TBMM 95 yaşında

Törende, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Atatürk Anıtı'na kırmızı ve beyaz karanfillerden oluşançelenk bıraktı,saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Törene, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz,Adalet Bakanı Kenan İpek,TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, TBMM İdare amirleri ile milletvekilleri, TBMM idaripersoneli katıldı.

Birinci Meclis'te tören

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Ulus'taki Birinci Meclis'te tören düzenlendi. Törene, TBMM Başkanı Çiçek, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel,Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, kuvvet komutanları, AK Parti, CHP ve MHP milletvekilleri katıldı.

Tören, Birinci Meclis'te ilk konuşmayı yapan Sinop Mebusu Şerif Bey'in konuşmasının seslendirilmesi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıylabaşladı. TBMM Başkanı Çiçek, törende yaptığı konuşmada, 23 Nisan 1920'nin Türkiye'nin tarihinde bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Çiçek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde 27 Aralık 1919'da Ankara'ya ulaşan Heyet-i Temsili üyelerinindört aylık bir hazırlık dönemininardındanHacı Bayram Cami'sinde kılınan cuma namazından sonra "tam istiklal tam hürriyet" hedefiyle 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açıldığını hatırlattı.

TBMM'nin açılışıyla Türkiye tarihinde yeni bir dönem başladığını belirten Çiçek, "Böylece binlerce yıllık tarihi boyunca devletsiz kalmamış milletin evlatlarıAnadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti'nden sonra Anadolu'da genç Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmak için tarihi bir adım attı" diye konuştu

Çiçek, Türk milletinin tarih sahnesinden silinmek istendiği yıllarda, Ankara'nın, Anadolu'nun ortasında 20 bin nüfuslu küçük bir şehir olduğunu anımsatarak,"TBMM'nin çatısında kiremitler, milletvekillerinin oturduğu, yakılan soba ve zabıt tutulan kağıtları milletin dayanışmasıyla temin edilmiştir. TBMM'nin açılmasıyla Türk tarihinde bir dönem kapanmış yeni bir dönem açılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu durumu şöyle özetlemiştir:'Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve milletin başında hiç bir kuvvet yoktur, hiç bir makan yoktur, yalnız bir kuvvet vardır o da milli egemenliktir yalnız bir makan vardır milletin kalbi, vicdani ve mevcudiyetidir.'TBMMaçıldığı andan itibaren milletin yegane temsilcidir. Meclisbu vasfıyla milli mücadeleyi zafere ulaştırarak hem Gazi Meclis unvanını hem de kurucu meclis unvanını aldı" ifadesini kullandı.

"Bu nedenle bugün bizlerin coşku günüdür, bayram günüdür"

Türkiye'nin bağımsızlığını canlarından aziz bilen kurucu büyüklerin bu salondan yaptıkları çalışmalarla milleti tarih sahnesinden silinmekten kurtardıklarını vurgulayan Çiçek, ''Onlar yaptıkları görevle milli tarihimize altın harflerle kaydedilmişler, gönüllerimizde müstesna bir yer edinmişlerdir. Onlar düşman toplarının sesi Polatlı'dan duyulurken bile hiç bir yılgınlık göstermemişler, teslim olmayı daasla düşünmemişlerdir. Türk milleti 23 Nisan 1920'de TBMM'yi açarak tarih sahnesine yeniden geri döndüğünü tüm dünyaya ilan etmiştir. TBMM'nin açılmasıyla Türk milletinin tarih sahnesinden silmek isteyenlerin heveslerinin kursağında kalacağı gösterilmiştir. TBMM'nin açılışıyla al bayrağımızı gönderden indirmek isteyenler büyük hayal kırıklığına uğramışlardır. Bu nedenle bugün bizlerin coşku günüdür, bayram günüdür. Hepimize bir kez daha kutlu olsun'' diye konuştu.

''1. Dünya Savaşı'nın çıkışı nedeninin Osmanlı Devleti'nin nüfuzu altındaki toprakları paylaşmak vebizleri tarih sahnesinden silip atmaktır'' diyen Çiçek, günümüzden 100 yıl önce yaşanan ve milletin büyük acılar yaşadığı savaşta emperyalist devletlerinAfrika ve Ortadoğu'da egemenliklerini kabul ettirerek büyük ölçüde amaçlarına ulaştığını kaydetti.

