Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Mus 6. Olagan Il Kongresinde yaptigi konusmanin tam metni

 

Sevgili Muşlular, AK Parti teşkilatlarımızın kıymetli mensupları, değerli dava ve yol arkadaşlarım, değerli hanımlar ve gençler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Saygıdeğer Divan, partimizin 6. Olağan Kongresinin partimize, tüm Muşlulara hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

“Yol üstünde duraram,

Men boynumu vuraram,

Gelen geçen yolcudan,

Men Muş’umu soraram.”

Uzunca bir aranın ardından tekrar tekrar Muş’ta olmaktan, siz dava arkadaşlarımla hasret gidermekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. AK Parti Muş İl Kongresinin şehrimiz için yeni bir direnişe, yeni bir dirilişe vesile olmasını diliyorum.

Muş teşkilatımızda görev alan tüm kardeşlerime emekleri, gayretleri ve fedakarlıkları için teşekkür ediyorum. Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Muş teşkilatlarımızda vazife üstlenmiş tüm kardeşlerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum, ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.

Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma ülkem ve partim adına teşekkür ediyor, sancağı devralacak kardeşlerime de Yüce Mevla’dan muvaffakiyetler diliyorum.

Bugün bizi bir kez daha bağrına basan, dışarıda en az salondaki kardeşlerim kadar şu anda kongreyi izleyen dava arkadaşlarım var, tüm Muşlu kardeşlerime gönülden teşekkür ediyorum.

Yiğitlerin, kahramanların, Sultan Alparslan’ın şehrini bugün bir kez daha yürekten selamlıyorum. Heybetli dağların, bereketli toprakların, coşkun nehirlerin şehrini gönülden selamlıyorum. Muş Selçukludur, Muş Osmanlıdır, Muş Cumhuriyettir, Muş tarihimizdir, kimliğimizdir, özümüzdür. Buradan Muş’un tüm ilçelerindeki, bütün köylerindeki, mahallelerindeki kardeşlerime en kalbi sevgilerimi yolluyorum.

Sözlerimin hemen başında 1071’de Anadolu’nun kapılarını milletimize açan Malazgirt’in muzaffer Komutanı Sultan Alparslan’ı ve onun kahraman ordusun tazimle yad ediyorum.

Tabi bu arada hemen Sayın Valimize de sesleniyorum, inşallah önümüzdeki yıl Malazgirt’teki kutlamalara geldiğimizde bazı taleplerim olmuştu, onları da gidermiş olarak, gerek zemin, gerek çevre düzenlemelerini de yapacak ve Malazgirt’teki kutlamaları bu defa çok daha coşkulu, çok daha güçlü bir şekilde inşallah yad edeceğiz.

Ben de sizlerle gurur duyuyorum.

Gençler, o Sultan Alparslan ki Malazgirt’te cenk meydanına, ya Rabbi, seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor, senin için savaşıyorum. Ey Allah’ım, niyetim halistir, bana yardım et diyerek çıkmıştır. Biz işte o Alparslan’ın izinde yürüyenlerdeniz.

Rabbimin mağfireti, Sultan Alparslan askerlerinin yanı sıra bin yıldır bu topraklar için şehit düşen kahramanların üzerine olsun.

Muş, 15 Temmuz gecesi darbecilerin karşısına cesaretle dikilerek, istiklalini ve istikbalini savunan şehirlerimizin önünde gidiyordu. Bu vesileyle, 15 Temmuz şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum.

Sevgili kardeşlerim; bizim geleneğimizde makamlar, koltuklar, payelerin hepsi araçtır. Biz bu dünyada Hakk’a layıkıyla kul olmak, halkımıza da en iyi şekilde hizmet etmek için bulunuyoruz. Yarın emri hak vaki olduğu zaman bizden geriye kalacak olanın, mal, mülk, mevki değil, inşa ettiğimiz eserler olacağını gayet iyi biliyoruz. Bu kubbe baki kalanın sadece hoş bir seda olduğunun hepimiz farkındayız. Bu şuurla gece-gündüz demeden, ülkemiz ve milletimiz için çaba sarf ediyoruz.

Bir taraftan Türkiye’yi ekonomik, askeri ve diplomatik olarak büyütürken, aynı zamanda komşularımız başta olmak üzere nerede bir ihtiyaç sahibi varsa onların imdadına koşuyoruz. Bugüne kadar daima siyasi meselelerle, insani gündemleri ayrı ayrı değerlendirdik. Siyasi alanda yaşanan gerilimlerin, komşuluk ve kardeşlik hukukumuzu zedelememesine asla izin vermedik. Ülkemiz sınırları içinde olduğu gibi, bölgemizin her yerinde de köken, din, dil ayrımı yapmadan tüm mazlumların yaralarına merhem olduk.

