Basbakan Davutoglu’nun Hollanda’da Yatirimcilar Forumu’nda yaptigi konusmanin tam metni
Mevkidaşım Sayın Başbakan, Sayın Rutte’yle bir araya gelmeden önce bu toplantıyı yapıyoruz, aslında bir gelenek haline geldi iş dünyasıyla günü başlatmak. Siyasileri daha dinamik hale getiriyor bu tür başlangıçlar güne. Tabii mevcut sorunların daha iyi anlaşılması açısından da yerinde iş ortamıyla ilgili olarak daha sonra tabii ikili ilişkilere geçiyoruz ziyaret kapsamında.
Sizin için iyi bir haberim de var bugün; son olarak bir yaptığımız toplantıda Başbakan Sayın Rutte’yle Davos’ta görüştük ve o görüşme neticesinde bir hükümetlerarası zirvenin iki ülke yapılması bir ilk olacak. Tabi ilgili tüm önemli bakanların katılımıyla bu toplantı yapılacak. İki hafta önce aslında aynı mekanizmayı biz Almanya’yla başlattık, Berlin’deydim Sayın Merkel’le birlikte bu mekanizmanın ilk toplantısını gerçekleştirdik.
Türkiye-Hollanda ilişkileri tabi yeni ilişkiler değil, yeni keşfettiğimiz ilişkiler değil, 2012 yılında 400. yılını kutladık diplomatik ilişkilerimizin ben Dışişleri Bakanıydım o tarihte 2012’de ilk dönemimdi bu toplantıların tamamına katılmıştım. Bir akademisyen ve tarihçi olarak tabi Türkiye-Hollanda ilişkilerinin arka planını da ben biliyorum bağımsızlık kurtuluş savaşı esnasındaki geçtiği aşamalar, daha sonrasında tabi daha öncesinde esasen Osmanlı-Hollanda ilişkileri çok önemli ilişkiler olageldi ve yüzyıllar içerisinde iki ülke arasında aslında sorun yaşanmadı, sorundan ziyade işbirliği kültürel olarak, karşılıklı olarak birbirini anlama daha çok cereyan etti ve Hollanda’daki akademi camiasını da gerçekten çok takdir ediyorum, bu alanda yapmış oldukları çalışmalar için Müslüman medeniyetinin de anlaşılmasına yönelik olarak.
Bu güçlü arka plan tabi bunu dikkate aldığınızda aslında bugün gelinen nokta çok şaşırtıcı değil. Türkiye’de doğrudan yabancı sermayenin en büyük kısmı Hollandalı iş adamlarına sizlere ait o yüzden ben gerçekten minnettar olduğumu tekrar sizlere aktarmak, iletmek istiyorum Türkiye’ye yaptığınız yatırımlar nedeniyle. 2002-2015 yılları arasında 21 milyar Amerikan Doları yatırım ülkemize geldi Hollanda’dan bu bizim için çok önemli bir gösterge dostluğun göstergesi, ama aynı zamanda Hollanda’nın Türkiye’ye Hollandalıların Türkiye’ye göstermiş olduğu ilginin göstergesi.
Bugün Türkiye’de faaliyet gösteren 2490 Hollanda firması var. Bu nedenle kabineyi kurduktan sonra Türkiye’deki yabancı yatırımcılarla bir dizi toplantı gerçekleştirdim, Londra’da aynı şekilde yatırımcılarla bir araya geldik, Davos’ta hakeza, geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan’daydım ve oradaki yabancı yatırımcılarla tekrar toplantılarımız oldu Suudi Arabistan’ın büyük firmalarıyla görüştük, şimdi de Hollanda’da buluyoruz ve aynı geleneğini de burada da devam ettiriyorum, hepinizi Türkiye’ye daha fazla yatırım yapmaya çağırıyorum. Bu elbet benim görevim Türkiye’nin piyasasının, ekonomisinin avantajlarını aktarmak elbet benim görevim, ama bu sadece Türkiye’den gelen bir analiz, Türkiye’nin analizi değil objektif bir gerçeklik bu Türkiye’nin bulunduğu konuma dair. Yatırım için en güvenli yerlerden, en karlı yerlerden biri bugün Türkiye. Zaten şimdi de bir destinasyon olarak, Pazar anlamında, yatırım anlamında nereye gitmeleri gerektiğini zaten biliyorlar. Tabi Hollanda’da Türk firmaları var, Hollanda’da yatırım yapıyorlar, 9 milyar Amerikan dolarına ulaşmış düzeyde son 13 yıl içerisinde. 18 bin kadar Türk müteşebbis Hollanda’da mevcut ve burada sizlerin her birinizin elini sıkarken de çok güzel bir kombinasyon gördüm aslında Türkiye-Hollanda iş camiası açısından bir aile gibi algıladım gördüm. Türkiye’de daha fazla Hollanda menşeli yatırım görmek istiyoruz, yine Hollanda’da daha fazla Türk yatırımı görmek istiyoruz tabi. Bu bugüne kadar bir kazan kazan durumu olarak cereyan ede geldi, şimdi daha fazla kazan daha fazla kazan durumu istiyoruz biz. Son derece rekabetçi ve son derece kritik bir dönemden geçiyoruz biliyorsunuz dünya ekonomisi söz konusu olduğunda, o yüzden iş camialarının tabi birbirlerini tanıdıkları ölçüde işbirliği de yapmaları da gerekiyor ki, küresel meydan okumalara veya güçlüklere olabildiğince doğru yönde cevap verebilsinler.