Emperyalist devletlerin ikinci büyük hedefinin iseAnadolu'yu istila edip halkıtarih sahnesinden silmek olduğunu belirtenÇiçek,konuşmasında şu ifadelereyer verdi:

"1. Dünya Savaşının mağlupları arasında sayılmamız istilacı devletlerin bin yıllık hedeflerine ulaşmaları için uygun zemin hazırlamış. Malazgirt'ten Viyana'ya kadar tarihimizi zaferlerle donatan kahraman ordumuzun dağıtılması Anadolu'yu işgal edilmeye ve Türk milletini sildirip yok etmek müsait bir hale getirmiştir. Düşman Türk milletini tarih sahnesinde silip atmak istediğinin ilk ipucunu 30 Ekim 1918'de imzaladığımız Mondros Mütarekesi ile vermiştir. Antlaşma şartlarıyla Anadolu'yu işgal etmek istediğinin ipuçlarını veren düşman nitekim 13 Kasım 1918'de itibaren gemilerini Çanakkale'den sokarak Anadolu'yu işgal etmeye başlamıştır. Düşmanın hedefi, İstanbul dahil Anadolu'ya batıdan kuzeyden güneyden işgal ederek bizi Anadolu'nun ortasına hapsetmekti.Ancak bunlar, bizim milletimizin tarih boyunca hiçbir istilacıya boyun eğmediğini hesaba katmamışlardı. Bu millette esareti kabul ettirmek için genetik hafızasının silinmesi gerekiyordu. Aksi takdirde son ocak sönene kadar direniş kaçınılmazdı. Bunun için milli mücadeleyi yükleyecek ve milli mücadeleyi yürütecek kadroya ihtiyaç vardı.O kadroların liderliğini Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk üstlenmiştir 19 Mayıs 1919'da Samsun'dan başlattığı kutlu yürüyüşle önce Amasya'ya ulaşmış,ardından Erzurum ve Sivas'tan mücadelenin tüm ilkeleri karara bağlanmıştır. Nihai hedefe ulaşma için mücadele karargahı Ankara'ya taşınmıştır.''

"Değişik adlarla,değişik senaryolarla bugün de yenileri sahneye konmakta"

TBMM Başkanı Çiçek, bir milletin birliği ve dirliği bozulduğunda birliğinin yeniden tesis etmenin mukavemet güçlerini oluşturmanın son derece güç olduğuna dikkati çekerek, ''Bu sebepledir ki ki İstiklal Savaşı'nın en zor safhası dağıtılan ordunun yeniden teşkil edilmesi olmuştur. Bir zamanlar Basra Körfezi'nden Adriyatik Denizi'ne hükmeden milletin çocukları başlattıkları mücadele ile ezilen ve istilaya uğrayan tüm mazlum milletlere kurtuluşun yolunu bu mücadeleyle göstermişlerdir'' dedi.

TBMM'yi açana büyüklerin 95 yıl önce bu çatı altında yemin ederek Milli Mücadele'nin neferleri olmaktan başka hiç bir paye peşinde koşmayan fedakar ve aziz insanlar olduğunu ifade edenÇiçek, ''İstiklal Marşı'nı göğüslerimizi gere gere söylememize vesile olan tam inanmış büyüklerimizdi. O yüce insanlar sayesinde 95 yıl önce bugün bağımsızlık meşalesi burada yakılmıştır. O yüce insanlar sayesinde zorbalığa boyun eğilmemiş, büyük emperyalist oyun bozulmuştur. Ülkemize milletimize yönelik oyunlar, saldırılar ve kurulan tuzaklar bitmemiştir, öyle anlaşılıyor ki bitmeyecektir. Değişik adlarla,değişik senaryolarla bugün de yenileri sahneye konmaktadır'' diye konuştu.

Çiçek, son günlerde bazı şahısların ve parlamentoların Ermeni diasporasının ve arkasındaki güçlerin yürüttükleri bir iftira ve karalama kampanyasını parçası olduğuna işaret etti.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, şöyle devam etti:

"Tek yanlı, ön yargılı,tarihi gerçeklikten ve objektiflikten uzak, yok hükmünde olan bu söylem ve kararlarla bir tezgah kurulmaktadır. Bu yüce çatı altında Milletin Meclisi'nin Başkanı olarakbelirtmek isterim ki,1915'te Ermeni çetecilerin eline silahı tutuşturanlar, on binlerce vatan evladının masum kanını akıtılmasını teşvik ve tahrik edenler, her türlü desteği sağlayanlar ilegünümüzde ülkemizi kana bulayan binlerce vatandaşımızın kanını akıtıp, yüreğimizi dağlayan teröristlere silah veren, eğiten, teşvik eden her türlü desteği veren aynı adrestir, aynı çevrelerdir."