AK Partiyi kurduğumuzda etnik, dini ve bölgesel taassup asla yapmayacağımızı, yapılmasına da müsaade etmeyeceğimizi söylemiştik. Hamdolsun, 16 yıldır bu sözümüze halel getirmedik. Hayata geçirdiğimiz sessiz devrimlerle, ret, inkar ve asimilasyon politikalarına son verdik. Hiç kimsenin diline, inancına, kültürüne karışmadık, hiçbir vatandaşımızın hayat tarzından dolayı ötekileştirilmesine müsaade etmedik. 81 vilayetiyle, 80 milyonuyla, 780 bin kilometrekare vatan toprağıyla tüm Türkiye’yi kucaklamanın gayreti içinde olduk.

Gençler, ülkemizin son 15 yılı devletle milletin arasındaki mesafenin kapandığı, birlik ve beraberliğimizin güçlendiği, özgürlüklerin genişletildiği bir dönem oldu. Bu genişlemenin arkasından Türkiye’nin son 15 yılı demokrasinin şaha kalktığı bir süreç oldu. Bugün pasaportu ve parası itibar kazanmış, ekonomisi 3 kat büyümüş, milli geliri 3500 dolardan 11 bin dolara çıkmış bir Türkiye var.

Hatırlayın, 15 yıl önce paralarımızda bol sıfırlar var mıydı? 6 sıfır var mıydı? Biz bu 6 sıfırı attık mı? Ve düşünün, tuvalete 1 milyona gidilen günler vardı. Sıfırları attık, 1 liraya gider hale geldik; nerelerden nerelere. Ama bugün tabi birçok yerde bunu konuşsak herkes unutmuştur hafıza-i beşer nisyan ile malul.

IMF’e borcumuz neydi? 23,5 milyar dolar. Kimler yaptı? Bizden öncekiler, Bay Kemal, onlardan bize miras kaldı, diğerlerinden bize miras kaldı, koalisyon hükümetlerinden bize miras kaldı. Peki, biz bu 23, milyar doları 2013 yılında sıfırladık mı? Sıfırladık. Şu anda bizim IMF’e borcumuz var mı? Yok. Şimdi IMF bizden borç istiyor. IMF kapısında 3-5 cente muhtaç olan, el açana bir Türkiye vardı. Şimdi gene Türkiye’ye bir kumpas uygulamaya çalışıyorlar.

Gençler, sizinle beraber buradan tüm Türkiye’ye bir sinyal veriyorum, bak bu çok önemli bir sinyal; bazı haberler alıyorum, bazı sinyaller alıyorum, bazı işadamlarının varlıklarını yurt dışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum. Ve buradan sesleniyorum,  önce kabinemize sesleniyorum, bunların hiçbirine çıkış için asla izin vermemelisiniz, çünkü bu adımlar ihanet-i vataniyedir. Bu ülkede kazanıp, bu ülkenin varlıklarını yurt dışına kaçırmaya çalışanlara asla biz iyi nazarla bakamayız.

Bakınız, Merkez Bankamızın varlığı 27,5 milyar dolardı, şimdi hamdolsun, Başbakanlığım döneminde 136 milyar dolara kadar çıkmıştı, şu anda da 117-120 arası bir rakamdayız. Bak, nereden nereye, 27,5 milyar dolar, 120 milyar dolar. Yükselecek, çünkü biz bu 136 filan, onları da geçeceğiz. Şartlar ne olursa olsun, bağımsızlığımızın ve milli menfaatlerimizin gerektirdiği şeklide tavır alabilen güçlü bir Türkiye var.

