TRT haber / “Basbakan ile özel yayin” tam metni
SUNUCU- Merhaba efendim, dört haber kanalı Başbakanla özel bir ortak yayın planladık.
Bugün sınırımızın yanı başında kurulan sandıklar en önemli gündem maddemiz olacak. Türkiye o sandıklar kurulmasın diye uzunca bir süre çaba gösterdi, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi uyarıldı pek çok defa. Hatta sadece Türkiye değil başka ülkeler, aralarında Almanya’nın, Fransa’nın, Amerika’nın da dahil olduğu başka ülkelerin de uyarıları oldu ve iptali yönünde bu referandumun görüş bildirdiler. Ne yazık ki bugün bu karar alındı ve sandıklar kuruldu, oylama yapılmaya başlandı.
Ortadoğu’da dengeleri değiştirebileceğini söyleniyor bu durumun, çünkü halihazırda daha sandıklar kapanmadan üç ülke, örneğin Tahran, Merkez Yönetim Bağdat, Ankara yan yana durmaya başladı gibi ve askeri adımlar neler olabilir, diplomatik adımlar neler olabilir, ekonomik adımlar neler olabilir bu duruma karşı, bunların hepsi geçtiğimiz hafta hem Milli Güvenlik Kurulunda, hem de Bakanlar Kurulunda konuşulmuştu. Türkiye artık bu kararları uygulamaya başlayacak, biz de nasıl adımlar atacağını elbette Türkiye’nin soracağız. Ama tabii sadece dış politikayla ilgili bir gündemimiz yok, çünkü ekonomiyle ilgili başka önemli başlıklar var Türkiye’nin meselelerinden. Aynı zamanda yine öğrencilerin merak ettiği TEOG sonrasında sistemle ilgili soru işaretleri var, İstanbul’un yeni Büyükşehir Belediye Başkanının kim olacağıyla ilgili soru işaretleri var. Bütün bu sorularımızı soracağız.
Dört büyük haber kanalı demiştim, hangi kanallar hemen onları anlatalım.
Soruların sorulacağı adres Sayın Başbakan Binali Yıldırım, ama soruların yöneltileceği adresleri de hemen söylemekte fayda var;
Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat burada.
A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün burada.
Ve yine Haber Türk Televizyonu Genel Müdürü Veyis Ateş burada.
Ben de NTV Haber Merkezini temsilen buradayım, Seda Öğretir.
Müsaadenizle Kuzey Irak referandumuyla ilgili ilk soruyu Sayın Başbakana yöneltmek istiyorum, bugün itibariyle hangi adımı atmayı planlıyor Ankara?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, teşekkür ederim.
Siz de ifade ettiniz, bu referandum dünyanın tüm uyarılarına rağmen, başta komşular İran, Türkiye olmak üzere hemen hemen bütün Birleşmiş Milletler’e tabi ülkeler bu referanduma karşı görüşlerini ortaya koydular. Ancak bir inatlaşmaya gitti Irak’ın kuzeyindeki Bölgesel Yönetim ve bu referandumu yapıyor. Biz açıkça ifade ettik, bu referandum gayrimeşrudur, bu referandumun sonuçları hiçbir şekilde tanınmayacaktır, yok hükmündedir, bölgedeki barış ve istikrara hiçbir katkısı olmayacak, var olan kaosu, krizi ve sorunları daha da artıracaktır. Bunu maalesef orada yaşayan Kürtleri, Arapları, Türkmenleri, Keldanileri, Asurileri, Ezidileri, bütün farklı etnik gruptaki insanların geleceği düşünmeden, dikkate almadan orada Irak’ın kuzeyindeki Bölgesel Yönetimin kişisel ihtirasları sonucu alınmış bir karardır. Ne Kürtlere, ne de Araplara, ne Türkmenlere, diğerlerine herhangi bir umut, gelecek vaat eden bir iş değildir. Daha fazla ıstırap, daha fazla acı, daha fazla gözyaşı kararı verilmiştir. Ama Türkiye elini kolunu bağlayacak, bekleyecek değil. Bildiğiniz gibi uyarılarımızın yanı sıra Milli Güvenlik Kurulunda, Bakanlar Kurulunda ve en son da bu Cumartesi günü, geçtiğimiz Cumartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tezkere oylaması yapmak suretiyle atılacak adımlara esas olacak kararlarımızı verdik.
Kararlar esasında üç grup altında ele alınacak. Bir tanesi, ekonomik boyuttaki karar, İkincisi, siyasi diplomatik alanda yapılacak çalışmalar. Üçüncüsü de; güvenlik ve askeri boyutta yapacağımız çalışmalar. Dün itibariyle Irak Merkezi Yönetimi Bağdat bizimkine benzer bir güvenlik toplantısı yaptı ve orada bir karar aldılar. O karar da, başta İran ve Türkiye olmak üzere bundan böyle sınır geçişleri, havaalanları, enerji nakil hatları, boru hatları gibi konularda muhatabın sadece kendileri olduğunu ve ilgili ülkelerin verecekleri kararda, yapacakları uygulamalarda muhatabının Bağdat olması gerektiğini bu konuda bilgilendirme yaptılar. Bunun anlamı şu: Merkezi Hükümet, esasen Anayasaya göre böyleydi zaten. Ancak Anayasa’da fiili durum Bölgesel Yönetim oluşturduğu için ve Irak’ın da kendi sorunlarına yoğunlaşmasından dolayı bu noktada fazla bir şey yapamadılar. Ama kriz artık zirve yaptı, dönülmez bir noktaya geldiği için bundan sonrası hiç hoş olmayan, rahatsız edici gelişmelerin de olacağı bir sürecin başlangıcı bölgede. Ümit ederiz ki böyle bir durumla karşı karşıya kalmayız. Ama inatla Kerkük gibi, Musul gibi, yani anayasayla tanınmış sınırlar dışında da bu referandumu yapma inadı bir anlamda sıcak bir çatışmaya da zemin hazırlamıştır ve bunun da bedeli oradaki günahsız, sivil insanlara olacaktır. Bu bakımdan bizim bundan sonraki adımlarda Irak Merkezi Yönetimini daha fazla doğrudan muhatap alarak ona göre kararlarımızı vereceğiz.
HANDE FIRAT- O zaman şöyle devam edelim, daha net soracak olursak, üç başlık dediniz, ekonomiyle başlayalım. İran, Irak Bağdat Hükümeti talebiyle hava sahasını kapattı. Bir; Türkiye’den böyle bir talebi var mı, Türkiye hava sahasını kapatacak mı? Habur kapanacak mı, bugün çok tartışma vardı? Ve tabi petrol konusunda adım atıyor muyuz, yani transiti kesecek miyiz ya da azaltacak mıyız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bugün itibariyle benzer talep Türkiye’ye de ulaştı. Dün İran’ın duyurduğu nota Irak tarafından gönderilen nota aynısını bugün bize de geldi. Bizde bunun üzerinde arkadaşlarımız bir ekip oluşturdum ilgili bakanlıklardan. Enerji Bakanlığı, Gümrük Ticaret Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı bunlardan oluşan bir ekip bunların detaylarını çalışıyor ve çok geç olmadan bu adımları atacağız. Yani gerek hava sahasıyla ilgili, gerek sınır kapılarının nasıl yönetileceği. Tabi buradaki zorluklarımız var o zorluklardan bir tanesi sınır kapılarında fiilen şu an da Peşmerge oranın yönetiminde. Irak onlardan sınır kapılarını teslim etmelerini istedi. Bunlar o teslimatı yapacaklar mı, yapmayacaklar mı orada nasıl bir gelişme olacak onu da takip etmemiz lazım. O yüzden de Irak’la Bağdat’la daha sıkı bir diyalog içinde bu süreci yürütmemiz gerekiyor. Bizim hedefimiz bölgede yaşayan insanlar değil. Bizim ulusal güvenliğimize karşı tehdit olarak gördüğümüz bu referandum konusunda inat edenlerdir. Kürtlerle bunları birbirinden ayrı tutalım. Kimse zannetmesin ki biz Kürtlere karşı bir tavır içindeyiz. Bizim nüfusumuz içinde de Kürtler var, Türkler var, Türkmenler var, Lazlar var, Çerkez var her mezhep, meşrepten Zazalar var, Araplar var insan var. Biz bunlarla aynı bayrak altında, aynı devletin sınırları içinde bir millet olarak birlikte yaşıyoruz bir sorunumuz yok. Ayrımcılık bizim takıldığımız konu ayrımcılık hareketini körüklemektir, kışkırtmaktır. Bunlar tabiatıyla birinci derecede Irak için tehlikelidir. İkinci derecede komşu ülkeler bakımından sorundur. Biz 40 yıldır bunun bedelini ödüyoruz arkadaşlar. 83’ten beri 84’ten beri PKK’yla mücadeleyi biz niye yapıyoruz? Bir ayrımcı hareket, bir bölücü hareket. Bizim milletimizi, ülkemizin bir bölgesini bölmeye çalışıyorlar oradaki insanlarımızı taciz ediyorlar, öldürüyorlar, onlara her türlü cezayı vermeye çalışıyorlar. Bu mücadele bir bir ülke egemenliğinin korunması, milletin birlikte, beraber tutulma mücadelesidir. O bakımdan bu konuda attığı adımları ne kadar yanlış olacağını, ne kadar büyük bedellere orada yaşayan insanlara … olacağını görecek, ama iş işten geçecek.