Türkiye'nin 40 yıldır kanlı terör eylemleri nedeniyle maddi, manevi çok şey kaybettiğini belirten Çiçek, "Şimdi de sözde soykırım yalanlarıyla yeni bir saldırı başlattılar.Bunu iyi anlamamız lazım.Bir şey daha bilmemiz gerekir ki, bu söylemleri ve kararları alanlarınbazılarının elleri kirlidir ve kanlıdır. Bunu bizim üzerimizde temizlemeye çalışıyorlar.Anadolu'yu kendine yurt edinen milletlerin her zaman uyanık durması gerekir. birliğini bozan, düşmanın oyununa gelen milletler, tarih sahnesinden çekilip gitmişlerdir. Enerjini koruyan milletler tarihin öznesi olmaya devam etmişlerdir. Bizim de her zaman dik ve uyanık olmamız gerekir. Birliğimize ve dirliğimize kastedenlere fırsat vermememiz icap eder" diye konuştu.

Çiçek, milletin senbenkavgasına girmesi halinde hürriyet ve istikbalin tehlikeye düşmesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Milli uyum bozulduğunda dirlik ve düzenimize kastedenlerin amaçlarına ulaşacaklarına şüphe duyulmamalıdır. Anadolu bizim bin yıllık emeğimiz ve ebedi vatanımızdır. Burada da hür ve bağımız bir şekilde bir şekilde yaşadıysak, devletimiz ve milletimiz sayesindedir. Güçlü devletler, güçlü ordularla kurulur. Tarih boyunca da böyle olmuştur. Bu yüzdendir ki Anadolu'yu işgal eden müstevliler ve onların işbirlikçileri Mondros Mütarekesi'nden sonra ilk iş olarak ordumuzu dağıtmışlardı."

Vatanı birliğinin, milletin geleceğinin ve devletin bağımsızlığının söz konusu olması halinde herkesin kader birliği yapmak zorunda olduğunu bildirenÇiçek, bu duyarlılığı 95 yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışını gerçekleştirenlerin gösterdiğini vurguladı.Bugün de devletin bağımsızlığına, milletin hürriyetine kastedenler olduğunda aynı duyarlılığın gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Çiçek, şöyle devam etti:

"Milletimiz menfaatleri için gerektiğinde kişisel menfaatlerimizden feragat etmek gibi bir sorumluluğumuz var. Birinci Meclis'in sahip olduğu yüce ruha, bugüne kadar sahip çıktığımız gibi daha çok sahip çıkmaya devam etmeliyiz. Çünkü varlığımızı ülkemize ve milletimize borçluyuz. Milletimizin ve devletimizin çıkarlarını kendi çıkarlarımızın üstünde tutmalıyız. Allah devlete de millete de zeval vermesin. Şartlar ne olursa olsun, BirinciMeclis bize her zaman örnek olmalı ve olağanüstü şartlar altında bile hukuku ve adaleti üstün tutmalıyız. İlk Meclis'in kuruluş ilkelerinden sapmadan, demokrasimizi yaşatmalı, istikbal ve hürriyetimizi hiçbir şeyle değişmemeliyiz. Bilinmelidir ki Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesi, milletin iradesidir. Bu iradeye her zaman saygı göstermeliyiz."

"Çocukların saygın bir yer edinmelerini istiyoruz"

Çocuklara bayram armağan eden tek ülke olmanın gururunu ve coşkusunu yaşadıklarını belirtenÇiçek, şunları kaydetti:

"Çocuklarımızın başarılı olmalarını dünyada saygın bir yer edinmelerini istiyoruz. Kendimize karşı yozlaşmadan, yabancılaşmadan, kültürümüzle iç içe onları yetiştirmeyi hepimiz görev bilmeliyiz. Yunus Emre'lerin, Mevlana'ların Hacı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu erenlerinin bu toprakların mayasına çaldığı sevgi felsefesini öğrenerek, kardeşlik duygularının daha da yeşermesini istiyoruz. Ekilmeyeçalışılan düşmanlık tohumlarına rağmen bu ülkenin değerlerine ve kültürüne sahip çıkarak çocuklarımızınyetişmelerini amaçlıyoruz. Çünkü bizim birbirimizi sevmekten ve kucaklaşmaktan başka çaremiz yoktur. Birbirimizi sevmeden ve birbirimize güvenmekten başka çıkış yolumuz yoktur. Tarihimizi, kültürümüz, geleneklerimiz ve bu çağın gerçekleri bunu emretmektedir."

