Yükleniyor...

“Yeni anayasa süreci CHP tarafindan sabote edilmistir”

 

Diğer konuysa; bu Meclis’in yeni anayasa yapamayacağı, ancak anayasayı yenileyebileceği şeklindeki bir şey, Meclis’in kurucu irade vasfına bir saldırıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi mesaisinin her gününde, isterse Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin son günü olsun, istediği anda yeni anayasa yapma iradesine, yetkisine, sorumluluğuna, hakkına sahiptir. Çünkü milletten yetki almaktadır, başka hiçbir odağın talimatıyla hareket etmez. Milletin meclisidir, millet adına hareket etmektedir. Dolayısıyla anayasayı yenileme değil sadece, aynı zamanda yepyeni bir anayasa yapma konusunda da kurucu irade olan Meclis’in toplumun iradesiyle hareket etme hakkı vardır. 

Şimdi gelinen noktada komisyon çalışmaları Sayın Başbakanımızın başlattığı inisiyatifi Meclis Başkanımızla paylaşmasıyla birlikte Meclis Başkanlığı’nın siyasi partilere mektup yazmasının neticesinde bir irade ortaya çıkınca yeniden başladı. Aslında iki temel şey yapması gerekiyor Anayasa Uzlaşma Komisyonunun. Bir tanesi, anayasa yapım sürecini yönetmek. İkincisi de, yeni bir anayasa taslağını hazırlamak. Dolayısıyla bu çerçevede çalışmalarını sürdürecek ve aziz milletimizin iradesi doğrultusunda bunu toplumla paylaşacaktır. Aynı şekilde pek çok sivil toplum örgütü bu çalışmalara destek vermek için çalışmalar yapmaya başladılar ve yeni anayasa süreci başlamış oldu.

Maalesef siyasi tarihimizde çoğu kez gördüğümüz gibi bir kere daha milletin talebiyle başlayan, millet adına yetkili olan siyasi partilerin yürütmek durumunda olduğu bir süreç, siyasi hayatımızın geçmişte defalarca gördüğümüz gibi yine millet adına yürütülen bir süreç, yine bir kere daha Cumhuriyet Halk Partisi tarafından sabote edilmiştir. Gerekçeleri nedir? Biraz evvel diyorlar ki, başkanlık sistemi tartışılamaz, başkanlık sistemi tartışıldığı andan itibaren biz bu masada oturmayız. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Adı siyasi parti olan bir organizasyon meşru bir sistemi tartışmaktan bile kaçıyor. Şunu net bir şekilde söylemek lazım: Parlamenter sistem ne kadar meşruysa, başkanlık sistemi de o kadar meşrudur. Bunların her biri siyaset bilimi içerisinde, anayasa hukuku içerisinde yeri olan sistemlerdir. Dolayısıyla nasıl ki parlamenter sistemi meşru kabul edip başkanlık sistemini gayri meşru kabul edemezseniz, tersini de yapamazsınız. Ama biz dedik ki burada gelin bunu tartışalım ve bu tartışmayı şöyle yürütelim: Acaba kimin önerisi daha çok kuvvetler ayrılığı sistemini güçlendirecek şekilde bir öneri olarak halkın önüne çıkacak? Kimin önerisi temel hak ve hürriyetleri daha güçlü bir şekilde garanti altına alacak? Kim bu ülkede daha çok özgürlükçü bir devlet-toplum ilişkisini toplumun önüne koyacak? Kimin anayasa ve sistem teklifi bu ülkede özgürlüklerin daha çok artması, memleketin büyük problemlerinin çözülmesi için anayasayı bir referans sistemi olarak kurgulayacak? Kimin sistemi, kimin önerisi daha çok yargı bağımsızlığını ve yargı tarafsızlığını sağlayacak? Ve kimin önerisi daha çok yürütmenin karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni güçlendirip denge denetim mekanizmalarını daha kuvvetli hale getirecek? Buyurun tartışalım. Bu tartışmanın sonunca acaba Cumhuriyet Halk Partisi’nin getireceği parlamenter sistem mi daha özgürlükçü bir sistem olacak, AK Parti’nin getireceği başkanlık sistemi mi daha özgürlükçü bir sistem olacak ve çağdaş bir sistem olacak; bu açık bir şekilde toplumun önüne koyulacaktı. Ama şimdi tartışmaktan bile kaçan parti, karşısındakini ikna etmeye gücü yetmeyen bir parti, çağdaş normlarda bir anayasal sistemi savunmayan bir parti şimdi başkanlık sistemi Anayasa Komisyon masasına getirildiği için ben masadan kalkıyorum diyecek. 