Sınır kapıları, havaalanları bundan böyle Merkezi Hükümetin sevk ve idaresindedir. Petrol boru hattı da buna dahil, iletişim hatları da buna dahil. Dolayısıyla, bizim alacağımız kararlardaki karşımızdaki meşru idare, otorite Bağdat’tır, Merkezi Hükümettir. Ve şu anda bu görüşmeler sürüyor, uygulama kısa sürede de başlayacak.
SUNUCU- Peki, Bağdat’ı işaret ediyorsunuz sıklıkla altını çiziyorsunuz ekonomik…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani onların resmen taleplerini aldık bu önemliydi harekete geçmek için. Resmi talepleri geldi bugün itibariyle süreç başladı. Hangisi en kolay uygulanır, hangisinde sorunlar var bu bizim oluşturduğumuz komite Başbakanlık bünyesinde bunları değerlendiriyor ve kısa sürede bunları adım adım uygulamaya koyacağız.
SUNUCU- Ekonomi böyle diğer ayağını soracaksınız.
MURAT AKGÜN- Ben evet askeri ayağını merak ediyorum şunu sormak istiyorum…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi tabi askeri ayağı meselesi şu bizim 40 yıldır.
MURAT AKGÜN- Ne kadar hazırız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 40 yıldır terörle mücadelemiz var sıcak takip meşru hakkımız, meşruiyetten egemenlik hakkımızdan doğan biliyorsunuz sıcak takip meselesi de var bunlar devam ediyor bunların bu olayla alakası yok. Yani biz sınırlarımızın güneyindeki PKK terör kamplarına her zaman hava harekatı yapabiliriz yapıyoruz da nitekim. Bundan sonrası askeri boyutun işin askeri boyutu bizim aldığımız bu kararlara karşı diyelim ki, hudut kapısından Bağdat’a geçiş yapacağız buna karşı bir çaparız, bir engelleme, bir sıkıntı oluşursa tabi ki biz gerekli güvenlik tedbirlerini almak zorundayız. Bunu da Irak Merkezi Hükümetin koordinasyonuyla yapacağız. Eğer Türkmenlere karşı orada bir büyük bir kıyım, yok etme hareketi bu vesileyle tekrar başlatırsa…
MURAT AKGÜN- Özellikle Kerkük’te.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi buna da duyarsız kalmamızı kimse beklemesin.
MURAT AKGÜN- Peki, bir tampon bölge söz konusu mu Sayın Başbakan?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdilik bunları konuşmak için Murat Bey çok erken. Yani şu anda gelişmeleri takip etmekle beraber tedbirlerimizi alıyoruz. Durup dururken biz hiçbir şekilde bir maceraya girmeyiz, ama ülkemizin menfaatlerine halel getirecek bir tutum olursa onun da karşılığını hiç gecikmeden veririz.
VEYİS ATEŞ- Efendim, sınırın bu tarafındakiler adına bir soru sormak isterim. Orada yatırımları olan var, alacağı olan var, vereceği olan var bir iki birde bugüne kadar fiili durum oradaki Peşmerge’nin kapıyı tutuğu işte, Bölgesel Yönetimin maliyesini, vergisini sairin denetlediği bir yapıdan bahsediyoruz. Merkezi Hükümet buna nasıl sirayet edecek, nasıl kontrol edecek, nasıl kontrol altına alabilecek ki Kuzey Irak’taki yönetim bundan sonra Merkezi Hükümetle işlesin.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu güzel bir soru yani düne kadar durum buydu, ama bugün artık dün yok her şey değişti. Irak’ın tamamında ulusal meseleler, uluslararası ilişkiler, dış ilişkilerde Merkezi Hükümet anayasadan doğan haklarını eksiksiz kullanacağını açıkladı.
VEYİS ATEŞ- Kullanabilecek mi fiili olarak soruyorum.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi burası asıl zorluk burada, bu tabi bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor. Onun birinci derecede kararını verecek olan Bağdat’tır. Bağdat ne kadar bu uygulamada kararlılık gösterecek bizimle ilgili kısmı ne? Biz buradan efendim taşımacılarımız ithalat, ihracat yapanlar girdiler Bağdat’a gidecekler, Basra’ya gidecekler diyelim ne yapacak Kerbela’ya gidecek. Bu güzergahta Peşmerge unsurları tarafından herhangi bir şekilde saldırıya uğramaması, bir güvenlik zafiyetinin oluşmaması. Buna yönelik oradan giden araçlarımıza yönelik eğer bir hareket olursa bu bize yapılmış bir harekettir bizde buna karşılık mutlaka vereceğiz. Radikal unsurlar, teröristler bu süreç içerisinde daha da çılgın hareketler yapabilirler bu konuda da tedbirlerimizi alıyoruz. Güvenliğimizi hedef alan her türlü eylem, her türlü kalkışma ister hudutlarımız içinde olsun, ister dışında olsun fark etmez anında karşılığını görecek.
HANDE FIRAT- Sayın Başbakan, Başika’daki Türk askeri sayısı bu çerçevede artırılacak mı ya da böyle bir karar verildi mi?
Bir de efendim, Peşmergenin eğitimi Türkiye durduracak mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi artık bu kadar bunlar yaşandıktan sonra Irak’ın kuzeyindeki Bölgesel Yönetime onların yaşaması için, onların bütün dünyadan gördükleri izolasyona rağmen oradaki insanların sıkıntılarının giderilmesi için gösterdiğimiz iyi niyet ve gayretin bundan sonra devam etmesi söz konusu değil, bunun bilinmesi lazım. Neden? Bu işte inat edenler aslında kendi halklarının geleceğini karartıyorlar, onlara zarar veriyorlar. Şöyle bir soru soruluyor: Efendim, işte Kürtlerin bağımsız olması, Kürtlerin daha iyi şartlarda daha iyi şartlarda yaşamasına Türkiye niye itiraz ediyor? Böyle bir şey yok kardeşim, yok böyle bir şey. Sorun, zaten yıllardan beri sıkıntılarla gelmiş bir toplumun, Kürt’ün, Türkmen’in, Arap’ın, Ezidi’nin, Asuri’nin, bunların daha büyük belalara muhatap olmaması için dostça uyarılarımızı yaptık, ama anlayana. Dolayısıyla vatandaşlarımıza buralara gidişle ilgili de uyarılarımızı yaptık, seyahat uyarısı yapıldı. Genelkurmay Başkanımız biliyorsunuz Cumartesi Iraklı muhatabını kabul etti, onlar sahada neler yapılabilir, yapılacak kararlaştırılan, bizim orada yapılan tatbikata Irak da katılma kararı aldı. Başka yapılacak işler var, bunların detaylarını burada…
HANDE FIRAT- Başika’yla ilgili bir karar var mı efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, Başika’yla ilgili değil bunların detaylarını burada söylememe gerek yok. Tahran’a bir ziyaret yapacak bugünlerde Genelkurmay Başkanımız ve akabinde de ayın 4’ünde de Cumhurbaşkanının Tahran ziyareti var. Dolayısıyla İran, Türkiye, Irak iyi bir koordinasyon halinde bu krizin büyümeden çözülmesi yönünde bütün gayretimizi, bütün iyi niyetimizi göstereceğiz.
MURAT AKGÜN- Sayın Başbakan, Kerkük’ün durumu ne olacak, çünkü siz de biraz evvel altını ısrarla çizdiniz, Kuzey Irak’ta sadece Kürtler yaşamıyor, Türkmenler de önemli bir nüfusu oluşturuyor. Fakat şu anda defakto karşımızda da bir referandum var. Bunun akabinde, çünkü Kürtler Körfez Savaşından sonra Kerkük ve Musul’a girdiklerinde nüfus kayıtları ve benzeri konularda yaptıkları değişimler, tahrifatlar hatırlanıyor. Dolayısıyla Kerkük konusundaki bizim plan-programımız nedir efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğrusu tabii Kerkük’te siz de ifade ettiniz, demografik yapıyı Körfez Savaşından sonra fiili durum yaparak oradaki Bölgesel Kürt Yönetimi değiştirmek için adeta bir zulüm uyguladı, oradaki insanları yerinden çıkardı. Dolayısıyla Kerkük gibi şu anda Anayasa bakımından Bölgesel Yönetime ait olmayan yerlerin dahil edilmesi, hem referanduma dahil edilmesi, hem de bir oldubittiye tabi tutulması ihtimaline karşı Irak Merkezi Hükümetiyle koordinasyon halinde bir çalışma içine gireceğiz. Biz buradaki oldubittiye kayıtsız kalmamız düşünülemez. Ama bunu Irak’la beraber yapmamız lazım. Nihayet Irak’ın toprağıdır, hükümranlık hakkı oradadır, ama onlar bu konuda bizden destek talebinde bulunursa, tabiatıyla biz bunu tereddütsüz yerine getiririz. Unutmayalım, 1957 nüfus sayımında Kerkük’teki Türkmen oranı yüzde 70’di, şimdi bu oran yüzde 30’lara kadar gerilediği söyleniyor, sağlıklı bir kayıt olmamasına rağmen.