İşte sizler son günlerde sergilenen çifte standartları takip ediyorsunuz değil mi? Sevgili dostlar, kardeşlerim; Hans’a, George’ye, Micke göre değil, Hasan’a, Ahmet’e, Ali’ye göre hareket etmemiz birilerinin canını fena halde sıkıyor. Alışmışlar emir kipiyle konuştukları eski Türkiye’ye, alışmışlar Batıdan daha çok Batıcı bir ülkeye, alışmışlar baskılarla yıldırdıkları, tehditlerle diz çöktürdükleri, diledikleri zaman oyun dışına attıkları o pısırık ülkeye, bir türlü büyük, güçlü ve bağımsız Türkiye’yi hazmedemiyorlar. Eski Türkiye’nin patronları bizim bu milli ve yerli duruşumuzdan rahatsızlıklarını her fırsatta gösteriyorlar. Türkiye’nin sorgusuz, sualsiz kendilerine tabi olmaması, milli menfaatlerinin bekçiliğini yapması karşısında adeta kuduruyorlar. Üstelik bu tavırlarını öyle gizli, saklı da değil, göstere göstere sergiliyorlar.

Mesela ne yapmışız? Sözleşmemiz olan bir ülkeden vatandaşımız kışın üşümesin, ekonomimizin çarkları durmasın diye doğalgaz satın almışız. Diğer ülkeler gibi bizi de sadece Birleşmiş Milletler’in kararları bağlar. Türkiye Birleşmiş Milletler’in kararlarını harfiyen uygulamış mıdır? Uygulamış. Uluslararası taahhütlerini yerine getirmiş mi? Getirmiş. Üstelik bizim yaptığımız işin müttefiklik ruhuna aykırı bir tarafı da yok. Şartların el verdiği ölçüde elimizden gelen iyi niyeti de sergiledik mi? Sergiledik. Bunu yüz yüze görüşmelerimizde kendilerine de açıkça izah ettik, buna rağmen ülkemize yönelik suçlamalar akıl alır gibi değildir. Tamamı FETÖ’nün servis etti, Ana Muhalefet Partisi eski vekillerinin kuryelik yaptığı, hiçbir hukuki geçerliliği olmayan kayıtlarla ülkemizi sanık sandalyesine oturtuyorlar. Hadi işin ticari boyutunu bir kenara bıraktık, çünkü kendi yaptırımlarını asal delenler bizzat kendi firmaları. Buna rağmen ortada ticari bir hesaplaşma varsa onu da kendi mecrasında takip etmek gerekir. Asıl önemli olan, meselenin siyasi bir zemine çekilmeye çalışılmasıdır. Bu durum sadece hukukla değil, ahlakla da bağdaşmıyor. Bu dava 17-25 Aralık kumpasının okyanus ötesine taşınmış halinden başka bir şey değildir. Ortada bir mahkeme yoktur, sadece şantaj malzemesi üretme gayreti vardır. Kimse kusura bakmasın, biz bu şantaja boğun eğmeyiz. 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü alçakların silahlarının sindirmediği bu milleti, açık söylüyorum, FETÖ’nün kuklası olmuş mahkemeler de sindiremez.

Değerli kardeşlerim; FETÖ’cü senaristlerin tıpkı 17-25 Aralık yargı-emniyet darbesinde olduğu gibi, bu süreçte de ana hıyanetin başındaki zata rol biçtiklerini görüyoruz. Partisinin Grup toplantılarını aylarca paralel çetenin montajlarını dinletmeye tahsis eden bu zat değil miydi? FETÖ’nün trolleri sosyal medyadan, CHP’nin trolü Meclis kürsüsünden şahsımız, partimiz ve hükümetimiz aleyhine aylarca iftira kampanyaları yürüttüler. Biz milletimizle omuz omuza vererek paralel yapıyla mücadele ederken, bu zat FETÖ’cü televizyon kanallarının değişmez konuğu olmuştu, milletvekilleri de FETÖ’nün gazetelerinde kapı nöbeti tutuyordu. Paralel ihanet çetesiyle mücadelemizi en çok engellemeye çalışanlar bu partinin milletvekilleriydi.

Bu zat aynı tavrını 15 Temmuz kanlı darbe girişiminden sonra da devam ettirdi. O gece, dikkat edin, bizler Yeşilköy’de Atatürk Havalimanına geldik, biz havalimanına geldiğimizde onbinler oradaydı. Peki, ne diyordu bu zat? Diyordu ki, bir darbe olduğu zaman tankların önüne önce ben çıkarım diyordu. Kim diyordu? Bay Kemal. Peki, bu Bay Kemal o gece saat benden önce 11-11,5 gibi, 11:20 Atatürk Havalimanına geldi, havalimanına geldiği zaman oradaki arkadaşları onu karşıladılar ve tanklar oradaydı. Arkadaşları tankların başındakilerle gittiler görüştüler, görüştükten sonra geldiler haber verdiler, haberi verdikten sonra Bay Kemal tankların arasından tıpış tıpış yürüdü, arabasına bindi ve Bakırköy Belediye Başkanının evine gitti. Ondan sonra da utanmadan ne dedi? Bu bir kontrollü darbedir dedi. Ya kontrollü darbenin sanığı sensin be, sensin sen. Çünkü o gece hemen sehpaya kahveler kondu, o kahvelerini yudumlarken bir taraftan da ekranlarda darbeyi izliyordu. Şahsım, Enerji Bakanımız, eşim, kızım, torunlarım, biz havalimanına indiğimizde, meğerse bu gelmiş ve oradan kaçmış. Ya sende yürek yok, sen dürüst değilsin ya, sen dürüst değilsin.