"Türkiye hep bağımsız, Türk milleti hep hür kalacak"

Bu arada, Birinci Meclis Özel Defteri'ni imzalayan Çiçek, deftere şunları yazdı.

"Aziz Atatürk ve Kurucu Milletvekillerimiz; Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışının 95. yılında sizleri minnet ve şükranla anıyoruz.

Sizler varlığını Türk milletine adamış, feragat ve fedakarlık abidesi insanlarsınız.

Devletimizi istikbaline kavuşturmak, milletimizin istikbalini kurtarmak için hiçbir paye gözetmeksizin sorumluluk üstlendiniz. Türk ve İslam dünyasının yegane ümidi olarak başlattığınız mücadele sonucunda elde ettiğiniz zafer ile modern Türkiye'nin inşacısı oldunuz.

Sizler, bizlere hür ve bağımsız bir ülkede yaşamanın sevincini yaşattınız. Emanetiniz, emanetimizdir. Hedefimiz devleti ve milleti ile bütünleşmiş güçlü ve müreffeh bir Türkiye meydana getirmektir. Bu hedefe ulaşmak için sizlerin açtığı yoldan yürümeye devam edeceğiz. Geleceğe ilişkin en büyük güvencemiz gençlerimiz ve çocuklarımızdır. Onlar, barış içinde birlikte yaşayabilecekleri bir dünya meydana getirmek için bizlerden daha çok gayret göstereceklerdir.

Sizlerden aldığımız inanç ve ilham ile Türkiye hep bağımsız, Türk milleti hep hür kalacaktır. Sizleri minnet ve şükranla anıyoruz."

Çiçek ve beraberindekiler, daha sonra Birinci Meclis'in bahçesinde Ankara Kulübü seğmenlerinin gösterisini izledi ve onlarla fotoğraf çektirdi.

Özel gündem

TBMM Genel Kurulu,23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM'nin açılışının 95. yıl dönümüdolayısıyla, Meclis Başkanı Çiçek, başkanlığında özel gündemle toplandı.

Çiçek, yaptığı konuşmada,1919’da Samsun’dan başlayankutlu yolculuğun, 9 Eylül 1922’de İzmir’de zaferle sonuçlandığını,dönemin emperyalist güçlerine karşı Türk milletinin kahraman evlatlarınınyeni bir destan yazdığını ifade etti.

Günümüzden 716 yıl önce Söğüt’te göndere çekilen bayrağın bir daha yere düşmemesi için yeni ufuklar açıldığını vurgulayanÇiçek, "Devletimizi yıkılma, milletimizi dağılma noktasına getiren sebepler üzerinde kafa yorulmuş ve yenilenmenin alt yapısı kurulmuştur. Hürriyet ve bağımsızlığımızı bir daha tehlikeye düşürmemek için modern Türkiye’nin temelleri 95 yıl önce atılmıştır" dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin95 yıldır milliiradenin tecelli ettiği kurum olduğunu belirten Cemil Çiçek, millet iradesinin,95 yıl önce, yokluk, yoksunluk içindeki bir imparatorluğun yıkıntılarından modern gelişmiş bir devlet inşa ettiğini söyledi.

Çiçek,"O irade kihiçbir işgali, dayatmayı, kısıtlılığı kabul etmemiş; emperyalistlerin kendisine biçtiği gömleği yırtıp atmış ve kendi kaderini tayin etmek için en zor şartlara göğüs germiştir. O nedenledir ki biz bu yüce Meclise 'Gazi Meclis'diyoruz.Tarihsel anlamı, sıradan bir demokratik kurumdan ya da temsil makamından çok daha fazladır. Bu milletin sadece düşünce ve görüşlerinin temsil edildiği bir kurum değil doğrudan varlığının vücut bulduğu bir kurumdur. Böyle ayrıcalıklı bir Mecliste görev yapmak hem hepimiz için haklı bir gurur kaynağı, hem de ağır bir sorumluluktur " diye konuştu.

TBMM'nin açılması ile Türk tarihinde bir dönemin kapandığını ve yeni bir dönemin açıldığını anlatan TBMM Başkanı Çiçek, konuşmasına şöyle devametti:

"Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle, 'Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır; o da milliegemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.' O sebepleTBMM açıldığı andan itibaren Türk milletinin yegane temsilcisi olmuştur.Ülkemizin bağımsızlığını canlarından aziz bilen kurucu büyüklerimiz yaptıkları çalışmalarla, milletimizi tarih sahnesinden çekilmekten kurtarmışlardır. Onlar yaptıkları görevle millitarihimize altın harflerle kaydedilmişlerdir.

