Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in TÜBA Ödül Töreni’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Muhabbetle, saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Bilimler Akademisi Ödüllerini kazanan tüm bilim insanlarımızı gönülden tebrik ediyorum.

Şimdi bu yılki Türkiye Bilimler Akademisi Uluslararası Akademi Ödüllerini takdim edeceğimiz bilim insanlarını, gerçi az önce ekranda izlediniz, ben de burada açıklıyorum:

Fen ve mühendislik bilimleri alanında ödül sahibimiz, az önce de özledik, kablosuz iletişim sistemleri konusunda çalışmalarıyla İstanbul Medipol Üniversitesinden Profesör Doktor Hüseyin Arslan’dır.

Sağlık ve yaşam bilimleri alanında ödül sahibimiz migren, inme ve beyin hasarı gibi nörolojik hastalıklarla ilgili çalışmalarıyla Harvard Üniversitesinden Profesör Doktor Cenk Ayata’dır.

Sosyal ve beşeri bilimler alanında ödül sahibimiz hukuk tarihi ve karşılaştırmalı hukuk çalışmalarıyla Macaristan Bilimler Akademisi ve Eötvös Lorand Üniversitesinden Profesör Doktor Gabor Hamza’dır.

Her 3 bilim insanını da tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Hüseyin Aydın ve Cenk Ayata hocamızın henüz 50 yaşına dahi basmadıkları öğrendim. İnşallah bu hocalarımızdan daha uzun yıllar boyunca çok önemli hizmetler, çok önemli çalışmalar bekliyoruz.

Macaristanlı dostumuz Profesör Doktor Gabor Hamza, hem Gabor, hem Hamza, bu yönüyle tabi çok çok ilginç, hukuk alanında dünyanın pek çok ülkesinde çalışma yürütmüş ve pek çok önemli ödül kazanmış bir bilim insanıdır. Kendisinin bu büyük birikimiyle hukuk alanında insanlığın geleceğine ışık tutacak kıymetli çalışmalara imza atacağına inanıyorum.

Türkiye Bilimler Akademisinin bir de üstün başarılı genç bilim insanı ödülleri var. Çeşitli üniversitelerimizden ve çeşitli branşlardan yardımcı doçent ve doçent seviyesindeki 39 genç bilim insanına da ödüllerini takdim edeceğiz.

Ankara ve İstanbul yanında Erzurum’dan İzmir’e, Antalya’dan Zonguldak’a, bütün bu şehirlerimizde ülkemizin her köşesindeki bilim insanlarımızı bu listede görmekten memnuniyet duyuyorum.

Bir başka ödül kategorimiz de bilimsel telif eser ve Halil İnalcık Özel Ödülüdür. Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Halil İnalcık Hocamızın adına verilen ödüle Osmanlı dönemindeki sosyoekonomik ve sosyopolitik değişim konusundaki incelemesiyle Hacettepe Üniversitesinden Doçent Doktor Fatih Yeşil layık görülmüştür.

Kayda değer eser ödüllerini de mühendislik alanındaki ileri dinamik isimli çalışmasıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinden Profesör Doktor Yücel Ercan ile Hazreti Muhammed döneminde Yahudiler isimli çalışmasıyla Marmara Üniversitesinden Profesör Doktor Nuh Arslantaş’a takdim ediyoruz.

Bu bilim insanlarımızı da şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum.

Böylece bu yıl Türkiye Bilimler Akademisi ödüllerini vereceğimiz isimleri açıklamış olduk.

Ülkemizde bilimin ve bilimsel çalışmaların gelişmesine verdikleri katkı için akademimizin tüm mensuplarına şükranlarımı sunuyorum.