Birincisi; bu siyasetin doğasına aykırı bir tutumdur. AK Parti bugün Meclis’te çoğunluğu olan, milletin yüzde 50’sine yakının oyunu almış bir partidir, anayasa hukuku içerisinde de meşru bir sistemi gündemi getirmektedir. Ben bunu tartıştırmam demek, Cumhuriyet Halk Partisi’nin hala tek parti zihniyeti içerisinde son kararı kendisinin verdiğini zannetmesi demektir. Hani bir zamanlar bunların tüzüğünde yazıyordu; egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir, lakin millet bu egemenliği Cumhuriyet Halk Fırkası eliyle kullanır diye, bu zihniyetten bir türlü kurtulamıyorlar. AK Parti’nin hangi teklifi getireceğine, Anayasa Uzlaşma Komisyonunda neyin tartışılacağına kendileri karar vermek istiyorlar. Ve bu gerekçeyle bir kere daha milletin faydasına olacak bir tartışma Cumhuriyet Halk Partisi tarafından sabote edilmiştir."

 "Bu kötü bir siyasi alışkanlık maalesef bugünlerde yeniden nüksetti"

"Şimdi bakın, işin bir diğer tarafındaysa daha vahim bir şey var, daha vahim bir durum var; şimdi söz konusu parti Ana Muhalefet Partisi. Yani ana muhalefet partileri demokrasilerde bir bakıma iktidarın alternatifi olarak görülürler. Ama ben masada olmayacağım, hiç bir şey konuşmayacağım ve konuşturmayacağım demek, üstelik de usulde aranması gereken mutabakatı esasa taşımak zaten otoriter bir tavırdır. Yani siz esasta mutabakat ne zaman aranacak? 6 aylık süre içerisinde aranacak. Onun için herkes teklifini getirecek, herkes maddelerini ortaya koyacak. Ama şimdiden tutuyor diyor ki; ben usulde arayacağım mutabakatın bugün esasları da birarada olması gerektiğini düşünüyorum. O zaman kimseye bir tartışma alanı bırakmıyorsunuz ki, sistemin ne olacağına siz karar veriyorsunuz, neyin nasıl yönetileceğine siz karar veriyorsunuz; bu kötü bir alışkanlık maalesef bugünlerde yeniden nüksetti.

Şimdi en güçlü kuvvetler ayrılığını kim verecekti, en güçlü yargı bağımsızlığını kim verecekti. Soruyoruz, bugün itibariyle diyorlar ki; biz tartışmayız, masadan kalkıyoruz. 

Diğer söyledikleri bir şey, doğrusunu söylemek gerekirse bir siyasi abrakadabradan başka bir şey değil. Diyorlar ki; Ankara’nın Başkent olması, İstiklal Marşı, bayrak, bu konularda ta baştan karar verelim diyor. Zaten bu konularla ilgili bir tartışma yok ki. Ya da konuştuğunuz, muhatap olarak eleştirdiğiniz AK Parti ise, AK Parti bütün bu değerlerin Türkiye Cumhuriyeti topraklarında ve dünyada en büyük savunucusudur. Bu değerleri başının üstünde taşıyan bir siyasi kadrodur AK Parti kadroları. Dolayısıyla bütün bunların masadan kaçmak, masayı devirmek, Türkiye’de özgürlükçü bir sistemin tartışılmasını engellemek üzere Cumhuriyet Halk Partisi tarafından ortaya koyulmuş son derece yanlış bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz."

"AK Parti’nin iradesi ilk günkü kadar güçlü"

"Şimdi bir komplonun parçası olmak istemiyoruz, 6 ay sonra önümüze çıkacak bir başkanlık tartışmasının parçası olmak istemiyoruz diyorlar. Bu ne demektir biliyor musunuz? Nasılsa bugün de, 6 ay sonra da, 1 sene sonra da toplumu AK Parti ikna edecek diyorlar. Yani kendilerinin toplumu ikna etmekle ilgili hiçbir umutları yok, hiçbir iddiaları yok. Eninde sonunda toplumu AK Parti ikna edecekse o zaman biz niye oturup konuşalım diyorlar. Siz vatandaşa konuşacaksınız, vatandaşı ikna etmeye çalışacaksınız. O sebeple biz bir kere daha vatandaşlarımıza buradan AK Parti’nin anayasa yapma iradesinin ilk günkü kadar güçlü olduğunu açık bir biçimde ifade ediyoruz. Genel Başkanımızın başkanlığında MYK’mız anayasa yapma, yeni anayasa yapma konusundaki irademizin güçlü bir şekilde vatandaşlarımızla, toplumumuzla, milletimizle paylaşılmasına karar vermiştir. 