Türk milleti, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarak, tarih sahnesine yeniden döndüğünü bütün dünyaya ilan etmiştir.Bu nedenle bugün bizlerin coşku günüdür. Hepimize kutlu olsun."

"Kirli ve kanlı ellerini bizim elbiselerimiz üzerinde temizlemeye çalışıyorlar"

Cemil Çiçek, bir milletin birliği ve dirliği bozulduğunda, birliği yeniden tesis etmenin, mukavemet güçlerini oluşturmanınson derece güç olduğunu ifade ederek, "O yüce insanlar sayesinde, zorbalığa boyun eğilmemiş ve büyük emperyalist oyun bozulmuştur. Şunu iyi bilmeli ve her zaman hatırda tutmalıyız ki, ülkemize, milletimize yönelik oyunlar, saldırılar, kurulan tuzaklar bitmemiştir. Bundan sonra da bitmeyecektir.Değişik adlarla, değişik senaryolarla bu gün de devam etmektedir" dedi.

Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:

"Son günlerde bazı şahısların ve bazı parlamentoların Ermeni diasporasının ve arkasındaki güçlerin milletimize karşı yürüttükleri bir iftira ve karalama kampanyasına şahit oluyoruz. Tek yanlı ön yargılı tarihi gerçeklikten ve objektiflikten uzak bu söylem ve kararlarla bir tezgah kurulmaktadır. Bu yüce çatı altında Meclis Başkanı olarak belirtmek isterim ki1915’te Ermeni çetecilerinin eline silah tutuşturanlar, binlerce, on binlerce masum Osmanlı vatandaşının, kardeşlerimizinkanın akıtılmasını teşvik eden, tahrik eden her türlü desteği sağlayanlarla, günümüzde ülkemizi kana bulayan, binlerce vatandaşımızın kanını akıtıp yüreğimizi dağlayan teröristlere silah veren, eğiten, teşvik eden her türlü desteği veren aynı adreslerdir, aynı çevrelerdir.

40 yıldır kanlı terör eylemleriyle maddi manevi bize çok acı verdiler.Şimdi de sözde soykırım yalanları ile yeni bir saldırı başlattılar. Bunu iyi anlamamız lazım. Bu söylemlerde bulunanlar ve karar alanların bazılarının elleri tarihte kirli ve kanlıdır. Kirli ve kanlı ellerini bizim elbiselerimiz üzerinde temizlemeye çalışıyorlar."

Birinci Cihan Savaşı'nın, insanlığın yaşadığı en kanlı savaşlardan biri olarak hatırlandığını,20 milyondan fazla değişik dinlerden, etnik kökenlerden ve milletlerden insanınhayatını kaybettiğini anlatanÇiçek, "Ocaklara ateş düşmüş ülkeler harabeye dönmüştür.Ölenlerin hangi etnik kökenden olduğunun önemi yok. Biz hepsinin acısını paylaşıyoruz. Kaldı ki Ermeniler bizim tarihimizde, kültürümüzde önemli bir yere sahiptir. İnsan acılar üzerinden siyaset de yapmaz ayrım da yapmaz.20 milyon içinden sadece bir etnik kökene mensup olanları yücelterek diğer milyonları göz ardı ederek ayrımcılık yapılamaz" diye konuştu.

Çiçek, "Irkçılığın, ayrımcılığın, nefret söylemlerinin ve İslamofobinin tırmandığı bir dönemde kisvesi ve sıfatı ne olursa olsun, sorumluluk taşıyan kişilere tek yanlı suçlamalar ve iftiralar yakışmaz. Bu söylemler her geçen gün daha çok ihtiyacını duyduğumuz barışa da hizmet etmez. Hele hele hukuku hiçe sayan ve kendini hukukun üstünde görerek acılardan husumet çıkarmaya ve bunun üzerinden ülkemize karşı bir siyasi karalamaya kapı açanlarkendini uluslar arası bir ceza mahkemesi ya da tarihçiler kurulu yerine koyarak karar alan parlamentolar, sorumsuz bir iş yapmış olurlar. Bundan böyle herkes bilmelidir ki milletimize, özellikle de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza, onların çocuklarına bu kararlar ve bu söylemler sebebiyle, okullarda, sokaklarda ve iş yerlerinde bir ayrımcılık yapılırsa, nefret söylemleri giderek artarsa, o takdirde bu sorumluluk, bu kararı alanlara, bu söylemlerde bulunanlaraaittir" uyarısında bulundu.