VEYİS ATEŞ- Efendim, bu soruyu kendisine sormak lazım, ama söylediğinden çok bir şey anlamadığımız için bu noktadayız. Nihayetinde devlet yönetmek pragmatik de bir sanattır, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak zatıalinize özellikle şunu sormak isterim: Türkiye-İran-Irak üçlüsünden hemen komşular etrafında referanduma giderse burası, bu bölge neyle karşılaşacağını biliyor dünya karşısında. Size göre, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak Barzani böyle bir adımı atmakta neden ısrar ediyor?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğrusu biraz kendisinin oradaki konumuyla ilgili, kişisel nedenlerden olduğunu düşünüyorum. Gelecek yıllarda seçimi var ve bugüne kadar da zaten orada Parlamentoyu toplayamıyor, bir otoriteyle ilgili sıkıntıları var. Dolayısıyla bir konsolidasyon yapma ihtiyacı duyduğunu düşünüyorum; sadece öngörüm bu doğrultuda. Bir de, gaz verenler vardır, ya sen yap boş ver, bağırır çağırırlar sonunda iş düzelir diye gaz verenler, gaza getirenler olduğunu düşünüyorum. Ama unutmasın ki o sırtını sıvazlayanlar, gaz verenler işler yolunda gitmezse hiç tanımazlar. Yine geleceği, çalacağı kapı burasıdır, çünkü coğrafya böyle diyor. Tabii bütün bu konuları Birleşmiş Milletler’le, Amerika’yla, Rusya’yla, İngiltere’yle, Fransa’yla, yani daimi üyeler başta olmak üzere uluslararası toplumla, NATO’yla da koordinasyon halinde yürüteceğiz. Çünkü bizim oralara karşı da bir yükümlülüğümüz var.
HANDE FIRAT- Orada bir İsrail’in açıktan desteği var, ama Amerika Birleşik Devletleri’nin de şimdi yapma, yani bir zamanlamayla ilgili kaygısı olduğunu içeren de açıklamaları oldu. Arkadaki isimlerden biri Amerika Birleşik Devletleri midir? Niye bunu soruyorum? Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler de malum. Dolayısıyla bir Kürt devleti ya da terör koridoru diye adlandırılan koridor da oluşturulursa ya da bu Kürt devletine giderse, 1926, 46 anlaşmalarına baktığımızda Türkiye için kırmızıçizgi nerededir? Türkiye, ne zaman Ankara Anlaşmasına dayanarak bir askeri seçeneği gündemine alır, hangi gelişmeyle? Çünkü ortada kantonlarda hareket var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi Türkiye daha önce de bunu söyledi; bizim için güney kara hudutlarımızda bir statü değişikliği, yeni bir oluşum ister Irak’ta, ister Suriye’de kabul edilemez, bunu biz ulusal güvenliğimize tehdit olarak görüyoruz ve bununla ilgili her türlü müdahale hakkımızı ikili ve uluslararası anlaşmalara bağlı olarak saklı tutuyoruz. Tabii bizim için beyan esas. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Cumhurbaşkanımızla yaptığı toplantıda bu referandumun yanlış olduğunu, erteleme değil yapılmaması gerektiği kamuoyuna açıkladılar. Ama Amerika’da başka yetkililer daha önce beyanatlarında bu ertelensin, zamanlaması doğru değil. Bizim dediğimiz; ne bugün, ne sonra, hiçbir şekilde böyle bir referandum bizim açımızdan meşru değildir, kabul edilemez, yapılmamalıdır. Tabii İsrail’in kendi hesapları var, iç sorunları var. Yani oradaki yapılan açıklamalar kuvvetli, resmi bir açıklamaya dönüşmedi, bu yönde münferit açıklamalar olduğunu duyuyoruz. Ya bunda şaşılacak bir şey yok. Bölgede İsrail konumunu güçlendirmek, iç sorunlarından kurtulmak için konjonktürel açıklamaları yapıyor, bu da dikkatten kaçmıyor.
SUNUCU- Sınırdaki tatbikatla ilgili bir şey söylediniz, az önce Irak da katılma kararı aldı dediniz…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Irak’tan da tabii askeri…
SUNUCU- Bu durumda Irak askeri Türkiye’ye gelecek gibi mi yorumlamalıyız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, yani ziyade askeri personel, işte subay veya uzman düzeyinde katılımı olacağı konusunda bir bilgi var.
SUNUCU- O halde İran’la da bir görüşme olacak, benzer bir işbirliğini oradan da bekleyebilir miyiz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İran’la farklı bir işbirliğimiz var. İran’la olan, yani tatbikata katılma şeklinde değil, orada yaşanabilecek gelişmelere karşı hem PKK’yla mücadele, hem bölgede Kerkük başta olmak üzere yaşanabilecek gelişmelere karşı işbirliği yapacağız, bu konuda bir mutabakatımız var.
MURAT AKGÜN- O zaman akla şu soru geliyor, en azından benim zihnimde şöyle bir soru var: Sayın Cumhurbaşkanı New York’taki temasları çerçevesinde Suriye’de yeni bir hedef göstermişti, Afrin’in güvenliğinin sağlanması, dolayısıyla oraya Türk askeri gidecek gibi gözüküyor.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.
MURAT AKGÜN- Beri taraftan biraz evvel siz şartları söylediniz, ne zaman Kuzey Irak’ta bir askeri operasyon gündeme gelebilir diye. O zaman ben size şunu sormak istiyorum: Türk Silahlı Kuvvetleri aynı anda iki cephede mücadele etmeye hazır mı, sizin düşünceniz nedir?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bunu tabii Murat Bey bir topyekûn savaş olarak düşünmeyin, yani biz savaşa girmiyoruz. Biz ülkemizin güvenliğini ilgilendiren konularda sınır ötesi tedbir alıyoruz. İşte Fırat Kalkanında yaptığımız bu. Şimdi de Afrin’in güneyinde ve çepeçevre Afrin’in etrafında İran, Rusya, Türkiye bir çatışmasızlık alanı oluşturma için adım atıyorlar, birlikte adım atıyoruz. Bunları savaş diye nitelemek yanlış olur. Keza Irak tarafında da aldığımız tedbirler, bu anlamsız sözde referandum kararından sonra oradaki terör unsurlarının daha da cesaretlenerek ülkemize yönelik faaliyetlerini arttırmalarını önlemeye yönelik. Vatandaşlarımız rahat olsun, savaşa falan girdiğimiz yok, yani böyle bir şey yok, bir endişe havası oluşturmayalım. Bunlar noktasal operasyonlardır, Türkiye’nin her zaman her noktada sınırlarının 2700 kilometrekare, 8484 kilometrekare kara, 8484 kilometre deniz hudutlarının her yerinde buna benzer operasyonları yapacak imkan ve kabiliyetleri var, devlet güçlü.
VEYİS ATEŞ- Herhalde hepimiz şundan ilham aldık sözünüzden: Bir vatandaşımız girip bir Peşmergeyle karşı karşıya gelirse gerekeni yaparız dediğiniz için, biz de acaba hani Türkiye…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O tedbirdir. Yani diyelim ki benim bir tırım gidiyor, Peşmerge çevrildi, adamı indirdi, derdest yaptı, yükünü yağmaladı. Bu nedir? Bu, bizim vatandaşımıza karşı yapılmış bir harekettir, tabi ki bunun gereğini yapacağız. Kaldı ki bizim o bölgede 12-13 yerde konuşlanmamız var, bizim zaten orada varlığımız var, yeni bir şey yapacak değiliz.
VEYİS ATEŞ- Bir olasılık sorusu efendim, bugün işte referandum sonuçlanmasına doğru gidiyor gayrimeşru referandum...
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sonuçlansa ne olur, sonuçlanmasa ne olur? Yani bu bir tiyatro, kararı verilmiş, oradan bir farklı sonuç çıkacağını beklemiyoruz.
VEYİS ATEŞ- Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, onu soracaktım.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mutlaka.
HANDE FIRAT- Sayın Başbakan, Ana Muhalefet Partisi’nin bazı eleştirileri oldu; kırmızı halı sermek, sponsoru olmak, bayrağını asmak gibi birtakım konularla Hükümetinizi suçladılar. Ne dersiniz, ne yanıt verirsiniz, acaba Barzani konusunda Türkiye iyi ilişkiler kurarak hata yapmış mıdır?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, Türkiye hata yapmadı, Türkiye niye hata yapsın? Türkiye Irak Anayasasında vaaz edilen, konan esaslar dahilinde bir muamele yaptı, ama bundan böyle bu muameleyi yapmayacak, bu kadar basit. Yani oradaki bizim yaptığımız protokol uygulamaları Barzani’nin Irak’ın Kuzeyindeki Bölgesel Yönetimine abartılarak keyfi yaptığımız uygulamalar değil, onlar başka ülkelerde de var olan anayasayı esas alan bir federal federasyonunun anayasadan aldığı haklar çerçevesinde meşruiyeti olan uygulamalardı. Bunları tenkit etmek günlük siyasetin işidir. Yani geçmiş dönemden beri yapılan bir şey, yeni değil ki, yani biz bu insanlara geçmişte pasaport da verdik, ülkemiz vatandaşı da yaptık, yeter ki bölgede sükunet olsun, barış olsun, terörle mücadeleye katkı sağlasın. Bunu yapmanın neresi yanlış? Düşmanlıkla hiçbir şeyi halledemezsiniz, ama yanlışta ısrar eden varsa ona da hak ettiği cevabı verecek bir ülkeyiz, Türkiye böyle bir ülke.