Geçtiğimiz yıl küresel ekonomik krizin ardından tabi birçok zorlukla biz karşı karşıya kaldık ve Türkiye için 2015 yılı kolay bir yıl olmadı. Ama yılsonu itibarıyla yine aslında başarılı olduk siyasi anlamda, ekonomik anlamda. Siyasi anlamda iki seçimi geride bıraktık demokrasilerde seçimler tabi sağlık göstergesidir, ama iki seçim yaparsanız bazen durum bir yıl içerisinde belki de kritik bir noktaya gidiyor denebilir, çünkü tabi seçimler beraberinde birtakım zorlukları da getiriyor ve seçimlerin ekonomi üzerinde de birtakım etkileri olabiliyor. Ama ben 1 Kasım tarihindeki ikinci seçim neticesinde bugün gelinen noktada çok istikrarlı bir Hükümete kavuşmuş olmamızdan mutluluk duyuyorum. Halkın yüzde 49.5’inin desteğini almış bir Hükümet, yüzde 85 katılım oranı oldu seçimde ve Parlamentoda da yüzde 97.5’lik bir temsil oranı var. Sizi temin ederim ki, dünyadaki bugün en istikrarlı demokratik ülkelerden biri Türkiye’dir. Dört yıldır, dört yıl daha doğrusu herhangi bir yeni bir seçim olmayacak önümüzdeki dört yıl esnasında ve dolayısıyla kolaylıkla Türkiye’de ne olacağını öngörebilirsiniz önümüzdeki yıllar içerisinde. Tabi jeopolitik birtakım güçlükler var çevremizde, ama Türkiye güvenli bir liman tüm bu zorluklara, güçlüklere rağmen. Jeopolitik zorluklar, küresel ekonomik kriz ve birçok diğer sorun Türkiye’nin yüzde 4 ekonomik büyüme kaydetmesinin önüne geçemedi, engel olamadı son çeyrekte. 2015 yılında da ekonomik büyümemiz yaklaşık yüzde 4 civarında olacak ki bu baktığınızda aslında rakam olarak dünyadaki en yüksek rakamlardan biri Çin ve Hindistan’dan sonra OECD içerisindeki en yüksek rakam.
TÜRKİYE DÜNYANIN EN HIZLI BÜYÜYEN ÜLKESİ
Yine son dört yıl içerisindeki 2010-11-15 yılları arasında daha doğrusu yüzde 5.4’lük bir ekonomik büyümeyle Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi, daha doğrusu OECD ülkeleri içerisinde en hızlı büyüyen ülke. Bu da şunu gösteriyor: Türk ekonomisi çok dinamik, çok istikrarlı bir karaktere sahip, yani bir yandan istikrarı politik istikrar var, diğer yanda da ekonomik istikrar var bu güçlüklere, bu zorluklara rağmen. Ki bunlar neticesinde de Türkiye en karlı, en istikrarlı cazibe merkezlerinden biri haline gelmiş oluyor doğrudan yatırım, yabancı yatırım için. Türkiye aslında biz iktidara geldiğimizde düşük ila orta gelirli bir ülkeydi, şimdi yüksek gelirli daha üst veya orta üst gelirli bir ülke klasmanındayız ve hedefimizde yüksek gelirli bir ülke haline gelebilmek önümüzdeki yıllarda.