7 Ağustos’ta Yenikapı’da yaptığımız o muhteşem bulaşmaya ben bu Beyefendiyi de davet ettim, Sayın Bahçeli’yi davet ettim, Sayın Bahçeli anında bana olumlu dönüş yaptı ve geleceğini söyledi. Bu ise önce gelemeyeceğini söyledi, bu Bay Kemal önce gelemeyeceğini söyledi, sonradan ne olduysa birileri herhalde üzerine gittiler, ikna ettiler, Cumartesi günü bizim o muhteşem buluşmamız vardı, Cuma akşama doğru katılacağının haberini aldık. Dürüst ol dürüst, her zaman yalan söyledin, her zaman yalan söylemeye devam ediyorsun, İşte şimdi yine bir yalan maalesef. Ama unutma, yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Yine FETÖ’nün sosyal medya tetikçilerinin servis ettiği yalan-yanlış bilgilerle günlerce Milli İstihbarat Teşkilatımızı hedef aldı. Ana kuzuları diyerek masum göstermeye çalıştığı FETÖ’cü teröristlerin nasıl acımasızca millete kurşun sıktığının görüntüleri her yerde var. Biz yalanları ortaya çıktıkça utanır, belki biraz kendine çekidüzen verir diye beklerken, bu zat iftiralarının çıtasını daha da yükseltti. Bir yalanını örtmek için ertesi gün daha büyük bir yalan ve iftirayla karşımıza çıkıyor. Bunun yalanlarının tek alıcısı ise CHP içindeki küçük bir kliktir.

Ancak, son olay bir kaset operasyonuyla bu zatı CHP Genel Başkanlığına taşıyanların 2019 seçimlerine farklı bir isimle gitmek istediklerine işaret ediyor, gidicidir Bay Kemal. Geçen hafta göz göre göre tongaya bastırılmasının başka bir izahı olmaz.

Az buçuk hesap bilen, ticaretten anlayan, eskilerin demiyle Ali okulunu bitiren herkes, önündeki kağıtları okuyunca meselenin başka tür bir şey olduğunu anlar. Her ne kadar hesap uzmanı olduğunu iddia etse de, bu zat okuduğunu da anlamıyor. Geçmişte ülkemiz maliyesinin belinin yıllarca niye doğrulmadığı bugün daha anlaşılıyor. Bu zatın Genel Müdürlüğü altında SSK’nın niçin battığı şimdi çok daha iyi ortaya çıkıyor. Ama her halükarda bu şahsın siyasetteki son kullanım süresini tamamladığı anlaşılıyor. Ne diyelim, kasetle gelen dekontla gider, bunu böyle biliniz.

Değerli kardeşlerim, biz rakiplerimizin zayıflığından gururlanan bir parti değiliz, asla da olmadık. Türkiye gibi güçlü bir ülkenin Ana Muhalefet, diğer adıyla ana hıyanet partisinin de belli bir kalibrenin, belli bir standardın üstünde olması gerekir. Hangi iktidar terör örgütlerinin oyuncağı olmuş bir muhalefet ister? Hangi siyasetçi karşısında bu kadar zayıf bir rakiple mindere çıkmak ister? CHP’nin içine düştüğü veya düşürüldüğü durum, CHP’li samimi kardeşlerim kadar bizi de üzüyor. Bu durum bizim yükümüzü de daha da artırıyor. Bir yandan Muş gibi uzun yıllar ihmal edilmiş illerimize hizmet götürürken, diğer taraftan da bu tür malayani işlerle uğraşmak zorunda kalıyoruz.