Yani dolayısıyla bundan sonra şu şansını yitirdi: Artık anayasada hak ettiği tanımlanan muameleyi de göremeyecek, daha fazla bizim muhatabımız bundan böyle Bağdat olacak, Irak’ın Merkezi Hükümeti olacak.
SUNUCU- Bu konuyla ilgili hala sorularınız var mı?
MURAT AKGÜN- Çok kısa bir şey soracağım. Muhatabımız Bağdat derken, Bağdat’ın İran nüfus alanındaki durumu da malum, dolayısıyla Bağdat’la muhatap olacağız derken İran’la da ilişkilerin bu konuda daha yoğunlaşacağını mı ima mı ediyorsunuz, doğru mu anlıyorum?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Yani İran’ın Irak içindeki faaliyetleri ayrı mesele, onlar Irak’la İran arasındaki bir konu. Ama burada ortak bir hassasiyet var, yani bölgedeki gelişmeler hem Irak Merkezi Hükümetini ilgilendiriyor, hem Türkiye’yi, hem İran’ı, burada bir hedef birliği var, dolayısıyla biz buna odaklanıyoruz. Diğer konuları da tasvip ettiğimiz anlamına gelmez, yani mezhepsel bir yayılma, bu yönde bir nüfuz alanı oluşturma, bunlar da kabul ettiğimiz şeyler değil. Biz iyi komşuluk ilişkilerimizi daha ileriye taşımak, ülkelerimizdeki vatandaşlarımızın refahını, geleceğini teminat altına alacak güzel ekonomik ilişkiler, ticari ilişkiler, kültürel ilişkileri geliştirmek istiyoruz. Bölgeye dışarıdan gelenlerin getirdiğini gördük, gözyaşı, kan, kaos, ıstırap, başka bir şey var mı?
İki Körfez Harekatı oldu, arkada ne kaldı? Binlerce ölen insan, milyarlarca dolar ziyan, hepsi boşa gitti. Suriye’de ne oldu? Aynı şey oluyor, yani yazık. Bizim bölgemizde oluyor ve bunun en büyük bedelini biz ödüyoruz, mülteciler var, ticaretimiz bozuluyor, terör bu kaostan, boşluktan yararlanarak daha fazla sızlamalar oluyor, daha fazla enerjimizi bu konuda harcamak zorunda kalıyoruz.
Yani biz buraya mezhep konusu açısından bakmıyoruz şu anda bu meseleye, tamamen bu bölgedeki bütün uyarılarımıza rağmen, dünyanın karşı olmasına rağmen inatla yapılmaya çalışılan referandumun olası olumsuz sonuçlarını önlemek bakımından bir işbirliği olarak görüyoruz.
SUNUCU- Hande’nin bir soru daha var.
HANDE FIRAT- Efendim, bu konuyla ilgili, çünkü ekonomik açıdan çok önemli aynı zamanda. Petrol geçiş ücretiyle ilgili ne olacak?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Efendim?..
HANDE FIRAT- Petrol geçiş ücreti, transit ücreti alıyor Türkiye aynı zamanda. Evet, onlar bizim üzerimizden gönderiyorlar ama, bu Türkiye’yi zora sokar mı? Çünkü müteahhitten de aynı zamanda, işadamından alınacak…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mesele memleket meselesi olunca bunların hesabı olmaz. Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü içinde bunların adı, esamesi olmaz, 300-500 milyon dolar oradan gelecekmiş, varsın gelmesin. Ama kaldı ki, Merkezi Hükümet orada bu işin teminatını verir, petrol nakliyle ilgili bizden talep ederse ve bununla ilgili şartları yerine getirirse bu iş gene devam eder.
SUNUCU- Peki, dış politika sayfasını kapatmadan Almanya’yı konuşmamız lazım, çünkü Türkiye Almanya ilişkileri gergindi, siz de defalarca atıfta bulundunuz, hep 24 Eylül’ü işaret ettiniz, 24 Eylül’le birlikte bazı şeylerin değişebilme ihtimali artık var mı? Merkel bir kez daha beklendiği üzere kazandı. Ne diyorsunuz? Siz aradınız mı örneğin Merkel’i?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi Sayın Merkel’e bir yazılı tebrik mesajı gönderdim. Her ne kadar birinci parti oldu ama, tek başına iktidar olmadı. Biliyorsunuz Almanya’da her seçimde milletvekili sayısı değişiyor, geçen seçimde zannediyorum 660 civarındaydı, bu seçimde 700’ün üzerinde, 630’muş, bu seçimde 709 diye hatırlıyorum; öyle bir sistemleri var onların seçime göre değişen. Buna göre tabi tek başına iktidar olamadı, biraz da önceki seçime göre oy kaybetti, ama yine birinci parti.
Anladığım kadarıyla, grand coalition dedikleri büyük koalisyon olmayacak, çünkü Schulz açıkladı, ben katılmayacağım dedi. Burada geriye ne kalıyor? Jamaika koalisyonu kalıyor, ona da işte Jamaika’nın bayrağına benzediği için sarı, yeşil, siyah, o koalisyonu planlıyorlar. Burada kim var? Liberaller var, Yeşiller var ve…
MURAT AKGÜN- Aşırı sağ var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, aşırı sağ yok, aşırı sağ AFD o ayrı. Liberaller, Yeşiller ve Hıristiyan Birliği, neydi o, SDU mu?
SUNUCU- SDU.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onun bir ortağı da var kendi içinde biliyorsunuz, dolayısıyla böyle bir koalisyon söz konusu. Artık onların işi, biz bu kadar işimiz-gücümüz içinde onların koalisyonuna da yardımcı olamayız.
Ama şunu bekliyoruz tabi: Artık seçim havası bitti, geçim havası başladı, normale dönelim, işimize bakalım. Yani Türkiye’yle uğraşmak, Türkiye’yle gündem yapmak, Türkiye hakkında büyük büyük laflar etmenin seçime bir faydası olmadığı gibi zararı da oldu, bunu da gördü Sayın Merkel. Hollanda da bunu yaptı oy kaybetti, Almanya da bunu yaptı oy kaybetti. Kim kazandı? Irkçılar kazandı, 3’üncü parti oldu, 100’den fazla milletvekili var AFD’nin.
MURAT AKGÜN- Bu yükseliş sizi endişelendiriyor mu Türk-Alman ilişkileri açısından?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu bizden ziyade onları endişelendirmesi lazım, bütün Avrupa’yı endişelendirmesi lazım. Irkçılık hareketi, İslam düşmanlığı, yabancı düşmanlığı Avrupa’nın başının belası olmaya bundan sonra da devam edecek. Dolayısıyla bu noktada Avrupa Birliği başta olmak üzere Avrupa Birliği’nin önde gelen ülkeleri, Almanya… Fransa bunu atlattı, Macron çıktı bir mucize oldu, bundan kurtuldu. Ama Almanya bu konuda biraz daha gelecekle ilgili tedbir alması lazım.
Almanya’nın yapacağı iş, bir kere FETÖ’cülere müsamahayı bırakacak, PKK sempatizanlarına alan açmaktan vazgeçecek. Türkiye’yle dostluğun devam etmesi için, Türkiye’yle ilişkilerin normalleşmesi için buna ihtiyaç var.
VEYİS ATEŞ- Yapar mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yapmazsa kendi bileceği iş. Biz Almanya’nın menfaatinin de, Türkiye’nin menfaatinin de bunu gerektirdiğini söylüyoruz. 3 milyondan fazla insanımız var orada, bunlar Alman toplumunun birer parçası, entegre olmuşlar, orada yaşamaya karar vermişler. Yani burada bir kayda değer davranış değişikliğine ihtiyaç var, bu da PKK, FETÖ’yle ilgili tutumu, bu dorudan Türkiye’ye karşı bir hasmane tutumdur, bu bizim için hassas bir konudur, buraya biraz daha detaylı yeni dönemde Sayın Merkel’in yoğunlaşması lazım. Artık seçim öncesi olan bitenleri bir kere bırakıp yeni bir sayfa açarak Almanya-Türkiye ilişkilerinin tamir edilmesi lazım, bunun mümkün olabileceğini düşünüyoruz.
HANDE FIRAT- Efendim, iç politikaya geçmeden bir de Amerika sorsak.