Bu bakımdan iki tane çağrı yapıyoruz. Bir tanesi şudur: Sayın Meclis Başkanımız zaten bu sürecin şeffaf yürütülmesi konusunda hassastı. Önceki komisyonda da bu tartışmaların kamuoyuyla paylaşılmasının son derece verimli olacağı, bunun anayasa yapım süreci açısından toplumun bilgilendirilmesi bakımından bir kazanım olacağı ifade edilmişti. O sebeple hiç polemiğe gerek yok. Bu son birkaç haftadır ve özellikle son anayasa komisyonu toplantısında, yani bugünkü toplantıdaki konuşmalarının, tutanaklarının açıklanmasını talep ediyoruz. Zaten bunlar şeffaftı, açıklandığı zaman da bir kere daha görülecek, Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletten gelen bir taleple, milletin talebi doğrultusunda başlayan bir komisyon çalışmasını her zamanki tutumuyla nasıl sabote ettiği.

Bir diğer konu da şudur: Yeniden biz diyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi milletin bir ihtiyacının görülmesi, milletin talebinin yerine getirilmesi konusunda katkı verecekse masanın etrafında Ana Muhalefet Partisi olarak bulunması Cumhuriyet Halk Partisi’nin her zaman bir kazanım olarak görülür bizim tarafımızdan. Eğer oturup konuşmak istiyorsa, bir sözü varsa Türkiye’nin bütün meselelerle ilgili, bunu her zaman kazanım olarak görürüz. Ayrıca Sayın Genel Başkanımız, Başbakanımız Sayın Kılıçdaroğlu’yla olan her toplantısında ve her görüşmesinde de şunu ifade etmiştir: İstediğiniz konuda istediğiniz arkadaşımız size gelip bilgi verebilir. Çünkü biz Ana Muhalefet Partisinin sözünün kalitesinin yükselmesini istiyoruz, Ana Muhalefet Partisinin eleştirisinin kalitesinin yükselmesini istiyoruz. Güçlü bir muhalefet bizim için bir korku unsuru değil, tam tersine bir dinamizm unsurudur. Ama ben masanın etrafında oturmam, benim söyleyecek sözüm yok, kendim söz söylemem, kimsenin de söz söylemesine müsaade etmem gibi bir tavır olursa bu gayrı siyasi bir tavırdır, biz bu tavrı tanımayız. O sebeple de Meclis’te bulunan diğer iki siyasi partinin iradesi aynen devam ediyorsa, onlarla bu anayasa çalışmalarını da yürütmeye hazırız; bunu da açık bir şekilde AK Parti MYK’sı adına ifade etmiş oluyorum. 

Ayrıca Sayın Genel Başkanımız bundan sonra da çalışmaların, anayasa yapma çalışmalarının aynı şekilde devam etmesi gerektiğini, herhangi bir şekilde AK Parti açısından bir akamete uğramaması gerektiğini ifade etti. Biz çalışmaları bu çerçevede sürdürmeye devam edeceğiz." 

"Antidemokratik tutumlarıyla baş başa bırakıyoruz"

"Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri biraz evvel sanki Meclis Başkanı toplantıyı bu komisyon sürecini sona erdirmiş gibi ifade kullanıyorlar. Hâlbuki kendi kendileri açıkça söylediler, başkanlık sistemi tartışılırsa ya da şu tartışılırsa biz bu masada oturmayız diye ifade ettik diye bir kere daha bu süreci sabote ettiklerini açıkça ortaya koymuş oldular. Biz de diyoruz ki; parlamenter sistem ne kadar meşruysa, başkanlık sistemi de o kadar meşrudur. Kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, yargının tarafsızlığı, vatandaşın özgürlüklerinin teminat altına alınması, bu ülkeyi birtakım güç odaklarının değil sadece ve sadece vatandaşın yönetmesi, bu ülkede darbelere bir daha geçit verilmemesi, kimsenin vesayet kuramaması için en güçlü, en sağlıklı sistemi kim getiriyor toplumun önünde tartışalım diyoruz. Kimin teklifi daha kuvvetli diyoruz. Biz bunu da tartışmayız diyorlar. Biz kendilerini bu apolitik tutumlarıyla, milletin talebini görmezden gelen bu antidemokratik tutumlarıyla baş başa bırakıyoruz. Ve yolumuza bu şekilde devam edeceğimizi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sabotajlarına Türkiye’nin sivil siyasetini ve demokratik süreçlerini ve yeni anayasa yapım sürecini teslim etmeyeceğimizi bir kere daha ifade ediyoruz."