Kümülatif doğrudan yabancı yatırıma baktığımızda Türkiye’ye yapılan son 13 yıl içerisinde toplam rakam 163 milyar Amerikan doları. Ki bu rakam 1982’den 2002’ye kadar sadece 14.8 milyar Amerikan dolarıydı, yani 22 yıllık bir dönemde 14.8 milyar Amerikan doları yabancı doğrudan yatırım varken, şu anda son 12 yılda 163 milyar dolara çıkmış durumda son 13 yıl içerisinde, yani 10 katından daha fazla. Bu da şunu gösteriyor: Bu yabancı doğrudan yatırım momentumu devam edecektir. Ekonomik büyüme perspektifimize baktığımızda da 4,5-5 gibi bir rakam bekliyoruz 2017-18 yıllarında yüzde 5’e bunun çıkmasını bekliyoruz ve elimizde bütün avantajlar var bunu sağlayabilmek için. Tabi küresel krizden sonra birçok ekonominin karşı karşıya olduğu en büyük zorluk işsizlik olageldi bugüne kadar. Bazı ülkeler birtakım siyasi zorluklar yaşadılar, birtakım istikrarsızlıklar yaşadılar işsizlik sorunu nedeniyle. Türkiye 6.6 milyon yeni iş istihdam kaynağı yarattı 2008 yılından bugüne kadar. Geçtiğimiz yıl seçim yılı içerisinde 1 milyon yeni iş istihdam olanağı yarattık ki bu da zaten imalatın, üretimin ve iş fırsatlarının ne kadar yükseldiğini, arttığını gösterir. 2015 yılının Ekim ayı itibarıyla istihdam oranı yüzde 46.2’ye yükseldi. Yabancı doğrudan yatırım açısından tabi ki piyasa önemli, pazar önemli ama dinamik bir nüfusun olması da o ülkede önemli yatırımın geleceği açısından. Enflasyon en büyük zorluklardan olageldi bizim için, geçtiğimiz yıl yüzde 8.8 civarındaydı enflasyon oranı, ama bu da aslında Türk Lirası’nın değer kaybetmesinden kaynaklandı. 2015 yılında yüzde 49’a ulaştı bizim yayılmamız ve Türkiye ihraç ürünlerini arttırdı. Ve ihraç ürünlerimizin sayısına baktığımız zaman 1 milyarın üzerinde sadece 9 tane ürünümüz vardı, şimdi 31’in üzerine çıktı, 1 milyarın üzerindeki ihracat piyasası 2002 yılında sadece 8’di ve bugün 32 ülkeye ulaşmış durumda.
BUGÜN HÜKÜMET BÜTÇE AÇIĞIMIZ ‘SIFIR’
Mali politikalarımız ve mali pozisyonumuz gerçekten çok güçlü. Bu yıl 2015 yılı itibarıyla gayrisafi yurt içi hasılaya oranla bütçemiz dengede sıfır açık var ve 2002 yılında bu çok yüksekti, 2002 yılında yüzde 10.8’di. Ve bugün hükümet bütçe açığımız sıfır ve elbette ki bu Avrupa’daki ülkelerin de çok büyük bir kısmından, hemen hemen hepsinden daha iyi Maastricht Kriterleri göz önünde bulunduğunda. Ve bugünlerde yeni bütçemiz Parlamentomuzda şu anda.
Kamu sektörünün borcuna baktığımız zaman, 2015 yılında gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 30’larına kadar geriledi ki 2002 yılında yüzde 70’ler civarındaydı; OECD ve G-20 ülkeleri arasında kıyasladığınız zaman oldukça iyi bir noktadayız.
Bankacılık sektörümüz oldukça sağlam ve güçlü. Sermaye yeterlilik oranımız da G-20 üyesi ve OECD üyesi ülkeler arasında en iyilerden bir tanesi.
Bütün bu istatistiklere baktığınız zaman, Türk ekonomisinin istikrarlı ve büyüyen ekonomilerden bir tanesi olduğunu görüyorsunuz zaten. Tabi ki reforma ihtiyacımız olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu giriş konuşmamdan sonra ben sizlerden de daha fazlasını duymak istiyorum. Bizden Türkiye’de her noktalara eğilmemizi istiyorsunuz yatırım yapmanız için? Ama ondan önce ben bazı reformlardan bahsetmek istiyorum ve ileriye doğru kalitatif bir sıçrama yapmak istiyorsak yapacağımız şeylerden bahsediyorum.