Sayın Cumhurbaşkanının görüşmeleri oldu ama, benzer konular aslında, FETÖ, YPG, PYD’ye ağır silah sevkiyatı, koruma krizi, Zafer Çağlayan’ın tutuklanma kararı, tüm bunlara baktığımızda Amerika Birleşik Devletleri’nin derin devleti olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri var, ama bir yandan da Trump-Erdoğan görüşmesine gözler çevrilmişti. Herhangi bir somut adım olacak mı, görecek miyiz? O görüşmeden sonra herhangi bir haber Türk Devletine ulaştı mı, özellikle Gülen’in iadesi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hande Hanım, bu konular görüşmelerde dile getirildi, ama takdir ederseniz bir saatlik görüşmede ve heyetler arası yapılan konuşmalarda bunlar çok detaylı konuşulamaz. Ama bunlar Amerikan yönetimine, Sayın Trump başta olmak üzere diğer ilgilileri aktarıldı. Ancak Amerika farklı bir ülke, Amerika içinde böyle değişik siz de dediniz Amerika’lar var, yani karar mekanizmaları çok değişik, farklı farklı. Fakat biz bu işin peşini bırakmayacağız, yani korumalarla ilgili yapılan muamele, FETÖ’ye bakış açısı, NATO müttefikliğinden doğan yapılması gereken işlerin yapılmaması ve Suriye’de Türkiye’ye açıkça tehdit olan unsurlarla işbirliği gibi konular Amerika’nın Türkiye’ye karşı bakışını yansıtıyor, bunu görmezden gelemeyiz, bunu dikkate alacağız, buna göre de uyarılarımızı yapacağız. Duygusal hareket etmeye gerek yok, duygusal hareket etmek yerine akılla, izanla yanlışları ortaya koyup bu yanlışları düzeltme cihetine gitmemiz lazım.
SUNUCU- İç politikaya girelim mi, ne derseniz?
Veyis Ateş, buyurun.
VEYİS ATEŞ- Müsaadenizle ben başlamak isterim. Şimdi ilk olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle ilgili başlamak isterim. Sayın Topbaş istifa etti mi, ettirildi mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne demek o? Takip edemedim, ben Milli Güvenlik Kurulu toplantısındaydım istifa etti diye bilgi geldi. Ama orada istifa ettim, ettirildim gibi bir şey mi dedi?
VEYİS ATEŞ- Hayır demedi de…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Daha ne o zaman.
VEYİS ATEŞ- Geleneksel medyamızı dışında birde sosyal mecralarımız var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O artık niyet okumaya giriyor.
SUNUCU- İstifa metninde bir gerekçe çok fazla göze çarpmamışta da o yüzden aslında bu tarz spekülasyonlar oldu.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir kere istifa tek taraflı bir iradedir. Yani siz bir görevdesiniz kardeşim ben istifa ediyorum dersiniz bitti, yani bundan doğal bir şey yok. Arka planında, zihninde, ruh dünyasında ne var, ne yok onu ben bilemem. Ama ben sonuca bakarım bunun en güzel cevabı herhalde Kadir Bey’dedir yani. Kadir Bey bir fırsat bulur görürseniz.
VEYİS ATEŞ- Siz konuştunuz mu Kadir Topbaş’la?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kadir Bey’le konuştum bana istifadan öncede konuştum, istifa ettikten sonra da görüştük.
MURAT AKGÜN- Size gerekçesini söyledi mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, yok istifa edeceği konusunda bana bilgi verdi sadece.
MURAT AKGÜN- Peki, yerine kim gelecek, ne zaman gelecek?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yerine bir arkadaş yani ilçe belediye başkanlarından biri gelir muhtemelen. Bununla ilgili Pazar günü Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız İstanbul meclis üyeleri, belediye başkanları, milletvekilleriyle geniş katılımlı bir değerlendirme istişare yaptı ve bu hafta sonunda da doluyor süre 10 günlük süre istifadan itibaren. Perşembe günü 28 Eylül’de İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi toplanacak seçim yapacak, bir arkadaşımız görevi boşalan koltuğu doldurmuş olacak.
VEYİS ATEŞ- Belediye meclis üyesi filan değil bir ilçe belediye başkanı değil mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Muhtemelen ilçe belediye başkanı.
HANDE FIRAT- Efendim çok merak ediliyor tabi 2019’da ne olacak diye, ama 2019 için pek çok yerde sizin adınız geçiyor İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için. Gerçekten var mı böyle bir durum?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani şimdi koltuk boşaldı başka biri gelip oturacak bizi nereye koyacaksın? Koltuk yok yani.
VEYİS ATEŞ- Çok seviliyorsunuz efendim ondan dolayı.
SUNUCU- Yeri olumlu bir koltuk olduğu için.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim de burada bir iyi kötü işimiz var yani.
MURAT AKGÜN- O zaman efendim merak edilen başka bir konuyla devam etmek isterim TEOG konusu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TEOG konusundaki açıklamalarının ardından tabiri caizse bütün eğitim sistemi allak bullak olacağa benziyor. Alınan bir karar var mı, nihai karara ne kadar yakınsınız, uygulanacak sistem hakkında an itibariyle söylenecekler nelerdir?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, çok güzel hatırlattınız, çünkü 1 milyon 200 bin öğrenci ve onların ailelerini ilgilendiren bir konu. Bu TEOG konusu maalesef başından beri hep yanlış anlaşılıyor Murat Bey. TEOG bir sistem değil yani sistem değişikliği yapılıyor falan diyorlar ya böyle bir şey yok sistem değişikliği yok. Burada ne var? TEOG dediğiniz ortaokul sona kadar temel öğretim yani birinci dört, ikinci dört, ara sınıflarda her sömestr bir imtihanın okullardaki öğretmenlerin yaptığı bir imtihanı Ankara soruları hazırlıyor merkezden gönderiyor okullar yapıyor bu imtihanı. Bunu niye yapıyor? İşte burada belirli üst kalitede okullara hormonlu not vererek öğrenci hazırlayıp avantaj sağlamasınlar diye yapılmaya çalışılan bir şey. Ama bu zaman içerisinde 2013’ten beri bir yarışa döndü. Tekrar eski böyle işte LYS gibi, YGS gibi bilmem ne böyle özel kurslar, dershaneler çocuklar bunaldıydı. Bir şey öğrenmekten ziyade hafız olacakmış gibi ezberle ezberle kimyası bozuldu. TEOG kalkınma bütün öğrenciler büyük bir bayram havasında. Benim torunum daha 6’ncı sınıfa bu sene başladı dede teşekkür ederim TEOG kaldırıldı. Kızım sana ne daha senin TEOG’la ne işin var? Valla bana da gelecek onun için şimdiden seviniyorum dedi. Tabi öğrenci psikolojisi bu bunların hiçbir öğrenci sınavı sevmez, yani sınav tatsız bir şeydir yani. Ama sınav olmadan da gelişme olmaz, öğrenme olmaz. Dolayısıyla, TEOG kalkıyor bu sene uygulanmayacak.
Bunun yerine üç tane sistem Milli Eğitim Bakanlığı sistem demeyelim düzeltiyorum üç tane çözüm üretiyor. Bundan bir tanesi şimdi 8’nci sınıf bitti, artık ondan sonraki dört lise. Liselerde değişik değişik işte Anadolu lisesi var, meslek lisesi var, imam hatip lisesi var, fen lisesi var, sanat lisesi var, spor lisesi var, sosyal lise var vesaire çok liselerde çeşitlendi biliyorsunuz özel okullar var. Burada bir tanesi her lisenin kendi sınavını yapması. Karar verilmiş değil bak yanlış bir şey söylemeyelim.
SUNUCU- Öneri aşaması mı üç öneri mi söyleyeceksiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şu anda çalışılan bunların artıları, eksileri çalışılıyor, bir yöntem bu.
İkinci yöntem, ortaokul sertifikasyon sistemi. Üçüncü yöntem de ortaokul bazlı yerleştirme.
VEYİS ATEŞ- Yani mahalledeki en yakın okul mu?
HANDE FIRAT- Adrese kayıt mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Sadece o değil, burada tabi ağırlıklı olarak adrese dayalı kayıt sistemi yüzde 50’si belki öğrencilerin toplam öğrencilerin. Bir kısım okullarda ortaokul mezuniyet ortalamasına arayabilir. Bir hiçbir şey aramayanlar adresi en yakın olan gidip kayıt olacak. Bazı okullar diyebilir ki, ben ortaokul mezuniyet ortalaması arayacağım ona göre kontenjanını bildirir müracaatlar arasından alınır. Birde bazı okullar kendi sınavını yapar. Kendi sınavını yapar, ama o sınav mutlaka Bakanlığın gözetiminde olması lazım. Nasıl oluyor hatırlayın üniversitede biz sınav yapılıyordu sınav kağıdında isim kısmı kapatılıyordu buruşuyor kapatılıyordu ondan sonra yazılıp veriliyordu ondan sonra okuyunca bu Veyis’in kağıdı ben buna çok vereyim, az vereyim diyemez yani. Adını sanını bilmeden okuyor notunu veriyor. Yani emniyet tedbirleri alınarak soruların da hatta merkezden hazırlanarak sınavın yapılması. Tabi bunların hangisinin en isabetli olduğu konusu Bakanlar Kuruluna gelecek, uzmanlar gerekli sunumları yapacak birisinde karar kılacağız.
VEYİS ATEŞ- Takriben ne zaman efendim 1 hafta, 1 ay?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 1 ay içinde olur.
HANDE FIRAT- Sayın Başbakan, en büyük endişelerden bir tanesi Anadolu’daki çocukların da yani sonuçta merkezi sınav sistemiyle bu sınavlarda iyi bir okula geçmesi sağlanabiliyordu. Anadolu’daki çocuklar ne olacak, onlara nasıl bir fırsat eşitliği olacak? Yani bu söylediğiniz sistemlerdeki…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O nasıl Anadolu Hande Hanım bu fırsatı nasıl yakalıyordu ben oraya anlayamadım?