Kardeşlerim; biz birileri gibi seçim öncesi Muş meydanında oy isteyip, seçim sonrası aldıkları oyları bir avuç Cihangir elitine peşkeş çekenlerden olmadık. Biz Muş’u sadece seçim dönemlerinde hatırlayanlardan olmadık, tüm Türkiye gibi Muş’a da gece-gündüz hizmet götürdük. Hamdolsun, 15 yılda Muş’a 9 milyar liradan fazla yatırım yaptık, yani 9 katrilyon.

Eğitimde 3300 adet yeni derslik inşa ettik. Bugün 9 bin öğrenciye sahip Muş Alparslan Üniversitesini biz kurduk biz.

300 yataklı merkez devlet hastanesi ve 100 yataklı Bulanık Devlet Hastanesi başta olmak üzere, toplam 32 adet sağlık yatırımı gerçekleştirdik.

TOKİ kanalıyla 1544 konut uygulaması başlattık.

Muş’ta 2002 yılı sonuna kadar, bakın bu çok önemli, 16 kilometre bölünmüş yol yapılmış, biz buna 114 kilometre daha bölünmüş yol ilave ettik. Bakınız, 79 senede 16 kilometre. Yolçatı-Tatvan-Muş demir yolumuzu yeniledik. Muş Havalimanının yolcu trafiği geçen yıl 374 bini aştı. Muş Havalimanını kimler yaptı? Biz yaptık.

Muşlu çiftçilerimize sadece geçen yıl 126 milyon lira destek verdik. 15 yılda verdiğimiz destek tutarı 808 milyon lirayı geçiyor, yani 808 trilyon. Muş damızlık manda üretim ve damızlık koç, teke üretim merkezi oluyor. Hayvancılık alanında Muş’un potansiyelini harekete geçirerek ülkemizin önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirmek istiyoruz; tamam mı gençler?

Merkezde zaten kullanılan doğalgazı Bulanık ilçemize de götürüyoruz.

Muş Belediyemiz şehrimizin en önemli sıkıntılarından olan içme suyu meselesini inşallah çözüyor.

Sizlere söz verdiğimiz gibi, Alparslan-2 Barajındaki suyun devreye girmesiyle bu sorun artık kökten hallediliyor.

Kardeşlerim, AK Parti olarak önümüzdeki dönemde her alanda çalımlarımıza hız vereceğiz. Bir taraftan kongrelerde içerideki yenilenme sürecini tamamlarken, diğer taraftan da 2019’a hazırlanmalıyız. Son yaşadığımız hadiseler gelecek 1,5 yılın bizim açımızdan hiç de kolay geçmeyeceğini gösteriyor.

Ülkemize yönelik saldırıların arttığı bu dönemde birliğimizden, beraberliğimizden asla taviz vermeden mücadelemizi sürdüreceğiz, hiç kimsenin aramıza girmesine müsaade etmeyeceğiz. Çevremizde yaşanan felaketler bu tür fitnelerin nelere yol açabileceğinin ispatıdır. Türkiye tökezlerse, unutmayın, emin olun umudunu bize bağlamış yüzmilyonlar, evet, onlar da tökezler.

Türkiye, Kürt, Türk, Arap ayrımı yapmadan bölgesindeki tüm ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşan tek ülkedir. Son Irak depreminde olduğu gibi Kuzey Irak’taki kardeşlerimizin imdadına yine ilk biz yetiştik. Siyasi meselelerin komşuluk hukukumuzun önüne geçmesine asla izin vermiyoruz. Bu anlayışla, Yemen’den Libya’ya, Suriye’den İran’a ve Mısır’a kadar kim dara düşmüşse daima kardeşlerimizin yanında olduk, inşallah bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz. Tüm hizmetlerin kesintiye uğramaması için 2019 çok büyük önem taşıyor. 2019 öncesinde sizlerden, özelikle kadınlarımızdan ve gençlerimizden çok daha çaba bekliyorum. Önümüzdeki dönemi iyi değerlendirdiğimizde inşallah Muş’ta çok farklı bir manzara ile karşılaşacağımıza inanıyorum.

Kardeşlerim, unutmuyoruz değil mi? 2019 Mart belediye seçimleri, buna hazır mıyız? Gençler, kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Hanımlar, kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Durmak yok, yola devam diyor muyuz?

Ana kademe, çok koşacağız. Sizi yordum değil mi? Şöyle bir kalkalım bakalım ayağa, yoruldunuz biliyorum. Bizim sözümüz var ya, şarkımız var.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Muş’u hatırlatıyor.

Kalın sağlıcakla, Allah yar ve yardımcımız olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.