Üç reform kategorimiz bizim için önemli. Bunlardan bir tanesi sektörel dönüşüm, makro reformlar ve yapısal dönüşümlerimiz yine makro reformlar ve Avrupa Birliği’ne katılım süreci.
Bir kez daha gururla, iftiharla ifade etmek istiyorum ki, 1 Kasım’da seçimleri kazandık ve 24 Kasım’da Hükümeti kurduk ve 10 Aralık’ta ben reform programımızı açıkladım. Yani seçim kampanyası döneminde vermiş olduğumuz vaatleri hayata nasıl geçireceğimizi ortaya koydum ve 1 haftalık, 1 aylık, 3 aylık, 6 aylık, 1 yıllık ve 4 yıllık zaman çizelgeleri içerisine oturtulmuş bir şekilde bunu ortaya koyduk. Ve şu anda 2 ay geçti onun üzerinden ve vermiş olduğumuz vaatlerin yüzde 66’sını hayata geçirdik, geriye kalanların da tabi ki Parlamentoda bazı kanunlarla gerçekleşmesi gerekiyor, ama yüzde 66’sı, yani 3’te 2’si tamamlanmış durumda. Bu da halkın gözünde Hükümete olan güveni gerçekten üst noktaya çıkarıyor, yani bu Hükümet verdiği bir vaat varsa onu tutar diye.
İlk 3 ay içerisinde baktığımız zaman, reformlarımızın büyük bir kısmı ya Parlamentoya gönderildi Parlamentoda bekliyor ya da Parlamentoda kabul edildi. Bu bize şunu gösteriyor ki; biz ne kadar güçlü bir siyasi iradeyle bu programları hayata geçirmek için yola koyulmuşuz.
Sektörel dönüşümle alakalı olarak geçtiğimiz yıl 25 tane sektörel dönüşüm paketi ilan ettik ve 1250 eylem tanımlandı bu paket içerisinde. Bunlar niyet listesi veya istek listesi değil, bunlar bütün gerekli kurumlara, bakanlıklara tevdi edildi, aynı zamanda bunlar için bir zaman çizelgesi de oluşturuldu. Tabi ki bunların tamamı bizler için ve sizler için önemli ve tabi ki bizim Yatırım Ajansımız bu programın ayrıntılarını sizlerle paylaşacaklar. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için sizler daha fazla neler istiyorsunuz, bunu da sizlerden duymak istiyorum.
Mevduatların arttırılması, verimliliğin arttırılması ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele, iş gücü piyasasının iyileştirilmesi, sermaye piyasasının iyileştirilmesi, esnekliğin sağlanması, bunlar için kanunlarımız var ve yabancı yatırımlar piyasa esnekliğinin olmasını istiyordu, biz de Parlamentoya bunanla ilgili bir kanun taslağı sunduk ve esnek bir iş gücü piyasamızın olması için çalışmalar yapıyoruz.
Yine kalifiye insan kaynaklarının çekilebilmesi, sağlık turizminin geliştirilmesi, belli teknoloji alanlarının ticari hale getirilmesi, sağlık bakım hizmetleri sanayinin, endüstrisinin geliştirilmesi ve buna benzer birçok program sizlerin ilgisini çekiyordur Hollandalı firmaların. Enerji ve ulaştırma da bunların arasında, enerji verimliliğin arttırılması, yerel ve yenilenebilir enerji üretiminin arttırılması, rekabet gücünün arttırılması ve toplumsal uyumun sağlanmasıyla enerji verimliliğinin sağlanması, yine ulaştırmadan lojistiğe kadar bütün anlar bunların içerisinde. Daha birçok sektörel dönüşüm planlanmakta.
Yapısal reformlar da önemli. Yapısal reformlar kalitatif paradigma kayması ve sıçraması yapmak istiyorsak bizler için çok önemli. Bunlardan bir tanesi, belki birincisi, şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele, etik ve dürüstlüğün ve hesap verebilirliğin kamu sektöründe güçlendirilmesi ve arttırılması ve Kamu İhale Kanununun iyileştirilmesi.
