiğini kaydeden Davutoğlu, "Aksi takdirde 1948’deki Filistinli mülteciler gibi dünyada seyrüsefer halinde olan 4-5 milyon Suriyeli vatandaşlık sahibi olamadan ve temel insan haklarından mahrum şekilde önümüzdeki on yılları geçirmek zorunda kalır" diye konuştu. 

Bu nedenle geriye dönüş konusunda bir planlamanın şimdiden yapılması gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, gönderdiği mektuplarda sadece Türkiye’nin yaptığı fedakarlıkları anlatmadıklarını, bir eylem planı çerçevesinde uluslararası topluma bir teklifte, davette bulunduklarını kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, "Bu anlamda ümit ederim olumlu cevaplar alırız. Bazı olumlu cevaplar gelmeye başladı. İnşallah önümüzdeki dönemde bu konuda hem insani bir görev hem de bir komşu ülkenin Türkiye üzerinde oluşturduğu mülteci baskısını azaltıcı anlamda bir siyasi görevi en iyi şekilde yerine getireceğimizi ümit ediyorum" ifadelerini kullandı. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.