VEYİS ATEŞ- TEOG’la işte İstanbul’daki iyi okullara geliyordu filan.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yine girer onlara kapı kapanmıyor ki. TEOG’da ne yapıyorsa burada da onun daha kolayını yapacak. Ortaokulda dersleri çok iyiyse, ortalamasını tutturursa onun bir katkısı var. Giriş isteyen okula girmek istiyorsa orada alacağı puan var ikisini birlikte değerlendirerek istediği yere girecek. Ama bir iddiası yoksa açıkta kalmayacak gidecek mahalledeki liseye girecek bu kadar basit yani. Bunun mükemmeli yok arkadaşlar bakın ben size söyleyeyim. Yani ben kendi kafama göre eğitimci değilim ben mühendisim inceledim bunun mükemmeli yok. Burada sübjektif kararları ortadan kaldıracak öğrenciyi de canından bezdirmeyecek bir sistem getirmek. Yani esas itibariyle hiçbir öğretmenden şu beklenmez: Ya ben işte şu çocuğa kayırmacılık yapayım not vereyim de bunu bir adım öne geçireyim. Ama isteyelim, istemeyelim böyle kötü uygulamaların olduğunu gördük, FETÖ’da bunu yaptı. FETÖ ne yaptı? Önce soruları çaldı, sonra soruları hazırlayan komisyonları elde etti ve sonra bir tane dışarıdan adam giremedi. Kendine müzahir insanları okullara, askeri okullara, memuriyete, içeriye doldurdu, ama yani yapılan şey neresinden bakarsan yanlış ihanet hiçbir değere sığmayan işler bunlar.
MURAT AKGÜN- Peki, yeni çözüm ne zamandan itibaren geçerli olacak?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu sene mezunlar bu sene 8’nci sınıftan mezunlar yeni uygulamayla liseye gitmiş olacaklar.
SUNUCU- O zaman şöyle: Şu anda biz burada konuşurken derste olan çocuk aslında nasıl bir sistemle karşılaşacağını bilmiyor, ama 1 ay sonra veliler ve kendisi 1 ay sonra öğrenecek öyle mi?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi yani orada daha sömestre gelmeden bu 1 ay içerisinde bunun kararını açıklarız.
SUNUCU- Peki, eğitimle ilgili şunu sorabilir miyim? Şimdi SBS, ÖSS, LYS, TEOG isimleri değişiyor, ama eğitimle ilgili bir meselemiz var, hatta Cumhurbaşkanı da bu konuda hayallerimdeki noktada değiliz diye bir açıklamasını hatırlıyorum. Size göre Sayın Başbakan nedir bizim sorumuz eğitimde, niye olmuyor?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Eğitimdi sorunumuz şu güzel bir soru ve de zor bir soru. İnsan, insan kalitesi. Şimdi bizim öğretmen eksiğimiz yok belki bazı branşlarda fazlamız var, bazılarında eksiğimiz var, ama toplamda öğretmen eksiğimiz yok. Ama belirli bölgelere herkes gitmek istediği için Ankara-İstanbul-İzmir buralarda öğretmenlik yapmak istiyor, Iğdır’da yapmak istemiyor böyle bir sıkıntımız var dengeli dağılım sıkıntımız var. Ama sizin sorunuzun cevabı bir günlük alınacak tedbirle hallolacak bir iş değil, yıllarca yatırım yapmamız lazım. İnsan kaynağımızı, kapasitemizi geliştirmemiz lazım. Hangi sistemi getirirseniz getirin, dünyanın en iyi sistemini de getirseniz getirin insanın olduğu yerde eğer kötü niyetli insanlar varsa o sistem bir işe yaramaz. En beceriksiz sistem iyi uygulayıcıların elinde çok mükemmel sonuçlar verir.
Şimdi bakıyoruz Almanya’ya bakıyoruz, Fransa’ya bakıyoruz, İngiltere’ye bakıyoruz esas itibariyle işin özü şu: Okul, veli ve okulda aldığı notlar bunlar değerlendiriliyor çocuğun nereye gidileceğine karar veriliyor. Ve kimse de burada torpil yapılıyor, onun çocuğu oraya gidiyor, bunun ki beriye gidemiyor diye bir şey demiyor, çünkü bir şeylerle oynamıyor. Yani çocuğun kapasitesi, kabiliyeti, başarısı oraya yansıyor hormonlamadan yansıyor, şişirilmeden yansıyor. Şimdi biz desek ki şimdi doğrudan ya işte anasını çağıracağız, babasını çağıracağız, işte okul öğretmenini çağıracağız ikisi kararlaştıracak sen şuraya gideceksin kıyamet kopar değil mi Türkiye’de? Ama böyle gelişmiş ülkelerde esas itibariyle böyle. Bizde de hedef bu olmalı. Bunun için daha çok gayret edeceğiz, daha çok içeriye okullarımızın mükemmel durumu var, akıllı tahtalar var, laptoplar var, internet geniş bant bağlantısı var zarfta bir sorunumuz yok, mazrufta sorunumuz var, içerikte sorunumuz var bu da bir günlük bir mesele değil. Daha çok çalışmamız lazım, değerleri aşındırmamız lazım. Ben şimdi bir bu ülkenin bu görevde olan Başbakanı olarak efendim Hakkari’nin bir köyünde ki öğretmenin şu an itibariyle ne yaptığını takip etme şansım var mı? 1 milyon 20 bin öğretmen var ve biz onlara güvenmek mecburiyetindeyiz, başka da bir çaremiz yok, güveniyoruz da fedakarca görev yapıyorlar. İşte Necmettin Yılmaz Urfa’da görev yapıyordu Gümüşhane’ye giderken Pülümür Deresinde alçakça katledildi. Aybüke öğretmen Batman’da keza aynı sonu yaşadı. Ne büyük idealleri vardı, ne büyük hayalleri vardı, ama alçaklar onları hayatının bağrında bu hayallerinden kopardılar.
SUNUCU- Son 15 dakika buradan isterseniz geçelim.
MURAT AKGÜN- Ekonomiyle isterseniz devam edelim.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet arkadaşlar ekonomi.
MURAT AKGÜN- 2018-2020 orta vadeli ekonomik program tamamlanmak üzere benim bildiğim kadarıyla yanlış biliyorsam lütfen düzeltin.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok yanlış bilmiyorsun Murat Bey.
MURAT AKGÜN- Benim sorum şu: Ana mesajı ne olacak?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Orta vadeli program 2018-2020.
HANDE FIRAT- Biz bunu alalım efendim bunu.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kalsın. Bunu yarın arkadaşlarımız bakan arkadaşlarımız açıklayacaklar. Yani bununla ilgili benim size söyleyeceğim orta vadeli programda birkaç şey söyleyebilirim.
MURAT AKGÜN- Rakam vermeniz mümkün mü?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi. Yani 2017 büyüme hedefimiz yüzde 5,5. 18’de de 5,5. 19’da da 5,5. 20’de de 5,5 olacak.
VEYİS ATEŞ- 4 yıllık bir 5,5 şeyiniz var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet istikrar bu. İşsizlik oranı bu yıl için 10.8 gibi görüyoruz. 2018’de 10,5. 2019’da 9.9. 2020’de 9.6. Enflasyon 2017’de 9,5. 18’de 7. 19’da 6. 20’de 5 bu kadar yeter fazla verirsek arkadaşlara bir şey…
HANDE FIRAT- Yani bunlardan yatırım mı, tasarruf mu dersek tasarruf ve disiplinli ağırlık bir bütçe mi öngörülüyor acaba?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet bir kere tasarruf iyi bildin tasarruf birinci, ama bizden de başlayacağız, önce kendimizden başlayacağız. Tasarruf nerede tasarruf? Lüzumsuz harcamalarda, yatırımda tasarruf yok. Yani üretimi katkı sağlayacak. Çarşamba mı açıklanacak arkadaşlar? Ben yanlış söylemişim. Bana Salı dediler ya, bugün ne günlerden?
MURAT AKGÜN- Pazartesi.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Neyse Çarşamba veya Salı fark etmez açıklanacak bugün yarın. Efendim şey söylüyordum, yani istihdam oluşturan, üretime katkı sağlayan, büyümeye katkı sağlayan konularda tasarruf yok yatırıma destek verilecek, teşvikler devam edecek öncelik burada gözetilecek. Kamu yatırımlarında da maliyet fayda dengesine bakacağız öncelikleri esas alacağız, çünkü ihtiyaçlar çok projeleri istediğin zaman alt alta koydun mu 600 milyarlık iş geliyor. Bizim zaten bütçemiz belli yani geçen seneki bütçemiz 600 milyarın biraz altında, bu sene biraz üstünde. Dolayısıyla, ihtiyaçları önceliklere göre sınırlandırıp, sıralayıp ona göre yapacağız. Şimdi tabi ekonomiyle ilgili konuşacak çok şey var, yani neresinden başlasak…
SUNUCU- Taşeron işçilerle ilgili hangi formüller masada mesela?