İkincisi ise, esnek çalışma ortamının getirilmesi, yine kıdem tazminatıyla alakalı düzenlemeler yapılması suretiyle iş gücü piyasasının iyileştirilmesi.
Yine yeni bir patent kanunu çıkarılarak ar-ge konusunda teşviklerin verilmesiyle ilgili bir çalışma Meclise gönderildi şu anda.
Küçük ve orta boy yüksek teknoloji üreten firmalara destek verebilmek açısından çalışmalarımız da var.
Yine bu alanlarda çalışacak özel mahkemelerin kurulması çalışmalarımız var.
Yine harcama reformuyla birlikte performansa dayalı bütçeleme için de çalışmalar yapıyoruz.
Yine kamu yönetimi ve kamu personeli reformuyla birlikte kamu hizmetlerinin kalitesinin arttırılması bizim amacımız. Size söz veriyorum, gelecekte çok daha az bir bürokrasiyle karşılayacaksınız Türkiye’de.
Altıncı ise, adli reform yapmak istiyoruz. İş dünyasından gelen taleplerden, isteklerden bir tanesi de buydu. Bu reformla birlikte biz modern tahkim mahkemeleri, tahkim sistemi, özel uzmanlaşmış mahkemeler oluşturacağız.
Yedincisi, eğitim sisteminin reformu. Öğretmen eğitimini artırmak, yine performans ve kalite endeksi getirmek, okula dayalı bütçelemenin getirilmesi gibi çalışmalar yapılacak.
En son olarak da enerji piyasası reformunun yapılması ve enerji piyasasının liberalleştirilmesi. Lisans ve izinlerin kolaylaştırılması, vergi teşviklerinin sunulması, enerji verimliliğinin teşvik edilmesi ve enerji verimliliğinin teşvik edilmesi.
Bir diğer konu ise Avrupa Birliği’ne giriş sürecimiz. 29 Kasım’daki AB-Türkiye Zirvesiyle birlikte AB’ye katılım sürecimiz yeniden bir ivme kazandı ve önümüzdeki dönemde Brüksel’de bir başka toplantı daha yapacağız.
Sayın Hollanda Başbakanıyla bu benim 3’üncü veya 4’üncü toplantım ve yapacak olduğumuz daha birçok toplantı var.
Katılım sürecimizin motivasyonuna baktığımız zaman, biz bu katılım sürecinin getirdiği motivasyonla yeni reformlar yapmak istiyoruz ve yeni fasılların da bunun sonucunda açıldığını görmek istiyoruz.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ajandanın yeniden canlandırılması, önümüzdeki dönemde yapacağımız çalışmaların arasında olacaktır.Sizlerin de fark edeceğiniz üzere Türkiye’nin ekonomi ve siyasetteki performansı istikrarlı bir ülke olarak ortaya çıkmakta ve birçok gözlemci buna hayranlığını gizlememekte. Ama tabii ki bu bizim için yeterli değil. Biz dünyadaki ilk 10 en büyük ekonomi arasında olmak istiyoruz; bunun için daha fazla reforma, daha fazla dinamizme, daha fazla kalitatif dönüşüme ve değişime ihtiyaç duymaktayız. Tabii ki ekonominin kırılganlığı ve bulunduğumuz bölgedeki jeopolitik durumu da göz önünde bulunduruyoruz, ama Türkiye bütün doğrudan yabancı sermaye akımlarına açıktır.
HER YOL İSTANBUL’A ÇIKACAK
Ben bitirmeden önce İstanbul örneğini vermek istiyorum size. Şirketlerinizin büyük bir kısmının İstanbul’da merkezleri veya şubeleri var. İstanbul’un bir finans merkezi olarak yükselişini görmek istiyoruz. İstanbul’un bütün ulaştırma çalışmaları için bir merkez olmasını istiyoruz.
Hem sizin için, hem de bizim için güzel bir haber vermek istiyorum; iki hafta önce İstanbul, Avrupa’nın en büyük üçüncü havaalanı haline geldi Londra ve Paris’ten sonra yolcu sayısı açısından. Tabii ki bu bizim için yeterli değil. Yakın zamanda önümüzdeki 4 yıl içerisinde en geç İstanbul dünyanın en büyük havaalanına sahip olacak. Kapasitesi 150 milyon yolcu olacak yıllık.
