Yolsuzlukla mücadele varlik sebebimiz
AK Parti Kandıra İlçe Teşkilatı Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan Işık, Türkiye’nin güçlendiği dönemlerde bazı sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Türkiye’nin silkinip ayağa kalktığı zaman neleri başarabileceğini bilen mihraklar olduğunu vurgulayan Işık, şunları kaydetti:
"Bu ülkenin yükselişinin durdurulmaması durumunda kendi kültürlerinin nasıl erozyona uğrayacağının farkında olan elbette bir takım güç odakları var. Bunlar da Türkiye’nin her silkinişinde, her ayağa kalktığında mutlaka ayağından tutup, eteğinden tutup çekmek gibi bir misyonla çalışıyor. Ülkede demokrasi gelişmesin, halkın iradesi yönetime tam yansımasın, egemenler egemenliklerini demokratik olmayan yollardan sürdürsün diye gösterdikleri pek çok çabanın farkındayız."
AK Parti’nin sandıkla iktidara geldiğini, emaneti halktan aldıklarını anlatan Işık, Türkiye’nin her alanda büyüdüğünü, bazı odakların bundan rahatsızlık duyduğunu söyledi:
Türkiye’nin namerde muhtaç olmadığına dikkati çeken Işık, şöyle konuştu:
"Bu ülke artık kendi geleceğini kendi şekillendirebiliyor. Elbette bunun rahatsız ettiği bir takım güçler olabilir. Onların da zaman zaman devreye soktukları yöntemler var. En son karşı karşıya kaldığımız yöntem, yolsuzluk maskesi altında, Türkiye’de hükümeti düşürme ve millet iradesine aykırı şekilde yeni bir yapılanma oluşturma gayretidir. Eğer bugün Türkiye’de yolsuzluklar olsaydı, Marmaray açılamazdı. Bir zamanlar ’patates deposu yapalım mı’ diye tartışılan Bolu tüneli gibi onlarca tünel yapılamazdı. Devasa barajlar yapılamazdı. AK Parti’nin varlık sebebinin birincisi yolsuzlukla mücadeledir. Biz, ’tüyü bitmemiş yetimin hakkına kim el uzatırsa eli kırılsın’ anlayışındayız."
"Bu yolsuzluk operasyonuysa Halk Bankası’nın ne işi var bunun içinde?"
Kişinin, suçu sabit olana kadar suçsuz olduğunu, "çamur at, tutmasa da izi kalsın" anlayışıyla yapılan yaygaralara pabuç bırakmayacaklarını vurgulayan Işık, şunları söyledi:
"Bu yolsuzluk operasyonuysa Halk Bankası’nın ne işi var bunun içinde? Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar büyük kamu bankasının genel müdürü rüşvet aldığı iddiasıyla bu şekilde operasyona tabi tutulamaz. Memleketini seven, milletini seven bir savcının yapacağı tek şey var. Önce gider, o bankanın bağlı olduğu bakana gider, ’Sayın bakanım, burada bir yolsuzluk şüphesi var. Biz bir yolsuzluk işlemi yapacağız ama genel müdür bankanın başında bulunursa bu, bankaya zarar verebilir. Lütfen bunu görevden alın, biz de operasyonumuzu yapalım’ der. Siz, ’yolsuzluk operasyonu yapıyorum’ diye Halk Bankası’nın mahrem odasına gireceksiniz, her türlü bilgiyi alıp, getireceksiniz. Peki ya bu bilgiler başkalarının eline geçerse ne olacak? Soruyorum size, Halk Bankası’ndan kim rahatsız? Türkiye’nin İran ile ticaret yapmasından kim rahatsızsa, Halk Bankası’ndan o rahatsız."