HANDE FIRAT- Taşeron var, Varlık Fonu var, hepsi var.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Arkadaşlar, taşeronlarla ilgili konuyu yani en geç bu yılın sonunda bir karara bağlamış olacağız. Yani taşeron statüsünde çalışan vatandaşlarımız endişe etmesin onların çalışmasını teminat altına alacak ve sürekliliğine sağlayacak bir model üzerinde çalışmaları büyük ölçüde Çalışma SOSYAL Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı çalıştılar.
HANDE FIRAT- Kadro mu, sözleşmeli bir model mi efendim belli mi o?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani orasını açıklamayalım, ama devletle bağları kurulacak bir şekilde çalışmalarına devam edecekler.
VEYİS ATEŞ- Varlık Fonuna efendim yeni başkan.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Varlık Fonuna da bir atama önümüzdeki günlerde yapabiliriz.
VEYİS ATEŞ- Bu hafta.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani bu hafta olmasada haftaya da olabilir yani üzerinde çalışıyoruz.
HANDE FIRAT- Peki, fonun yeniden organizasyonla ilgili bir çalışma yapılmıştı orada bir sorun mu var yakında açıklanacak mı o organizasyon?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi fonla ilgili esasında ileri geri spekülasyonlar var da bunların hiçbiri doğru değil biz konuşmuyoruz millet konuşsun varsın. Şimdi bu fon niye kuruldu? Yani mesela birçok ülkenin 70-80’den fazla ülkenin böyle fonları var. Mesela Singapur, Temasek, GIC’ye baktığımız zaman 70’li yıllarda kurulmuş. Onların bu duruma gelmeleri 70’den 2000’ne 40 seneyi geçmiş, yarım asrı bulmuş ve bir noktaya gelmişler. Biz daha dün kurduk, atamasını Kasım’da yaptık 1 sene olmadı efendim. Ocak’ta fiilen göreve başladı, aman öyle şeyler bekliyoruz ki sanki bir yerden gömü buldu bir servet Türkiye’nin bütün işlerini düzeltecek. Bu fonun amacı belli, bu fon büyük yatırımlara kaynak sağlayabilecek çalışmalar yapmak. Devletin elindeki varlıkları değerlendirip bunu yatırıma dönüştürmek. Dolayısıyla, cari açığın daha fazla büyümesinin önüne geçmek fon esas itibariyle böyle bir çalışma yapacak. Bugün Temasek’le GIC’nin toplam 1 trilyon dolar varlığı var, ama burayı yarım asırda getirdiler, onlar da başladığında eksilerdeydi. Yani bu dünyada başarılı uygulamaları var, bizimkiler de onu örnek alarak çalışmaları başlattık. Buraya koyduğumuz varlıklar var malum 40 milyar doları bulan 13 tane Türkiye’nin önemli sayılabilecek şirketleri var. Bunların sevk ve idaresi, çalışması, işlerini yürütmeleri yine kendi sorumluluğunda devam ediyor, kendi kanunlarında devam ediyor, yani Varlık Fonu bunlara çökmüş değil. Varlık Fonu sadece onların varlıklarını değerlendirerek daha ilave kaynak üretmek. Onları bir baz kabul edip, daha fazla kaynak üretmek. Bu kaynakla Türkiye’nin büyük projelerini veya üçüncü ülkede müteahhitlerimizin ihtiyacı olan kaynağı temin etmek suretiyle hem ülkemize katma değer sağlamak hem de finans sistemimiz üzerinde, Hazine üzerindeki yükleri, cari açığı, bütçe açığını daha doğrusu, dolayısıyla cari açığı azaltacak tedbirler almak.
VEYİS ATEŞ- Türk Telekom’un akıbeti efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Türk Telekom’da ne var, Türk Telekom gayet iyi gidiyor.
VEYİS ATEŞ- Sahiplik sorunu aşılacak mı, yoksa?..
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi sahiplik sorunu ayrı bir konu, şirketin çalışması, iş ve işlemlerini yapması ayrı bir konu. Şirket iyi gidiyor, göstergeleri de iyi, gayet güzel, yani ortaklıktan kaynaklanan sıkıntılardan kurtuldu. Niye? Biz yönetimi değiştirdik şirket kan kaybetmesin diye. Malum yüzde 55’i Hariri Grubuna Oger Telekom’a aitti. O yüzde 55’in de yüzde 35’i STC Suudi Arabistan Devlet Telekom Şirketine aitti. Hariri Grubu başka işlerinden dolayı sıkıntıya girdiğinden, Telekom’da da dolaylı olarak bunun sonuçları oldu ve borçlarını ödeyemediler. Şimdi sözleşmeye göre, ortaklık sözleşmesine göre bu ayın, Ekim’in başında 2’si veya 3’ü süre doluyor ve bizim kamu olarak bu sözleşmeyi defolt veya işte temerrüt hali olduğu için müdahale etme hakkımız var. Ne oluyor, nasıl müdahale olacak? Bankaların alacağı var, ödeyemiyor. O halde biri gelip diyecek ki bize; ben bu borçları üstleniyorum ve yeni ortak olmak istiyorum, kabul ediyor musunuz? Şartlar uygunsa olur, değilse bankalar borçlarını yeniden yapılandırırlar, şirket çalışmaya devam eder, borcunu öder. Bizim kamu olarak bundan herhangi bir zararımız, ziyanımız söz konusu değil.
MURAT AKGÜN- Sayın Başbakanım, müsaadenizle benim terör konusunda bir sorum olacak, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’deki durum, Suriye’nin genelindeki durum söz konusuyken, Türkiye’de sınırlar içindeki terörle mücadele olumsuz bir yansıma bekliyor musunuz, ne dersiniz?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu Irak’ın kuzeyindeki gelişmelerden dolayı mı?
MURAT AKGÜN- Evet.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğrusu böyle bir öngörümüz var, buna göre bir tedbir alıyoruz. Burada bir kaos olacak, bir karışıklık olacak, bundan yararlanarak ülke içinde faaliyetlerini bölücü terör örgütü artırabilir. Bunu göz ardı etmiyoruz ve gerekli tedbirleri alıyoruz.
HANDE FIRAT- Biraz açar mısınız tedbirleri?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, daha açmayayım, bu kadar açık yeter.
HANDE FIRAT- Vaktimiz var mı?
SUNUCU- Belki kısa bir soru ve kısa bir yanıt ama.
HANDE FIRAT- O zaman efendim, şu FETÖ’yle mücadele konusunda OHAL’in ardından çıkan kanun hükmünde kararnamelerle ilgili komisyon, yani memuriyetten atılanlar için kurulan. Onunla ilgili ilk sonuçlar ne zaman alınır ya da elinize sonuçlar geliyor mu, çalışmalar hızlanır mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onunla ilgili şöyle bir şey diyebilirim: İtiraz komisyonu başladı, yerleşti, şeyleri aldı, bütün itirazlar 101 bin civarında. 14.50 itibariyle de süre doldu, yani 2-3 aydır alıyor, süre doldu. Zannediyorum Kasım itibariyle, Kasım ayının başından itibaren dosyaları ele alıp değerlendirecekler.
SUNUCU- Bu arada sözümü geri alıyorum, süremiz uzadı, 12 dakikamız daha var. Haliyle biz tekrar sorularımıza dönebiliriz.
Terörle ilgili bu başlık bence de iyi oldu aslında, çünkü biraz daha konuşabiliriz belki, FETÖ’yle mücadeleyle ilgili olarak. Hangi noktadayız, bugün baktığınızda ne kadar yol aldık Sayın Başbakan?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Malum devam eden davalar var ve devam eden davalar sonuçlanmaya yakın. Tabii mahkemeler bu işin kararını veriyor, yargı. Biz fazla bunlara bir şey diyemiyoruz. Bana kalırsa, benim kafama göre, darbeden sonra 1 ay içinde hepsinin ipini çekerdik, öyle olmalıydı. Ama işte hukuk sistemi, o onu dedi, bu bunu dedi, şuradan bu delil geldi, buradan bu itirafçı geldi, uzuyor uzuyor uzuyor, milletin keyfi kaçıyor. Bu iş ne kadar uzarsa, toplumdaki yargıya güven de zarar görüyor. O yüzden daha fazla uzatmamak lazım. Zannediyorum epeyi bir olgunlaştı, yılsonuna kadar umutları kesilir. Ha babam FETÖ ekibi; dayanın, durun, reddedin, kabul etmeyin, takiye yapın, kurtulacaksınız, bu Perşembe olmazsa gelecek Perşembe filan böyle rüya tabirleriyle oradakilerin motivasyonlarını yüksek tutmaya çalışıyorlar. Ama bunlar tabii geçerli bir şey değil, bir de oradaki yargılamaları uluslararası zemine çekecekleri için yargılama adil olmadı falan diyerek, birtakım kasıtlı hareketler yaparak böyle bir algı oluşturmaya çalışıyorlar, buna karşı dikkatli oluyor yargı camiamız. Bunlara böyle bir malzeme vermemek için birçok şeyi de sineye çekiyorlar, doğrusu bu.
Tutuklu sayısı 50400 civarında, adli kontrollü çıkan sayısı da bir o kadar, 50900. Yakalama kararı verilen 8675. Açılan toplam dava sayısını veriyorum, bakın dikkatinizi çekiyorum; 4971.