Ben tarih uzmanı bakış açısından baktığım zaman, hangi şehirler yükselir, hangi şehirler daha üst noktaya gelir diye baktığım zaman, emtianın ulaştırmasının yapıldığı yerlere bakıyorum. Tarihsel olarak İpek Yolu bildiğiniz gibi bütün dünya ekonomisi ve dünya siyasetinin merkezindeydi o geleneksel dönemde. Şimdi küresel bir çağda yaşıyoruz ve bütün istatistikler gösteriyor ki İstanbul küresel şehirlerden bir tanesi haline gelecek ve dünyadaki bütün her yere gidebileceğiniz bir şehir haline gelecek. Türk Hava Yolları şu anda mucizeler yaratıyor ve destinasyon sayısı açısından en büyük havayolu haline geldi, 283 tane destinasyon var. Ve sizlerin de merkezi veya şubesi İstanbul’da olursa uçak değiştirme sıkıntınız da olmayacak, 283 destinasyona doğrudan İstanbul’dan uçabileceksiniz.
Benzer bir şekilde geçtiğimiz hafta Kazakistan’daydım ve bizler İpek Yolu’nun demiryolu hali hakkında konuşuyorduk. Çin’den Kazakistan’a, Aktobe, Hazar Denizinde, oradan Bakü’ye, oradan Gürcistan’a, oradan da Marmaray’la birlikte Avrupa üzerinden Londra’ya kadar gidebilecek bir hattan bahsediyoruz. Önümüzdeki yıl Bakü-Tiflis-Kars demiryolunu yaptığımız zaman bu halkayı tamamlamış olacağız. Ve çok büyük planlarımız var hızlı trenle alakalı olarak. Şu anda bir başka tünel açıyoruz İstanbul Boğazının altından ve orada demiryolu tünelimiz zaten var ve dünyada ilk defa demiryolunun geçeceği bir tünelimiz olacak.
Akdeniz’in en büyük limanlarının bazıları da Türkiye’de ve Hollanda firmaları zaten bunlarla çalışıyorlar, bunları biliyorlar.
Bütün karayolları, demiryolları ve havayolları çok yakın bir zamanda İstanbul’da birleşecek ve Romalıların dediği gibi, Roma İmparatorluğu’nun en yüksek dönemlerinde denildiği gibi, her yol İstanbul’a çıkacak. Ve bizler İstanbul’u bu nedenle bir finans merkezi haline getirmek de istiyoruz.
TÜRKİYE’DE YERLİ OLMANIZI İSTİYORUZ
Bizden istediğiniz her şeyi yapmaya hazırız ve bizim konuğumuz olmanızı ve sadece konuğumuz olmanızı da değil bir Hollanda firması olarak değil Türk firması olarak Türkiye’de yerli olmanızı istiyoruz. Bizim için Türkiye’ye kim yatırım yapıyorsa menşei önemli değil Türk firmasıdır artık. Ve Türkiye’ye yatırım yapan kim olursa olsun, Türkiye’ye kim güveniyorsa, ellerindeki doküman, pasaport ne olursa olsun biz onlara Türk vatandaşı olarak muamele ediyoruz, büyük ailemizin bir parçası olarak muamele ediyoruz. Ve Türk konukseverliğini hepiniz zaten biliyorsunuz. Nüfusumuz son istatistiklerle birlikte 78 milyona ulaştı, 78 milyondan da daha fazla, 78 milyon 600 bin küsur esasında. Ve sizin de varlığınızla birlikte Türkiye’nin nüfusu çok daha artacaktır. Ve bizde misafirler ev sahibi gibi muamele görür.
Ben bir kez daha teşekkür ediyorum bu fırsatı verdiğiniz için. Sizin gözlemlerinizi dinlemek de benim için çok kıymetli olacak, bizden beklentileriniz nelerdir. Ve Türkiye’de kendinizi evinizde hissedeceksiniz ve Hollanda’daki Türk firmalarının da zaten kendilerini burada evlerinde hissettiğini düşünüyorum bu güzel ülkede.
Havaalanından buraya gelirken çok güzel bir gökkuşağı vardı ve şoförümüz şöyle dedi: Bu gökkuşağını biz sizin için hazırladık hoş geldiniz hediyesi olarak; bu jest için de teşekkür ediyorum.
Dolayısıyla kalbiniz misafirlere açıksa her şeyi yapabilirsiniz, bizim de kalbimiz size açık, lütfen Türkiye’ye gelin ve daha fazla yatırım yapın.