CHP’lilerin "Masanın dağılmasına komisyonun adı ve görev tanımının neden olduğu, öneriler getirdikleri ve ara verilip yeniden görüşülsün, genel başkanlara sorulsun öyle devam edilsin" şeklindeki taleplerinin ise reddedildiği yönündeki açıklamalarına ilişkin soruya ise Ömer Çelik, şu sözlerle cevap verdi:

Ben biraz evvel Cumhuriyet Halk Partililerin yaptığı açıklamayı dinledim. Açık bir şekilde şunu söylüyorlar, diyorlar ki; şu konuyu konuşturmayız. Nedir konuşturmayacağınız konu? Başkanlık sistemini konuşturmayız, konuşmaya başladığınız andan itibaren biz masadan kalkarız. Biz de diyoruz ki; siz meşruiyetin ne olacağına karar verme merci değilsiniz, bir tartışmaya meşruiyet çizemezsiniz siz. Başkanlık sistemi de meşru bir sistemdir, parlamenter sistem de meşru bir sistemdir. Bunlardan hangisinin Türkiye için daha sağlıklı yapılanmalar olduğuna tartışarak karar vereceğiz, en sonunda da nihai olarak millet karar verecek. Ama siz ta baştan anayasa hukuku açısından, demokratik sistemler açısından meşru olan bir şeyi biz tartıştırmayız diyerek bir tür militarist bir siyaset anlayışına savrulduğunuz zaman, bir tür parti muhafızlığı çerçevesinde bu konuları değerlendirdiğiniz zaman zaten konuşacak bir şey kalmıyor. Biz açık bir şekilde şunu söylüyoruz: Bu masa açıktır, bu masa zaten Genel Başkanımızın başlattığı inisiyatifin neticesinde ortaya çıkan iradelerle kurulmuştur. Buyurun her şeyi tartışalım, meşru olan her şeyi tartışalım. Nedir o? Başkanlık sistemi de, parlamenter sistem de meşru sistemlerdir, anayasa hukuku açısından bu meşruiyet içerisinde değerlendirilen bütün sistemleri tartışalım. Ama yok, şu gayri meşrudur diyerekten CHP’nin özel bir meşruiyet alanı tanımlamasına, özel bir meşruiyet alanı oluşturmasına Türkiye’nin ihtiyacı yok, bu yanlış bir şey. Biz bu çerçevede net bir tutum ortaya koyuyoruz. Nitekim şunu tabii ki yapabilirler, bunda hiçbir şey yok. Tartışma başlar, tartışmanın içerisinde derler ki; temel haklarla ilgili görüşler belirtilir, yargıyla ilgili görüşler belirtilir, kuvvetler ayrılığıyla ilgili görüşler belirtilir, ama biz başkanlık sisteminin olmasını istemiyoruz diyebilirler. Bir başkası da, biz sistemin parlamenter sistem olmasını istemiyoruz diyebilir. Bu her ikisi de meşrudur. Ama ta baştan tartıştırmam demek gayri meşru bir siyasi tutumdur, apolitik bir tutumdur."

"Ortak akılla, milletin talebi doğrultusunda siyasi aklı devreye sokarak doğruyu bulmaya çalışacağız"

Bir gazetecinin, "Biz yolumuza devam edeceğiz dediniz. AK Parti’nin seçim beyannamesinde yeni anayasa vurgusu yapılmıştı. Başkanlık sisteminin de yer aldığı siz iki partiyle devam ederiz, dediniz ama diğer iki parti destek vermezse nasıl devam edeceksiniz?" sorusu üzerine Ömer Çelik, "Biz o iki partiye gelin sizinle başkanlık sistemini tartışalım demiyoruz şu anki irademizle. Gelin sizinle, madem Cumhuriyet Halk Partisi milletin talebine dirsek çeviriyor, buyurun yeni anayasa yapma sürecini beraber yürütelim diyoruz, yeni anayasa yapma sürecini ayakta tutalım diyoruz. Herkes bizim gibi düşünsün demiyoruz, kimseyle de kendimizi aynı düşünmek mecburiyetinde hissetmiyoruz. Tartışacağız, ortak akılla milletin talebi doğrultusunda siyasi aklı devreye sokarak, fikirleri yarıştırarak doğruyu bulmaya çalışacağız, uzlaşma noktaları bulmaya çalışacağız. Ama hiç kimse baştan benim söylediğim doğrudur, hakikattir, onun dışındakiler batıldır gibi bir tavra giremez, demokratik siyasetin doğasına aykırıdır bu" şeklinde konuştu.