Değerli dostlar; bilim insanoğlunun fıtratında var olan merakla yürüttüğü ve hiç bitmeyecek olan bir arayışın, bir keşfin adıdır. Tarih boyunca bilimi Yaratıcının büyüklüğünün ispatı olarak kullanan da, Yaratıcıya isyanının gerekçesi haline dönüştüren de olmuştur. Medeniyetler arasındaki fark, bilimin bizatihi kendisinden ziyade işte bu fikri ayrışmadan kaynaklanıyor. Yoksa tedavisi bulunan her hastalık, daha gelişmişi üretilen her teknolojik araç, daha kapsamlısı ortaya konan her sosyal çalışma tüm insanlığa hizmet eder. Elinizdeki imkanları hangi amaçla kullanacağınız tamamen sizin hayatı ve dünyayı algılama biçiminizle ilgilidir. Mesela atomu parçaladıktan sonra bomba da yapabilirsiniz, herkese yetecek elektrik enerjisi de üretebilirsiniz. Barutu en güçlü bombaları imal etmek için de, geçit vermez dağları delip geçmek için de kullanabilirsiniz. Eğitimde-öğretimde bulduğunuz yeni bir yöntemde ayrımcılığı körüklemek için de, yürekleri birleştirmek için de faydalanabilirsiniz, bu terciler tamamen size kalmıştır.

Biz bilimin insanlığın ortak faydasına hizmet edecek çıktılar üretmesinden yanayız. Mesela geçtiğimiz günlerde Tesla markasıyla elektrikli araç çalışmaları yürüten Elon Musk bir ziyaret yaptı bizlere, kendisiyle bir görüşmemiz oldu. Tabi kendisinin gerçekten nedenli heyecan dolu olduğunu gördüm, nedenli aşk dolu olduğunu gördüm. Kendisinin hayalleri, heyecanı, gayreti gerçekten takdire şayandı. Elektrikli araç projesinin tek başına insanlığın son 1-1,5 asrına damga vuran petrol odaklı çatışmaların, yıkımların, acıların dinmesi anlamına geleceğine inanıyorum. Bu gelişmelerin ülkemizin çevresindeki geniş coğrafyada süren enerji kaynaklarına hakim olma kavgasının bir an önce bitmesine vesile olmasını tüm samimiyetimle temenni ediyorum. Masumları dünyaya sadece güç ve para gözüyle bakan insanlığın ortak malı olan kaynakları asırlardır sömürdükleri halde hala doymayan güçlerin tasallutundan kurtaracak her gelişme bizi elbette sevindirir.

Tabi gönül ister ki, dünyanın huzuruna ve refahına katkıda bulunacak bilimsel çalışmalar bizim ülkemizden çıksın, bizim bilim insanlarımızın damgasını taşısın. Her konu gibi maalesef bilim de belirli ülkelerin tasallutu altındadır. Elbette burada tüm suçu, tüm günahı karşı tarafa yıkıp da kendimizi rahatlatmak kolaylığına kapılmıyoruz, böyle bir lüksümüz yok, hiç şüphesiz bizim de eksiklerimiz, bizim de hatalarımız, yanlışlarımız var.

Birkaç yüzyıl öncesine kadar dünyanın tüm önemli bilim insanlarının çekim merkezi olan coğrafyamız, bugün sefalet ve acı içinde kıvranıyorsa önce kendimizi sorgulayacağız, nerede yanlış yaptık, yanlışımız nerede, nerelerde aksaklıklarımız var; bunları bir defa aşmamız lazım. Teşhisi doğru koymazsak, tespitleri doğru yapmazsak, bundan sonra ne olması gerektiğini de doğru şekilde belirleyemeyiz. İşte bunun için öncelikle bilimin, bilimsel çalışmaların ve insanlığın bu yolda verdiği mesainin anlamını zihinlerimizde doğru yere oturtmalıyız. Stratejimizi isabetli bir şekilde belirledikten sonra inanıyorum ki işimiz daha kolaydır, aksi takdirde taklitçilikten öteye geçemeyiz.

Sevgili dostlar: Türkiye her alanda olduğu gibi, bilimsel çalışmalarda da bölgesinde öncülük etmek mecburiyetindedir. Bunun bir iklim meselesi olduğunu biliyoruz. Mehmet Akif Ersoy’un o meşhur şiirini burada hatırlatmak isterim:

“Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir

Onu en çolpa herifler de emin ol becerir.

Sade sen gösteriver ’işte budur kubbe’ diye

İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.

Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman

Bir Süleyman daha lazım, yeniden bir de Sinan.

Bunların var mı sizin listede hiç benzeri; yok.

Ya ne var? Bir kuru dil, siz buyurun karnım tok.”

Evet, Süleyman ile Sinan biraraya gelmeden eser ortaya çıkmıyor; yani mimar ve lider. Ne tek başına Süleyman’ın, ne de tek başına Sinan’ın buna gücü yetmez, mutlaka ikisi birlikte olacak. Öyle kuru sözle, sadece konuşmakla, sadece eleştirmekle, sadece iftira atmakla bir yere varılmıyor. Ülkeye hizmet etmek için, millete hizmet etmek için, insanlığa hizmet etmek için çalışmak lazım, kararlılık lazım, vizyon lazım, hepsinden önemlisi aşk ve iştiyak lazım. İşte biz de bu anlayışla geçtiğimiz 15 yılda ülkemizi bilimin her alanında ileriye taşıyacak ve bu çalışmalarla birlikte eserleri ortaya koyacak bir desteği verdik.

Fen ve mühendislik bilimlerinde, savunma sanayi başta olmak üzere her alanda devrim niteliğinde reformlar gerçekleştirdik. 15 yıl önce iktidara geldiğimizde biz savunma sanayinde her ürünü dışarıdan isteyen, işte Amerika’nın, batının kapılarında kuyruğa giren ve her söylediğimizde aldığımız cevap şudur: Kongre müsaade etmiyor. Öbür tarafa gidiyorsunuz, bakıyorsunuz öyle rakamlar çıkıyor ki karşınıza almak adeta mümkün değil. Bir başkasıyla konuşuyorsunuz, önümüzde İsrail, 10 tane insansız hava aracı alacaksınız, tamir gerekiyor, bakım gerekiyor, 50 dereden 50 türlü su getiriyorlar size. Ama kötü komşu bizi ev sahibi yaptı ve biz şimdi insansız hava aracımızı da yapıyoruz, silahlı insansız hava aracımızı da yapıyoruz. Ve şimdi inşallah tanklarımıza başlıyoruz, zırhlı taşıyıcılarımızı yapıyoruz ve artık ihtiyaçlarımızın büyük bir kısmını kendi ürünlerimizle karşılar hale geldik. Kendi kendimize yetmek zorundayız. Onun için tabii bilim insanımızla siyasetçimiz Akif’in ifade ettiği gibi el-ele vermek durumunda.

Sağlık bilimlerinde Türkiye’yi Batı ülkelerinin dahi önüne geçiren gelişmelerin önünü açtık.

Sosyal bilimlerde yurt içinde ve yurt dışında çok önemli çalışmalara imza atan ciddi bilim insanlarımızın yetişmesini sağladık. Bugün geldiğimiz yer önemlidir, ama asla yeterli değildir. Türkiye yıllarca yurt dışına beyin göçü veren bir ülke olarak anıldı. Bugün yetişmiş insanlarımızı ülkemizde tutmanın yanında, yurt dışına gitmiş olanları tekrar ülkemize getirmenin çabası içerisindeyiz.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız başta olmak üzere bu konuda önemli çalışmalar yürüten tüm kurumlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Özel sektör kuruluşlarımızın, sanayici ve işadamlarımızın da bu sürece daha fazla katkı yapmasını beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Ülkemizin geldiği yer itibariyle kimsenin yurt dışına gittiğinde daha fazla imkana, daha fazla fırsata, daha fazla desteğe kavuşamayacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

Batı ülkelerinde 2008 küresel kriz finans krizinin yıkıcı etkileri hala hissediliyor. İşte son büyüme oranını gördünüz, yüzde 11,1 ile dünyada 1 numara olduk. Bu kriz ülkemizi teğet geçtiği için hızla toparlandık ve rekor büyüme oranını yakaladık. Hatta 15 Temmuz darbe girişimi gibi tarihi bir şoku dahi çok kısa sürede atlattık. Ülkemiz ekonomisini hedef alan gizli-açık pek çok saldırıyı da püskürttük. Onun için bu üçüncü çeyrek gerçekten çok çok önemliydi. İnanıyorum ki yılsonu itibariyle herhalde bizim yüzde 7,5 civarında bir büyüme oranını yıllık olarak yakalayacağız. Tabii girişimcilerimizin önünü açmak için özellikle Kredi Garanti Fonu aracılığıyla Eylül ayı itibariyle 350 bin firmamıza 220 milyar lira kredi desteği sağladık. Her zaman ifade ettiğimiz gibi biz üreten, çalışan, emek veren, ter döken herkesin yanındayız, yanında olmayı sürdüreceğiz.