SUNUCU- 5 bin dava.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 5 bine yakın, evet. Bizim Başbakanlık olarak müdahil olduğumuz dava sayısı 255, 53 ilde biz de müdahil olduk. Bu FETÖ’yle ilgili PKK ile ilgili doğrusu çok etkin bir mücadele yapıyoruz. Yurt içinde özellikle barınma ve üs bölgelerinde 1 yıl içerisinde 34324 operasyon yapmışız, 1500 civarında barınma yerin mağara vesaire tahrip edilmiş ve kontrol altına alınan köy sayısı 2388. Teslim olmalar var, gözaltılar var, tutuklular var. Örgüte katılım yüzde 85 azaldı son 2 yılda; bu önemli bir şey.
VEYİS ATEŞ- Yine bu bağlamda, daha doğrusu iç politika bağlamında, Sayın Cumhurbaşkanı bun sık sık dillendiriyor teşkilat konuşmalarında, biraz partinizden bir soru yani. Eskiden işiniz kolaydı, 40’la, 34’le, 44’le, 35’le geliniyordu, ama artık 50+1 zor bir süreç. Bu zor süreçte yine merkez sağda Sayın Akşener’in kurması muhtemel kuracağı parti ve gelişmeler. Sayın Cumhurbaşkanının sık sık dillendirdiği metal yorgunluk. 2019 yerel ve genel için daha da vites yükseltmemiz lazım gibi kaygılarınız veya kişisel kaygınız var mı? Yani bu çıta nasıl buraya oturtulacak, bu çıta nasıl aşılacak?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 2019 yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine göre seçim öncekilere göre biraz daha çıta yükseldi, daha zorlaştı. Önceden 50’nin altında da iktidar oluyordu, gerçi AK Parti hep 50’ye yakın iktidar oldu da, şimdi 50+1 şartı var, dolayısıyla daha çok çalışmamız gerekiyor, kendi kendimize çıtayı yükselttik. Vatandaşımız da buna olur dedi, bunun getirdiği, buna zorluk demeyelim de, daha çok çalışma ihtiyacı var, daha çok doğru şeyler yapmaya ihtiyaç var, yanlış daha az yapmaya ihtiyaç var. Bütün toplumu, memnunları ve gayri memnunları kucaklamaya ihtiyaç var.
MURAT AKGÜN- Meral Akşener’in kuracağı parti bütün bu söylediğiniz, çizdiğiniz tabloyu ne kadar etkiler?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani o rahmetli Demirel’in lafı var ya işte…
MURAT AKGÜN- Doğmamış çocuğa…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani öyle bir şey. Kimin ne yapacağı bizim çok ilgi alanımızda değil. Biz vatandaşımızla kendi iletimimizi başından beri iyi bir şekilde sürdürüyoruz, bundan sonra da bunu devam edeceğiz. Tabi ki herkes siyasi parti kurabilir, iddialar peşinde olabilir, yani 15 yıldır bu iddiaları hep ortaya koyan partiler var, vatandaş hepsini dinleyecek, geleceğini düşünecek, önündeki malzemeye bakacak, hangisinin kumaşı daha düzgün, ona göre kararını verecek. Yani biz hep kantara çıkarak bugünlere geldik. 2019’da da Allah’ın izniyle bir tereddüt görmüyorum, hem yerel seçimlerde, hem milletvekili, hem Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yine Türkiye’nin geleceğine yön verecek parti milletin desteğiyle AK Parti olacak, buna ben yürekten inanıyorum.
Yani partimizdeki metal yorgunluğunu yanlış okumamak lazım, bu yaz yorgunluğuna benzer, gelir geçer. Seçim heyecanı başladı mı yorgunluk falan kalmaz. Normal, 15 sene 12 seçim yapan bir partide yorulma olmaz mı? Ama yorulma, işte gelirsin oturursun bir ayran içersin, uzanırsın 5 dakika, yorgunluk geçer, sonra durmak yok yola devam.
HANDE FIRAT- 2019 dediniz ama, gene hep konuşuluyor, her canlı yayının da klasik sorusudur, erken seçim var mı Sayın Başbakan?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok dedik ya, yani tarihler belli. Fevkalade bir şey ülkede oluşursa ona bir şey diyemem, yani onu da söylememiş olayım. Bizim şu anda içinde bulunduğumuz şartlar içinde kamuoyuna da açıkça söylediğimiz gibi yerel seçimler 2019 Mart’ında, genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri 2019’un Kasım’ında gerçekleşecek, takvim bu.
Bu arada yeni bir haber, Irak’ın Kuzey Bölgesel Yönetimi’ne sınırlarını kapatmış, İran, yanlış söyledim.
VEYİS ATEŞ- İran.
MURAT AKGÜN- Hava sahasından sonra kara sınırlarını da kapatmış.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet evet.
HANDE FIRAT- Türkiye için bir takvim verebiliyor musunuz? Bu adımları söylemiştiniz, komisyon kurulacak diye, yani bakanları görevlendirdim diye.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Günler meselesi, yani takvim, yani süreç başladı.
SUNUCU- Peki, bizim sürecimiz de noktalandı.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bitti mi?
SUNUCU- Evet, noktalandı.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Halbuki 180 günlük eylem planımız var. Güzel düzenlemeler yapıyoruz, Meclis ilk açılırsa 130 maddelik bir tasarı gönderiyoruz, orada çok güzel şeyler var vatandaşlarımız için, ülkemiz için güzel düzenlemeler var. Altın tahvili çıkarılıyor, kira sertifikası çıkarılıyor, kitle fonlaması devreye girecek, artık sadece bankalar teminat mektubu vermeyecek, sigorta kuruluşları da teminat mektubu verebilecek. Zorunlu deprem sigortasını yaygınlaştırıyoruz. Taşeron işçileri söyledim, onların sorunlarını çözüyoruz. Asgari ücret…
MURAT AKGÜN- Kentsel dönüşümle ilgili bir şey var mı?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var, onunla ilgi de çok kapsamlı bir düzenleme getiriyoruz. Asgari ücretin vergi dilimi değişmesinden kayıplar vardı, onu ortadan kaldıracak ve değişmeyecek şekilde düzenleme yapıyoruz. Yani bunun farkını biz bütçeden karşılayacağız, kimse asgari ücretin altında ücret almayacak yılsonuna kadar.
Bir düzenleme önemli denebilecek, bazı belediyeler Emlak Vergi değerlerini astronomik artırdılar, yüzde 3 bin, böyle bir şey yok ki memlekette. Bu, vatandaşa zulümdür. Şimdi bunu bir tahdit getiriyoruz yasayla, Hükümete yetki alıyoruz, öyle kafasına göre…
HANDE FIRAT- Bir sınır koyuyorsunuz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi, kafasına göre bir artırma olur mu ya? Kızıyor adama, bu mahalle, bu sokak bana az oy verdi, bas vergiyi; böyle bir şey yok.
MURAT AKGÜN- Tavan sınır var mı efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi, yüzde 50’yi geçemeyecek, yani yeniden değerlendirme oranının yüzde 50 fazlasını geçemeyecek, öyle bir düzenleme yapıyoruz.
Turizm bölgelerinde, biliyorsunuz bunlar hep devletten 49 yıllığına tahsisli veya kiralık üst hakkı kiralaması, bunları tekrar uzatıyoruz sürelerini, yani yeniliyoruz anlaşmalarını, bir 49 yıl daha vereceğiz. Bu da hem kaynak oluşacak, hem de onların süreleri yaklaştıkça yatırım yapmıyorlar, ne olacak, ne bitecek falan diye bir sıkıntı oluşuyor. Bu şekilde güzel düzenlemeler var, birkaç tane de şey düzenleme de var tabi yani.
SUNUCU- Bu yeni haberlerle de öyleyse noktalamış olalım.
Biz efendim, 4 kanal yayındaydık NTV, CNN Türk, Habertürk, A Haber ve Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat sordu, Habertürk Gazetesi Genel Müdürü Veyis Ateş sordu, yine A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün sordu, NTV’den ben Seda Öğretir, Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım yanıtladı.
Teşekkür ederiz.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben sizlere teşekkür ediyorum bu fırsatı verdiniz.
Yani vatandaş rahat olsun, ne Irak’ın kuzey tarafından oluşacak sorunlarda tedirgin olmasına lüzum yok, duruma hakimiz, bir sıkıntı yok, işine gücüne baksın millet, işini büyütsün, yatırımlarını genişletsin. Ülkede bakın her şeye rağmen dünyanın sayılı büyüyen ülkeleri arasındayız, ülkemize haksızlık etmeyelim. En zor şartları yaşayan bir ülkeyiz ve en iyi ülkeler arasında yer almayı başarıyoruz, her şey daha güzel olacak, hiçbir endişe yok, büyümeye devam, ilave istihdam oluşturmaya devam. Ve vatandaşımızın hayatını, işini kolaylaştıracak büyük reformları da tek tek hayata geçireceğiz. Benim prensibim, vatandaşın hayatını kolaylaştırmak, yaşam kalitesini artırmak, yüzünü güldürmek.
Orta vadeli plan bu arada Çarşamba günü açıklanacakmış, son haber bu.
Teşekkür ediyoruz bize bu fırsatı verdiğiniz için, sağ olun.