TBMM olarak 2005 yılında oybirliği ile alının kararla,dünyaya 1915 olaylarının tüm yönleriyle aydınlatılması için çağrıda bulunduklarını aktaran Çiçek, "Bu çağrıyı ancak kendine özgüveni olan milletler yapar. Biz tarihimizle yüzleşmeye hazırız ve bunu her vesileyle söyledik. Ancak buna yanaşılmayacağını da biliyoruz. Çünkü bu işin arkasından bu kampanyayı sürdüren ve destekleyenlerin çıkacağından hiç şüphem yoktur.Tarihi acılara istismar mantığı ile yaklaşarak hukuki bir kavram olan soykırımı siyasallaştıracaklarına Akdeniz’in ortasında hayatını kaybeden 700’den fazla göçmenihatırlamaları ve rahatsız olmaları gerekir" eleştirisinde bulundu.

"Her zaman dinç ve uyanık olmamız gerekir"

Anadolu’yu kendine yurt edinen milletlerin her zaman uyanık durması gerektiğine işaret eden Çiçek, birliğini bozan, düşmanın oyununa gelen milletlerin tarih sahnesinden silindiğini söyledi.

Enerjisini koruyan milletlerin tarihin öznesi olmaya devam ettiğini belirten Çiçek, "Bizim de her zaman dinç ve uyanık olmamız gerekir. Birliğimize ve dirliğimize kastedenlere fırsat vermememiz gerekir.Geçmişimiz geleceğimizin referansıdır ama teminatı değildir. Millet, senlik benlikkavgasına girdiğinde, adalet mülkün temeli olmaktan çıktığında, devleti yönetenler vurdumduymaz olduğunda, hürriyet ve istiklalin tehlikeye düşmesi kaçınılmazdır. Milliuyum bozulduğunda, dirlik ve düzenimize kast edenlerin amaçlarına ulaşacaklarından şüphe duyulmamalıdır" diye konuştu.

Vatanın birliği, milletin hürriyeti, devletin bağımsızlığı söz konusu olunca kader birliği edilmesi gerektiğini ifade eden Çiçek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu duyarlılığı 95 yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını gerçekleştiren büyüklerimiz gösterdi. Bugün de bizler, devletimizin bağımsızlığına, milletimizin hürriyetine kastedenler olduğunda aynı duyarlılığı göstermeliyiz.Milletimizin menfaatleri söz konusu olduğunda kişisel menfaatlerimizden feragat etmek gibi bir sorumluluğumuz vardır.

Birinci Meclis’in sahip olduğu yüce ruha, bugüne kadar sahip çıktığımız gibi, bugünden sonra da sahip çıkmaya devam etmeliyiz. Çünkü varlığımızı ülkemize ve milletimize borçluyuz. Milletimizin ve devletimizin çıkarlarını kendi çıkarlarımızın üstünde tutmalıyız".

"Şartlar ne olursa olsun, Birinci Meclis bize her zaman örnek olacakve olağanüstü şartlar altında bile hukuku ve adaleti üstün tutacağız.İlk Meclis’in kuruluş ilkelerinden sapmamalı, demokrasimizi yaşatmalı, istiklal ve hürriyetimizi hiçbir şeyle değişmemeliyiz" diyen Cemil Çiçek sözlerinişöyle tamamladı:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesi, milletin iradesidir. Bu iradeye her zaman sahip çıkacağız.Unutulmamalıdır ki, 23 Nisan 1920 herhangi bir gün değildir. Taşıdığı mana itibarıyla bu tarihi çocuklarımız, gençlerimize en doğru şekilde öğrenmelidir. Onlar bu ülkünün neferleridir. Çocuklarımız ve gençlerimizin yaşadıkları toprakların değerini anlamaları için, dedelerinin, ninelerinin geçmişte verdikleri mücadeleyi bilmeleri gerekmektedir.Bu kutlu gün vesilesiyle çocuklarımızın ve gençlerimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum. Onlar yarınlarımızın güvencesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin doğum günü sayılan bu günü başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Meclisimizin Kurucu Üyelerine borçluyuz. Onları rahmet, minnet ve şükranla anıyorum."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.
Yükleniyor...