Benzer bir başarıyı ihracatta yakaladık, bu da çok önemli. Kasım sonu itibariyle 2017 ihracatımız 143 milyar doları geçti. Geçmişte yıllık bazda 158 milyar doları bulmuştuk. Muhtemelen yeni bir rekorla bu yılı tamamlayacağız. İthalatımızdaki artış daha ziyade altın ve petrol fiyatlarının yükselişinden kaynaklanıyor. Uluslararası yatırımlardaki nispi azalışı turizmdeki yükselişle telafi ettik. Örneğin, 800 milyon liralara turizm gelirimizin düştüğü bir dönemden, şimdi tabii Rusya’yı kastediyorum, şimdi Rusya’yla olan turizmdeki gelirimiz hamdolsun 4,5 milyar doları yakaladı.

Döviz kurunun yüksekliği hep ifade ettiğim gibi kesinlikle ekonominin gerçekleriyle uyumlu değildir. Bunun için de döviz kurunda kısa sürede doğru dengenin bulunacağına ben inanıyorum.

Ekonomideki kısa süreli manipülasyonlarla faiz artırımı baskısını meşrulaştırma gayretlerini beyhude bir çaba olarak görüyorum. Ama şunu da söyleyeyim: Ben yüksek faize karşı olduğumu burada tekrar açıklıyorum, açıklamaya da devam edeceğim. Çünkü yüksek faizin olduğu bir ülkede enflasyonun düşmesi mümkün değildir. Bunu sizler hafıza kaydınıza alınız. Ve şu anda ödenen faizlerle bizler çok daha ciddi yatırımları yapma imkanına sahibiz. Bunu bir defa aşmamız lazım. Ama bunu da hafıza kayıtlarımızdan özellikle silmemiz lazım. İnşallah 2018 yılı her alanda olduğu gibi ekonomik alanda da çok daha büyük atılımlara, çok daha büyük başarılara imza attığımız bir yıl olacaktır.

Değerli arkadaşlar; biz kendimize güvendiğimizde, kendimize inandığımızda, kendi hedeflerimize sıkı sıkıya sahip çıktığımızda aşamayacağımız hiçbir engel, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. Ülkemizin uzun yıllar boyunca yaşadığı sıkıntıların temelinde tarihimizde ve ecdadımızla ilişkimizin kesilerek özgüvenimizin törpülenmiş olması yatar. Allah’ın izniyle 2023 hedeflerimize ulaşarak bu kötü hatıraları tamamen zihnimizden kazıyıp atacağız. İşte o zaman 2053 ve 2071 vizyonlarımızın da önümüzde pırıl-pırıl parlamaya başladığını göreceğiz. Hem hedeflerimizi gerçekleştirmek, hem vizyonlarımızı gerçeğe dönüştürmek için bilim insanlarının desteğine ihtiyacımız var. Burada şahit olduğum manzara, özellikle genç bilim insanlarımızın gözlerinden okuduğum heyecan ve cesaret gelecek için doğrusu bana ümit veriyor.

Büyük ve güçlü Türkiye yolunda gösterdiğiniz gayret, verdiğiniz emek ve yaptığınız katkı için şimdiden her birinize şahsım, milletim adına ayrı-ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Ödüllerini takdim edeceğimiz bilim insanlarımızı bir kez daha tebrik ediyorum.

İnşallah önümüzdeki süreçte bu Türkiye Bilimler Akademisi Uluslararası Akademi Ödüllerinin uluslararası prestijinin de artacağına inanıyorum.

Akademi yönetimine bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum.

Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.