Ömer Çelik, "Bu meclisin yeni bir anayasa oluşturabileceğine inanıyor musunuz?" sorusu üzerine ise şöyle devam etti:

"Şimdi ben açık ve net bir şekilde şunu söylüyorum: Sonucu sonucu garanti görerek siyasi süreçleri başlatmak çok demokratik değildir. Milletin talebidir yeni anayasa talebi. İkincisi; siyaset kurumu bunu 12 Eylül rejiminin hemen üstünden birkaç yıl geçtikten sonra beri tartışmaktadır. Bazen esasa ulaşamasanız bile meşru usulleri işletmeniz gerekir. Biz her halükarda Türkiye’nin yeni bir anayasa yapması gerektiğini düşünüyoruz. Ve bunun için de yeni anayasa yapma sürecinin yeni anayasanın kendisi kadar kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Herkes bu yeni anayasa sürecine katılacak, fikrini söyleyecek ve bu tartışmaların neticesinde Türkiye zaten elindeki verilerle bu kadar çalışma yapmışken, toplumu bu kadar dinlemişken yeterli donanıma sahip, bu neticede de bunu bu yeni anayasaya ulaşmaya çalışacak. Ama önemli olan şudur: Siyaset tartışma sanatıdır. Siyaseti insanoğlu niçin icat etmiştir? Toplumun maliyetini azaltmak için, tartışma yoluyla sorunları çözmek için icat etmiştir. Öyle tek parti mantığıyla son kararı ben söylerim ya da ilk kararı ben söylerim gibi bir yaklaşım olmaz. Milletten gelen talep, henüz tartışılmadan sabote edilmez, sivil siyasetin doğasına aykırıdır bu. Dolayısıyla aslında bu yeni anayasa yapma sürecini devam ettirseydik, sivil siyaset üzerine, demokratik siyaset üzerine de Türkiye çok verimli tartışmalar yaşayacaktı, siyasetin doğası üzerine çok verimli, siyaset felsefesi üzerine çok verimli tartışmalar yaşayacaktı, muhtemelen Cumhuriyet Halk Partisi bundan kaçmıştır masadan."

CHP’lilerin 2011 yılında kurulan uzlaşma komisyonunun 60 madde üzerinde uzlaştığını hatırlatarak, ilk etapta 60 maddenin gündeme getirilmesi ve hayata geçirilmesi şeklindeki ifadeler kullandıkları hatırlatılması üzerine Ömer Çelik, CHP’nin temel zihniyet sorununun anakronizm olduğunu söyledi.

Ömer Çelik, şunları kaydetti:

"Bu nedir diyorlarsa, bir tanım yapıyorum sadece, sözlüğe baksınlar, şimdi onunla vakit kaybetmeyelim, onu tanımlamakla. Bunu biz gündeme getirdiğimiz zaman reddettiler. Şimdi biz ondan daha büyük bir aşamaya geldik, yeni anayasa yapma sürecine. Fakat bu sefer de yeni geldiğimiz noktada tekrar geçmişe referans vermeye başladılar. Bugün Türkiye’nin gündemi, Anayasa Komisyonuyla olan gündem o 60 maddeyi de ele alabilecek bir biçimde, o 60 maddeyi bir hızlandırma aracı olacak, hızlandırma zemini olarak görecek bir biçimde yeni anayasa tartışmasıdır. Şimdi yeni anayasayı yapmakla ilgili bu büyük tartışmadan kaçarak tekrar 60 maddeye dönelim demeleri, aslında yeni anayasayı sabote etmelerine bir mazeret uydurmalarından ya da onu örtmeye çalışmalarından başka bir şey değil. Çünkü önceki uzlaşma komisyonu başarısız olduğunda bu Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanlığı döneminde kendileri tarafından dile getirilmişti, ama buna olumlu yanıt vermediler, buna yanaşmadılar, hatta Cumhuriyet Halk Partisi buna olumsuz yanıt verdi. Şimdi yeni anayasayla ilgili masayı sabote etmeye kalkıyorlar, daha önce AK Parti tarafından teklif edilmiş ve kendilerinin reddettiği bir şeyi bugün gündeme getiriyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse, bütün bu manevraların tek bir anlamı vardır; Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’ye yeni anayasa yaptırmak istemiyor. Biz yeni Türkiye’nin ilk anayasasını yapmak istiyoruz, onlar hala eski Türkiye’nin anayasasında ısrar ediyorlar, toplumun değişim talebine direniyorlar, işin özü bundan ibarettir."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.